Çarlık Monarşisi döneminde Kafkasya, Kafkasya Özel Valiliği adlı idarî birim tarafından yönetilmekte iken 13 Mart 1917 tarihinde Çarlık Rusyası‘nın başkenti Petrograd’da gerçekleşen Menşevik Devrimi sonrasında anayasa kabul edilene dek görevde kalacak olan geçici hükûmet tarafından Kafkasya’nın idaresi için bahse konu idarî birim yerine 22 Mart 1917 tarihinde Kafkasya’nın, özellikle de Transkafkasya’nın (Güney Kafkasya/Maverâ-yı Kafkasya)’nın yönetimi için kısa ve Rusça adıyla OZAKOM (Özel Maverâ-yı Kafkasya Komitesi) adında geçici bir idarî organ oluşturulmuştur. Ancak OZAKOM, Ekim Devrimi’ne kadar geçen süre zarfında pek bir varlık gösteremediği ve bölgenin sorunlarını da yeterince çözüm getiremediği için halk nezdinde de beklediği desteği bulamamıştı. Ekim Devrimi ile birlikte Bolşevikler Rusya’da merkezî yönetimi ele geçirmiş olmakla birlikte Menşevik unsurların ağırlıkta olduğu Tiflis’te Gürcü, Ermeni ve Azerbaycanlı delegeler tarafından 24-27 Kasım 1917 tarihlerinde yapılan toplantı sonucu Bolşevik hâkimiyetini tanımayan ve Rusya Kurucu Meclisi toplanana kadar da geçici bir hükûmetin kurulması kararı alınır, Rusya’da Kurucu Meclis oluşturuluncaya kadar, OZAKOM’un yerini alacak olan (bölgenin geçici hükûmeti olarak) Tiflis’te bir tür federasyon olan ZAKAVKOM (Maverâ-yı Kafkas Komiserliği /Hükûmeti) teşkil edilerek hükûmet üyeleri belirlenmiştir.
Tiflis’te bu gelişmeler yaşanırken Bakü Guberniyasının (idarî yönetim biriminin) arazisinde 2 Kasım’da Ermeni asıllı Bolşevik Stepan Şaumyan liderliğinde üyelerinin çoğunluğu Bolşevik olan Bakü Sovyeti Hükûmeti (2.7.1917-26.7.1918) kurulmuştu. Şaumyan Mart 1918 ayında Bolşevik lider Lenin tarafından Kafkaslarda Bolşevik iktidarın etkin hâle getirilmesiyle görevlendirilmiştir. 30 Mart- 3 Nisan 1918 döneminde yaşanan ve Mart Olayları olarak bilinen hâdiselerde Bakü şehri ve civarında Bakü Sovyeti ve Ermeni Devrimci Federasyonu kuvvetlerinin Müsâvât Partisi ve Kafkas Süvari Tümeni arasında meydana gelen çatışmalar sırasında Azerî sivillere yönelik katliam yaşanmış olup, Azerbaycan Türkü ve diğer Müslümanlardan 3.000-12.000 arasında insan öldürülmüştür. 1918 Mart Olayları sonucunda Bakü’de iktidar tamamen Bolşeviklerin eline geçtikten sonra, Bakü’deki mevcut yönetimin 13 Nisan’dan sona erdiği 31 Temmuz’a kadar “Bakü Komünü” olarak tanınmıştır. Bu yönetim 31 Temmuz 1918 tarihinde sona ermiştir. Gerek Mart 1918 olayları esnasında Bakü’nün Türk ve Ermeni sakinleri arasında çıkan çatışmalarda, gerekse de Bakü Komünü olarak adlandırılan dönemde Azerbaycan Türkleri sayısız sıkıntılarla karşı karşıya kalmıştır.
