Türkçeye Patakla onları adı yakıştırılarak kazandırılabilecek Beat em up, yerinde artık yeller esen bir video oyunu çünkü sadece tacı değil tahtı da, kapıyı 90’lar çalmadan tarûmar olmaktan kurtulamamıştır. Kavgacı adını da taşıyan ve Kavgacı yaftası yapıştırılan karakterin çevreden gelen düşman karakterleri yakın dövüş teknikleriyle alt etmeyi merkezine oturtan böyle bir oyunun, piyasaya 2001 yılında sürülen bir albüme ilham vermesine, o albüm, Iggy Pop imzasını taşıyorsa şaşırmamak gerekir çünkü müptelalarının ikonlaştırmakta ve ikonlaştırdıkları için de hayal kırıklığına uğramakta gecikmedikleri Pop’un erkek egemen söylemin yerini sağlamlaştırmayı amaçlayan müziği kavgadan azade değildir. Öyle ki sözü edilen fiil, Pop, ununu eleyip, eleğini duvara astığını ilan ettiğinde de yanından ayrılmamıştır.
Mehmet Küçük’ün, Can Yücel’in inşa ettiği Türkçe Söyleme geleneğinden ziyadesiyle beslenerek Türkçeleştirdiği, Seks İsyanları üst ve Toplumsal Cinsiyet, Başkaldırı ve Rock’n Roll alt başlığını taşıyan, Simon Reynolds ile Joy Press’in yazdıkları, 2004 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan, ele aldığı mevzuları mesele olarak görüp deştiğine vâkıf olmaya yanaşmayan zevahir kurtarma teşebbüsçülerinin gayretiyle isminden hareketle kendisine yüklenilen kitapta, erkek egemen söyleme hizmet etmekten bıkmamasından hareketle iğneli fıçıya oturtulan Pop’un muhalifliği de aynı kitapta sarakaya alınmıştır. Pop da Coca Cola’nın Türkiye için finanse ettiği konsere katılarak muhalifliğin m’sinde durmak gibi bir derdinin olmadığını gözler önüne sermiştir.
Pop dâhil birçok ismi ve onun yıllarca çalıştığı The Stoges’ın da içinde bulunduğu sürüsüne bereket grubun muhalifliklerini sorgulayan, sorgularken, Depeche Mode’a hakkını teslim ederek onu doğal olarak dışarıda bırakan kitap, muhalifliği konumlandırırken, Sartre’ın muhalif ile asiyi ayrı yerlere oturtmasından istifade etmiştir.
Sartre’ın nazarında muhalif, asi gibi günü kurtarma derdiyle yanıp tutuşmadığı, insanları değil, varolagelen düzeneği sorguladığı için onunla aynı konumu paylaşamaz.
Pop’un muhalifliğin kıyısına yanaşmadığına verilebilecek nadide örneklerden biri de kuşkusuz, sözlerini, Rock’un Raklaşmasına itiraz eden bilinçli dinleyicilerce tanınan ama müzik anlayışı hakkında kalem oynatılmayan, Amerika Birleşik Devletleri’ne Kanada’dan gelen Whitey Kirst ile gün ışığına çıkardıkları Football’dur.
Söz konusu çalışmasında kendisini Bir futbol bebeği olarak tanıtan Pop, Beat em up demekten de imtina etmez ama patakladığı futbol endüstrisi değil, müziğin kendisidir. Çalışmanın Beat em up’ta yer alması boşuna değildir.
Albümün isminden yola çıkılarak Pop’un, Beat Generation’dan feyz aldığına da ulaşılamaz çünkü onun kavgası videoda kalmış, şarkı sözleri; Jack Kerouac, Allen Ginsberg gibi isimlerin aba üstünden sopa sallayan cümleleriyle ortak paydada buluşamamıştır.
Pop’un kulağa aşina müziğiyle ilerleyen Football, dinleyicisini, aslında samimiyet mahrumu olmayan ama yanlış konumlandırılan bir şarkıcı ve şarkı sözü yazarıyla yeniden tanıştırmıştır.
Kendisini; Sanatçı, Yaratıcı, Dâhi olarak görmemesi ve böylesi sıfatlara bel bağlayarak karşısına çıkanları umursamaması, onun sadece samimi değil, aynı zamanda hakiki duruşunu da belgelemesi bağlamında önemlidir.
Sorun Iggy Pop’da değil, onu algılama sorunu yaşayanlarda aranmalıdır.
Algılama sorunu, neoliberal düzenekle canciğer kuzu sarması olmuş yığının kurtulamadığı, daha doğrusu kurtulmak istemediği illetlerdendir.
Rock’u ısrar ve inatla Rak’laştıran, Rak’laştırdığı müzikte, hakiki Rock tınısı arayan, karşısına çıkan sadece Rakçı değil, Rockçuda da muhalif duruş görmeye çalışanlar bilinçlenmedikçe, illet de etkisini hissettirmeye devam edecektir.
Mehmet Akif ERTAŞ

Son Yorumlar