Yazmak, çoğu zaman içe doğru yapılan uzun bir yolculuğun dış dünyada bıraktığı izdir. Her yazar kendi sessizliğinden, kendi karanlığından ve kendi hakikatinden yola çıkar; zamanla bunlardan bir dünya kurar. İçten Kozmosa, yazarların bu yaratım serüvenine iki soru eşliğinde yaklaşmayı amaçlıyor. Çünkü bazen bir yazarı anlamak için bütün kitaplarını okumak yerine, doğru iki soruyu sormak yeterlidir.
İç dünyanızdaki duygu ve düşünceleri özgün bir anlatı evrenine dönüştüren yazarlık yolculuğunuz nasıl şekillendi?
Her insanın hayat yolculuğunda sığındığı, fırtınalardan kaçıp soluklandığı ve kendini en yalın haliyle ifade etmeye ihtiyaç duyduğu gizli limanları vardır. Benim için bu limanın adı kelimelerin dünyası, yani yazmaktır. Zaman geçtikçe, tecrübelerim çoğaldıkça ve olgunlaştıkça yazmaya olan inancım da bu yoldaki başarım da bir nehir gibi gürleşti. Yazının her halini seviyorum; fakat ruhumun en çok yankı bulduğu, kendini en ait hissettiği yer kesinlikle çocuk edebiyatı.
Çünkü biliyorum ki çocukluk, insanın en temiz, en saf ve en maskesiz yanına ayna tutar. Hayatın keşmekeşliğinde ne zaman dursam, tökezlesem ve “Acaba şimdi ne olacak?” diye çıkmaza girsem, yüzümü hemen çocukluğuma dönerim. Ne zaman o günlerden heybeme bir pay alsam, yolumun hep güzelliklere, aydınlıklara ve şenliklere çıktığını büyük bir tecrübeyle gördüm.
Çocukluk kavramı benim için böylesine bir pusulayken hayatıma bir de öğretmenlik mesleği dahil oldu. İşte o an taşlar yerine oturdu ve zihnimde o kaçınılmaz soru doğdu: “Yazmak hayatımın merkezindeyken, çocukluk ruhumu besleyen en büyük kaynakken ve her gün zaten çocukların dünyasındayken neden benim hayatımda çocuk edebiyatı olmasın?”
Yazarlık bana tepeden inme bir unvan olarak değil, adeta ruhuma atfedilmiş bir görev gibi geldi. Hayatımdaki tüm bu noktaları birleştirmek, potansiyelimi ortaya çıkarmak ve çocukların saf dünyasına kelimelerimle dokunabilmek; bu hayatta heybeme kattığım en büyük nimet, en güzel hediyedir.
Yazdığınız onca hikâye, karakter ve dünyanın merkezinde yer alan; hala da peşinden gitmeyi bırakmadığınız temel soru nedir?
Tüm o kurulan dünyaların, kalemi her elime aldığımda yeniden doğan karakterlerin ve satırlara üflediğim her ruhun merkezinde yankılanan, beni hiç terk etmeyen o kadim soru şudur:
Dünya ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, hayat bizi ne kadar yorarsa yorsun; içimizdeki o ilk ve en temiz ışığı —yani çocukluğun o neşeli, mucizelere inanan ve hayata hayranlıkla bakan o saf yanını— incitmeden nasıl koruyabiliriz? Dahası, bu safiyeti köksüz bırakmayıp, bizi biz yapan dini ve milli değerlerimizle nasıl harmanlayabiliriz?
İşte yazdığım her hikâyenin merkezindeki asıl arayışım bu: Çocuklarımızın hem kalbindeki o şenlikli dünyayı korumak hem de onları geçmişine bağlı, inançlı, köklü, bilinci ve farkındalığı yüksek bir nesil olarak geleceğe hazırlamak. Peki, çocuklarımızı bu durumla nasıl hemhâl edebilir, fırtınalara karşı ruhu güçlü, kimliği sağlam bir nesil inşa edebiliriz?
Teşekkür ederiz.
Muaz ERGÜ
Nisa GÜNBEYİ
- Kalemiyle zihinleri, sevgisiyle yürekleri imar eden bir eğitimci ve genç yazardır.
- Kelimelerini çocuk edebiyatının, eğitimin ve toplumsal vicdanın hizmetine sunan yazar, her satırında çocuk ruhunun gizemli coğrafyasını zenginleştirmeyi ve insanlığı ayakta tutan değerleri yüceltmeyi amaçlar.
- Kürsüdeki eğitimci kimliğini masasındaki yazarlık zarafetiyle harmanlayarak, yeni nesillerin sadece bilgiyle değil; adalet, merhamet ve yüksek bir sorumluluk bilinciyle kuşanması için emek vermektedir.
- Ferdî tekâmül ile toplumsal uyanışı aynı potada eriten Günbeyi, entelektüel derinliği ve idealist duruşuyla edebiyat ve eğitim dünyasında kalıcı izler bırakmaya devam etmektedir.
Eserleri
- Keşifler Adası
- Düşler Bahçesi
- Kanatlarımın Yolculuğu
- Filistin’e Kırk Kelam
- Minik Kalemlerden Dev Mısralar “Filistin”
- Minik Kalemlerden Dev Mısralar “Doğu Türkistan”
- Ruhumuzu Keşfetmek

Son Yorumlar