Maverâ-yı Kafkas Komiserliği tarafından 22 Nisan 1918 tarihinde Gürcü, Ermeni ve Azerbaycanlı kurucu unsurlardan oluşan Transkafkasya (Maverâ-yı Kafkasya–Güney Kafkasya) Federal Cumhuriyeti ilan edilir. Ancak iç ve dış politikaya ilişkin konularda önemli fikir ayrılıklarına sahip Maverâ-yı Kafkas Hükûmetindeki Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan temsilcilerinin uzlaşma zemininden uzaklaşmaları üzerine, Maverâ-yı Kafkas Seymi (Yasama Meclisi) 26 Mayıs 1918 tarihinde Tiflis’te yaptığı son toplantıda kendi kendini feshettiğini ve Maverâ-yı Kafkas Hükûmeti’nin de sona erdiğini bildirir. Aynı gün Gürcüler ile Ermeniler bağımsızlığını ilan etmiş, 28 Mayıs’ta da Azerbaycan Millî Şûrâsı (Meclisi) Gence’de kurucu lider Mehmet Emin Resûlzâde’nin (1884-1955) önderliğinde “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez” nidâlarıyla bağımsızlığını ilan etmiştir. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin Bakü’de değil de Gence’de ilan edilmesinin sebebi Azerbaycan topraklarında Bakü Guberniyasına (idarî birimine) 2 Kasım 1917 tarihinden beri Ermeni kökenli Bolşevik Lider Stephan Şaumyan başkanlığındaki Bakü Sovyeti (Komünü) hâkim olup bu çerçevede Bakü ve havâlisine Bolşevik güçler hâkim olmasıydı.
Osmanlı Devleti ile Kafkas Cumhuriyetleri arasında imzalanan Batum Antlaşmalarından biri de Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti ile imzalanan 4 Haziran 1918 tarihli Batum Antlaşmasıdır. Bu antlaşmanın dördüncü maddesi taraflardan birinin silahlı yardım talep etmesi hâlinde diğer ülkenin bu talebi karşılamasıydı. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetinin bahse konu antlaşmasının söz konusu maddesine istinaden Osmanlı Devleti’nden yaptığı silahlı yardım talebi Osmanlı Devleti tarafından kabul edilir ve bu maksatla Nuri Paşa komutasında Kafkas İslam Ordusu görevlendirilir.
Osmanlı Devleti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında 4 Haziran’da Barış ve Dostluk Antlaşması imzalanması üzerine Ermenistan’a yönelik harekât da sonlandırılır. Bu antlaşma sonucu, Türk kuvvetlerini, Ermenistan toprakları üzerinden Gence’ye göndermek imkânı da elde edilir. Nuri Paşa’nın 25 Mayıs’ta 149 subay ve 488 askerle birlikte Gence’ye gelmesinin ardından Türk birlikleri Ermenistan toprakları üzerinden geçerek 10 Haziran’da Gence’ye ulaşır ve Kafkas İslam Ordusu bünyesine katılır. Gence halkı Türk askerinin kendilerine yardıma gelişini kurbanlar keserek karşılar.
Kafkas İslam Ordusunun, Azerbaycan Türklerini Bolşevik Rus ve Ermeni zulmünden kurtarmasına ilişkin edebî metinlerde dile getirilen şükran ifadelerinden biri de çoğu Türk insanının bildiği (güftesi Aslan ASLANOV, bestesi de Talman HACIYEV’e ait olan) “Laleler” şiiridir. Azerbaycan Türkçesinde “lale” kelimesi ile Anadolu Türkçesinde “gelincik” kastedilmekte, Anadolu Türkçesindeki “lale” kelimesinin Azerî Türkçesinde karşılığı “tulpan” olarak ifade edilmektedir. Azerbaycan’lı kardeşlerine gardaş komeği (kardeş yardımı) yapan / getiren Nuri Paşa komutasındaki Türk askerlerinin Gence’ye yaklaştıklarında başlarındaki fes ve fesin ucundaki püsküllerin oluşturduğu manzara bestekâr tarafından lale (gelincik) tarlasıyla sembolize edilmiştir. Sanatın zirvesindeki bu benzetme, duyguları kabartan anlamlar yüklüdür. İlk çarpışma yaz mevsimi başında (Haziran’da) Gence’de gerçekleştiği için Talman HACIYEV sözlerine “Yazın evvelinde Gence Çölü’nde” diye başlar. Şarkının sözleri de aşağıda olup, parantez içindeki ifadeler şarkının sözlerinin Anadolu Türkçesine göre yazılmış hâlidir.
