Oruç, bütün dinlerde olan bir ibadettir. İnançlı insanların belirli vakitlerde yeme içme perhizine girmesi, vaktini ibadetle geçirmesi, kendini tefekkür ve riyazete vermesidir. Her dinin belirli gün veya aylarda farklı sürelerde ve farklı tarzda oruç ibadeti vardır.
Müslümanlar her yıl Ramazan ayında bir ay boyunca gün doğumundan gün batımına kadar oruç tutarlar. Bu ay, Müslümanların sadece bireysel değil, toplu olarak da daha ihlaslı, sabırlı ve muttaki geçirdikleri bir dönemdir. Oruç, özellikle yaz aylarında zor geçen ağır bir ibadettir. Buna dayanmak, Müslümanlar için bir tür günahlardan arınma ve manen temizlenme gibidir.
Mana olarak oruç, insanın eline, beline, diline, zekâsına, yeteneklerine, kazandıklarına ve başarılarına hâkim olabilmesi demektir. Yani, içgüdüsel ve refleksif davranma alışkanlığını terk ederek, akılla, ölçüyle ve haddini bilerek yaşamaya çalışmaktır. Başkasına zarar vermemek, boş ve yanlış sözlerden, fikirlerden, inançlardan uzak durmak, şehvetlerini kontrol etmek, yetenek ve zekâyı insanların ve kendisinin iyiliği için kullanmak, kötülük için kullanmamaktır. Kazanma ve başarıyı ise istismar etmemektir. Elde edilen maddi ve manevi kazançları, mülk, para, sermaye, statü, makam, mevki, şan ve şöhreti, Allah’ın takdir ettiği bir nimet olarak görüp şımarmamak- tır. Her başarının, mutlaka başka insan ve meleklerin katkısıyla olduğunu unutmadan, herkesin hakkını verecek bir sorumluluk şuuru içinde başarıyı paylaşmaktır. Dengeli olmayı, ölçülü olmayı, sabretmeyi, tevekkülü, itidali, haddini bilmeyi, kazandıklarının kölesi değil efendisi olmayı ‘Âdem’ olmak olarak anlayıp, Allah’ın bundan hoşnut kalacağını bilmektir.
İnsanlığın açlık ve yoklukla da yüz yüze kaldığını ve kalabileceğini bilerek, paylaşma ve dayanışmaya, açlığa ve yokluğa hazır olmak demektir oruç. Müminler, bir ay açlık ve susuzlukla oruç tutarak bir yıl boyunca, bu erdemler doğrultusunda yaşamayı öğrenir. Oruç, manevi bir perhizdir. İnsanın kendini terbiyesinde önemli bir rolü vardır. Ayrıca açlığı susuzluğu hissetmek, yoksullarla empati yapmak, varlıkta israfı kavramak, bedeni kontrol etmek için oruç, tam bir öğretmendir.
Müslümanlar, Ramazan ayındaki farz olan orucun yanında, çok ve boş konuşmama-(sükut orucu), malayani ve eyyamcı yaşamama, zamanını, enerjisini boşa tüketmeme, parasını israf etmeme, faydasız işlerle uğraşmama orucu da tutmalıdır. Hayatın daha anlamlı ve verimli yaşanabilmesi için hayat boyu bazı şeylerden feragat etmek, yapabilecekken yapmamak, daha ihtiyatlı yaşamak, oruçlu yaşamaktır. Ramazan orucu insana bunları öğretmiyorsa, orucun hakkı verilmemiş demektir.
Ahmet ÖZCAN

Son Yorumlar