LALELER (Güfte: Aslan ASLANOV. Beste: Talman HACIYEV)
Yazın evvelinde Gence Çölü’nde (Yazın öncesinde Gence dışında)
Çıhıblar yene de dize laleler (Çıkmışlar yine de dize laleler)
Yağışdan ıslanan yaprağlarını (Yağıştan ıslanan yapraklarını)
Seripler dereye düze laleler (Sermişler dereye ve ovaya laleler)
Laleler, laleler, laleler, laleler.
Hayalimden neler gelib ne geçer (Hayalimden neler gelip neler geçer)
Yaz gelir ellere durnalar göçer (Yaz gelince turnalar uzaklara göçer)
Bulağlar semaver ağ daşlar şeker (Bulutlar semaver ak taşlar şeker)
Benzeyir çemende köze laleler (Çimenlerdeki laleler köze benziyor)
Laleler, laleler, laleler, laleler.
Meylim üzündeki gara haldadır (Yüzündeki sıkıntılı hâl beni üzüyor)
Hicranın elacı ilk vüsaldadır (Hicranın ilacı ilk kavuşmadadır)
Ne vakittir aşığın gözü yoldadır (Sizleri çok seven bizlerin gözleri çoktandır yoldadır)
Bir gonağ gelesiz bize laleler (Tez zamanda bize gelesiniz laleler)
Laleler, laleler, laleler, laleler.Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk Devlet Başkanı Mehmet Emin RESULZÂDE, Nuri Paşa ve Türk askerinin Gence’ye gelişine ilişkin duygularını “O zaman müthiş bir anarşiye mâruz, diğer taraftan da Bolşevik tecavüzü ile tehdit olunan Gence, Nuri Paşa’yı ve askerlerini gökten inmiş halaskâr (kurtarıcı) bir melek gibi telakkî etmiştir.” şeklinde dile getirir. 1937 yılında Stalin tarafından kurşuna dizilerek idam ettirilen “Azerbaycan Millî Marşı”nın sözlerini de yazmış olan Azerbaycan’ın ünlü şairi Ahmed Cevad (1892-1937), Gencelilerin, kurtarıcısı olarak gördüğü Osmanlı/Türk askerine teveccühünü ve Gence’de Azerbaycan bayraklarının yanında Osmanlı bayraklarının asıldığını görünce (Türkiye’de “Çırpınırdı Karadeniz”[1] diye bilinen) “Selam Türk’ün bayrağına” şiirini Kafkas İslam Ordusuna armağan eder.
ÇIRPINIRDI KARADENİZ (Güfte: Ahmet Cevat. Beste: Talman Hacıbeyli)
Çırpınırdın Karadeniz (Çırpınırdın Karadeniz)
Bakıp Türkün bayrağına (Bakıp Türk'ün bayrağına)
Ah diyerdin hiç ölmezdim (Ah ölmeden bir görseydim)
Düşebilsem ayağına (Düşebilsem toprağına)
İnciler dök gel yoluna (İnciler dizsem yoluna)
Sırmalar düz sağ yoluna (Sırmalar sarsam koluna)
Fırtınalar dursun yana (Fırtınalar dursun yana)
Yol ver Türk'ün bayrağına (Selam Türkün bayrağına)
Dost elinden esen yeller (Dost diyarından esen yeller)
Bana şiir selam söyler (Bana şiir selam söyler)
Olsun bizim bütün eller (Olsun bizim, bütün eller)
Kurban Türk’ün bayrağına. (Kurban Türk’ün bayrağına) Ahmed Cevad bu şiirinde “Vefalı Türk geldi gene, selam Türk’ün bayrağına” demektedir.
Ahmed Cevad, Kafkas İslam Ordusunun harekâtı için duygularını şu dizelerle lirik bir şekilde dile getirmiştir:
“Şu karşıki duman çıkan bacadan
Sen gelmeden iniltiler çıkardı.
Gecikseydin mazlumların feryadı
yeri, göğü, kâinatı yıkardı.”Bakü’ye hareket etmeden önce Gence’de düzeni tesis etmek için bir süre Gence’de kalan Nuri Paşa, burada duruma hâkim olduktan sonra, Gence’de kurulmuş olan ve ordusu olmayan Azerbaycan Halk Cephesi’ni düzenler ve güçlendirme faaliyetlerinde bulunur. Önce Azerbaycan Millî Kolordusunu kurar, ardından da Azerbaycan Halk Cephesi Hükûmetindeki Bolşevik Rusya yanlılarını tasfiye eder. Sıra Bakü’nün kurtarılmasına gelir. Bakü’deki soydaşlar da Kafkas İslam Ordusunun uzatacağı bir gardaş kömeğini (kardeş yardımını) ümit ve heyecanla bekliyordu.
Bakü ve etrafındaki Bolşevik kuvvetlerin büyük kısmı Ermeni, bir kısmı da Yahudi ve 3.000’i de Müslüman olmak üzere 20.000 kişi tahmin ediliyordu. Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa bu durumda emrindeki kuvvetler ile Bakü’nün zapt edilemeyeceği kanaatindeydi.
Kafkas İslam Ordusunun kurulması esnasında çoğunluğu Ermenilerden meydana gelen 20.000 kişilik bir kuvvet, Bakü’den batıya doğru yerleşim merkezlerini yakıp yıkarak ve Müslüman Türk sakinlerini de katlederek Gence’ye yakın bir bir mesafede bulunan Gökçay kasabasına gelmişti. Gence’de toparlanan ve hazırlıklarını tamamlayan Kafkas İslam Ordusu, 18 Haziran 1918 tarihinde Gence, Gökçay ve Şamahı güzergâhından Bakü’ye doğru ileri harekâta başlar. Bu çerçevede 27 Haziran-2 Temmuz 1918 tarihlerinde Bolşeviklere karşı icra edilen Gökçay ve Salyan Muhârebeleri başarıyla sonuçlandırılır. Aksu ve Kurdemir mihverinde sürdürülen ileri harekât sonucu 15 Temmuz’da her iki yerleşim merkezi de işgâlden kurtarılır.
25 Temmuz’da yapılan genişletilmiş Bakü Sovyeti’nin toplantısında gerek Stalin’in emrine rağmen, gerekse de Şaumyan’ın da dâhil olduğu Bolşevik üyelerin muhalefetine rağmen kentin savunması için oy çokluğuyla İngiliz kuvvetlerinin çağrılmasına ve bir koalisyon hükûmetinin kurulmasına karar verilir. 30 Temmuz’da Bakü’deki Ermeni Millî Şûrâsı’nın liderleri Bolşeviklerden iktidarı bırakmasını ister. Bunun üzerine Şaumyan 31 Temmuz’da iktidarı bırakmak zorunda kalır. Bakü Sovyeti’nin iktidarı kaybetmesi sonrasında Taşnakların ağırlıkta olduğu Taşnak (Ermeni), Menşevik ve SR (Sosyalist Devrimci Parti) ittifakı ile kurulan “Centro-Caspi” (Merkezî Hazar) adlı koalisyon hükûmetinin ilk icraatlarından biri Enzeli’de bulunan General Dunsterville komutasındaki 39. İngiliz Tugayı ile irtibata geçerek onlardan yardım istemek olur. Bu gelişmeler ile eşzamanlı olarak yeni kurulan Merkezî Hazar Hükûmeti, Bakü’den kaçmaya çalışan Bakü halk komiserlerini de yakalar ve hapse atar.
Bakü istikâmetinde ileri harekâta devam eden Kafkas İslam Ordusu 28 Temmuz’da da Bakü’nün batısındaki Şamahı’yı zapt eder. Kafkas İslam Ordusunda görev yaparken Şamahı yakınlarında (Acıdere’de) ağır yaralanan Binbaşı İzzet Bey isimli bir Türk subayı burada şehit olur. Şehit binbaşı, vasiyeti gereği vefat ettiği yere defnedilir. Bu kabir ”Türk mezarı” olarak anılır. Daha sonra Şamahı kaymakamı tarafından kabre bir taş diktirilir. Daha sonra kabrin bulunduğu yer düzenlenir, etrafı demirle çevrilir, mezara Türk bayrağı konulur, halk tarafından sürekli ziyaret edilir ve adeta kutsal bir mekân haline gelir.
Binbaşı İzzet Bey’in şehâdetinden yaklaşık 70 yıl sonra Bahtiyar Vahabzâde (1925-2009) tarafından bu mezara ve şehide ithâfen ”Tenhâ Mezar” isimli şiir yazılır. Vahapzâde, şiirin bazı mısralarını yaptırdığı bir levhayla birlikte yolcular geçerken görebilecekleri bir yere asar.
TENHÂ MEZAR
Yolun kenarında tenha bir mezar
Üstünde ne adı, ne soyadı var.
Yolcu, arabayı durdur bu yerde
Bir sor, kimdir yatan tenha kabirde?
O bir Türk askeri, kahraman, metin!
O öz kardeşine yardıma geldi.
Kurşuna dizilen milletimizin,
Haklı savaşına yardıma geldi.
Uzaktan ses verip senin sesine
Geldi, o dönmedi öz ülkesine.
Düşman saflarını o, soldan sağa,
Biçti, dostlarıyla cepheyi yardı.
Toprağın yolunda düştü toprağa,
Senin toprağını sana kaytardı.[2]
Kendi koruduğu, hem can verdiği
Yolun kenarında defn edildi o.
Uğrunda canını kurban verdiği
Toprağı kendine vatan bildi o.
Yolcu, arabanı bu yerde eğle.[3]
O mezar önünde sen ta’zim eyle.
Secde kıl, dua et onun ruhuna,
Ayak bastığın yer borçludur ona30 Temmuz’da Bakü’ye ulaşan ve kuşatmayı tamamlayan Kafkas İslam Ordusu 31 Temmuz’da kente taarruza başlar. Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’ye ilk taarruzundan kesin sonuç alınamaz. Zira mevcut kuvvetler oldukça yet ersizdir. Zor durumdaki Bakü halkı da bu duruma üzülür. İşgal altındaki Bakü’de zulüm de had safhaya ulaşmış olup halk da çaresizdir. Azerbaycan’lı şair Abdullah Şaik (1881-1959), çaresizlik içindeki halkın psikolojisini “Niçin Böyle Geciktin?” başlıklı şiiriyle anlatır.[4]
NİÇİN BÖYLE GECİKTİN?
Sensiz kalbim kırık, sönük, çiğnenmiş, hırpalanmış,
ömür şişem taşa değmiş, hayatım parçalanmış,
kırık bir saz gibi sızlar kanlı, yorgun telleri,
yıkılır da yakar bütün kaygı vurmuş elleri.
Şu vatanın öksüzleri, gelinleri, dulları,
göz yaşıyla sulanmış hep geçtiğimiz yolları.
Yolunuzu beklemekten benizleri sararmış,
hiç gelmedin, o şen gülen yürekleri gam almış.
Sen gelmezsen, dolumsanmış yürekler,
sen gelmezsen, harâbeye dönen kalp âbâd olmaz.
sen gelmezsen, güneş doğmaz, ümit gülüm açılmaz,
dudaklarım gülmez, sönük bahtıma nur saçılmaz.
Başkasını istemem de, Ey Türk, çabuk sen gel, sen.
Beklemekten yoruldum, ah, işte geç kaldın neden?
Yollarına taş mı dizilmiş? Ya azgın kullar mı?
Bırakmıyor? Taş, demir ya, çelik olsa da onlar.
Yüreğinde şelaleden en metin, kızıl ateşle
yak onları, erit, söndür, çiğne, boğ, ez, hırpala.
Hain alçak düşmanlara kol gücünü hep göster.
Aç yolları, çabuk gel ki kalbim seni pek ister.Bakü’yü kuşatan ve sayısal ve lojsitik imkânlar bakımından hayli yetersiz durumda olan Kafkas İslam Ordusu, Nuri Paşa’nın talebine istinaden dört alay ile takviye edildikten sonra 31 Ağustos’tan itibaren Bakü batısındaki ileri mevzilere taarruz ve tazyik etmeye, 1 Eylül’den itibaren de Bakü’ye taarruz etmeye başlar. Kafkas İslam Ordusu 14 Eylül’ü 15 Eylül’e bağlayan gece başlattığı kritik bir taarruza sonucu bu taarruza dayanamayan 9. İngiliz Tugayı da eş zamanlı olarak gemilere binerek Bakü’yü terk eder.[5] Kurban Bayramı sabahı olan 15 Eylül sabahı Kafkas İslam Ordusu Bakü’ye girer ve şehrin yönetimini devralır.
Bakü’nün Rus, Ermeni ve İngilizlerden kurtarılmasının ardından yeni Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Fethali Han Hoyski’nin (1875-1920) reisi olduğu Gence’deki millî hükûmeti de Bakü’ye taşınır. Böylece Azerbaycan Millî Hükûmeti öz başkentine kavuşmuş olur. Bu durum, 20 Eylül’de Azerbaycan Millî Hükûmeti tarafından halka ilanla bildirilir.
Anadolu Türklerinin de dâhil içinde olduğu ulu bir ağacın bir diğer dalı olan kardeş Azerbaycan Cumhuriyetinin başkenti Bakü’nün âzadlığa ermesinin 101. yıldönümü kutlu olsun.
Kaynaklar
—; “Ahmet Cevat Semkir Hayatı ve Şiirleri”, https://edebiyatvesanatakademisi.com/ sairler/ detay/ ahmet-cevad-semkir-hayati-ve-siirleri/1174, Erişim Tarihi: 11.02. 2019.
—; Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi Kafkas Cephesi 3. Ordu Harekâtı, C. II, Gnkur.Bsmv., Ankara 1983.
—, “Çırpınırdı Karadeniz Bakıp Türk’ün Bayrağına”, Yeni Çağ, 20.07. 2014.
—; “Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşına Girişi ve Çarpıştığı Cepheler”, www.ttk,gov.tr,/ indeksphp.? Page=Sayfa&No=225, Erişim Tarihi: 15.07.2015.
—“Sol SR” http://tr.wikipedia.org/wiki/ Sol_SR, Erişim Tarihi: 25.05.2015.
—, “Sosyalist Devrimci Parti”, http://tr.wikipedia.org/ wiki/Sosyalist_ Devrimci_Parti, Erişim Tarihi: 25.05. 2015.
Arı, Kemâl; I. Dünya Savaş Kronolojisi, Gnkur.Bsmv., Ankara 1997.
Belen, Fahri; Birinci Cihaz Harbinde Türk Harbi 1918 Yılı Hareketleri, C. 5, Gnkur.Bsmv., Ankara 1967.
Can, Turan; “Çırpınırdı Karadeniz ve Ahmed Cevad’ın Hikâyesi, https:// www. altayli.net/ahmed-cevadin-hikayesi.html, Erişim Tarihi: 11.02.2019.
Çağlayan, K. Tuncer; İngiliz Belgelerine Göre Transkafkasya’da Osmanlı-Alman Rekabeti, XIII. Türk Tarih Kongresi, 4-8 Ekim 1999, Kongreye Sunulan Bildiriler, C. 3, Kısım 1, TTK Bsmv., Ankara 2002.
Kahraman, Erdal; “Azerbaycan’da Bir Türk Mezarı”, www. yagmurdergisi.com.tr, Erişim Tarihi: 25.07.2015.
Öztoprak, İzzet; “Maverayı Kafkas Hükûmeti”, Sekizinci Askerî Tarih Semineri Bildirileri, XIX. ve XX. Yüzyıllarda Türkiye ve Kafkaslar, C.I, Gnkur. ATASE Bşk.lığı Yay., Gnkur.Bsmv., Ankara 2003, Erişim Tarihi: 12. 02.2015.
Paksoy, İrfan; Cihan Harbi’nde Osmanlı Devleti, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 2018.Phillips, Steve; Lenin and the Russian Revolution, 1’st edition, Heinemann, Oxford-UK 2000.
Sadıgov, Ramin; “Rus İhtilallerinin Azerbaycan’a Etkileri: Bağımsızlığa Giden Yol”, Gazi Türkiye, Bahar 2015/16, Ankara.
Şahin, Enis; Türkiye ve Maverâ-yı Kafkasya İlişkileri İçerisinde Trabzon ve Batum Konferansları ve Antlaşmaları (1917-1918), TTK Bsmv., Ankara 2002.
Yüceer, Nâsır; ”I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Azerbaycan ve Dağıstan’a Askerî ve Siyasî Yardımı”,(Ed. Hasan Celal Güzel, Kemâl Çiçek, Sâlim Koca), C. 13, Yeni Türkiye Yay., Ankara 2002.
Zeyrek, Yunus; “Azerbayacan Millî Şairi: Şehid Ahmed Cevad
[1] Birinci Dünya Savaşı başladığında Rusya egemenliğindeki Azerbaycan Türkleri de sürekli devam eden hürriyet ve bağımsızlık umutları için kardeşleri olan Anadolu Türklerinden bir gardaş komeği (kardeş yardımı) beklemişti. Azerbaycan Türklerinin bu umutları Azerbaycan’ın millî şairi Ahmet Cevat (1892-1937) tarafından “Çırpınırdı Karadeniz” adıyla 15 Kasım 1915 tarihinde Gence’de şiire dökülür. Bu şiirin bestesi de Kafkas İslam Ordusu’nun Azerbaycan’a gelmesi üzerine Azerbaycan’ın ünlü bestecisi Üzeyir Hacıbeyli (1885-1948) tarafından yapılır. Şiirin yazıldığı tarihte Bakü de dâhil olmak üzere bugünkü Azerbaycan coğrafyasının Rusya’nın siyasî coğrafyası içinde bulunduğu ve Osmanlı Devleti’nin de yıkılış döneminde olduğu, şiirin bestelendiği dönemde de Azerbaycan coğrafyasının kayda değer kısmında Ermeni ve Bolşevik egemenliği ve vahşetinin devam ettiği dikkate alınırsa böylesi bir şiirin yazılması ve bestelenmesi özelinde Türk bayrağını övmek daha bir cesur ve anlamlı olmaktadır. Büyük vatanperver Ahmet Cevat tarafından “Çırpınırdı Karadeniz” adlı dizeler Türk Ordusuna şükran ifadesi olarak kaleme alınmıştır. -, “Çırpınırdı Karadeniz Bakıp Türk’ün Bayrağına”, Yeni Çağ, 20.07. 2014.
[2] Kaytardı: Kurtardı.
[3] Eğle: Durdur, bekle.
[4] Erdal Kahraman, “Azerbaycan’da Bir Türk Mezarı”, www. yagmurdergisi.com.tr, Erişim Tarihi: 25.07.2015.
[5] Şaumyan da dâhil iktidardan düşen Bakü halk komiserleri Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’ye girmesinden sonra, İngilizler ve Bolşevik karşıtları tarafından Hazar Gölü’nün karşı kıyısındaki (bugünkü ismi Türkmenbaşı olan) Krasnodovsk’a götürülüp orada 26 komiser ile birlikte kurşuna dizilir.
İrfan PAKSOY

Son Yorumlar