Potemkin Zırhlısı: Çarlık Rusya’sında 1905 Ayaklanmasının Kısa Bir Hikâyesi

Sergei Eisenstein (Ayzenştayn), Sovyet sinema yönetmeni ve kuramcısıdır. 1898’de Letonya’da dünyaya gelmiştir. Riga’da kültürlü bir orta sınıf ailenin çocuğudur. Mühendislik eğitimi almıştır. 1917 yılında Rus Devrimi’ne katılarak hem bilimsel becerilerini hem de sanatsal yeteneklerini Bolşevik Yönetimi’nin hizmetine sunmuştur. 1923’te Karl Marx’tan etkilenen Eisenstein, “Atraksiyonlar Kurgusu” bildirisini yazmış ve kısa filmi olan “Dnevnik Glumova”yı çekmiştir. 1928 yılında Sovyet eleştirmenler, Sovyet kurgulu filmleri şekilci olmakla suçlamıştır. 1929 yılında Eisenstein, Avrupa’yı ve ABD’yi gezmek için SSCB’den ayrılmıştır. 1932 yılında yarım kalan Que Viva Mexico filmini çekmiştir. 1945 yılında Ivan Groznny ile Stalin ödülünü kazanmıştır. Filmin ikinci ve üçüncü devam bölümleri sonradan Stalin tarafından yasaklanmıştır. Sirk gösterisi olarak sahnelenen 19. Yüzyıl oyunu Enough Simplicity in Every Wise Man (1923) ile Dnevnik Glumova’yı yönetmeden önce Moskova’daki Proletkult Tiyatrosu’nda birçok yapımda yer almıştır. Potemkin Zırhlısı’nın kazandırdığı uluslararası başarı sonrasında hükümetin baskısı artmış ve Eisenstein on yıllık bir sessizliğe gömülmüştür. Bu on yılın ardından Alman karşıtı hikâyesi Aleksandr Nevskiy filmini çekmiştir. Çar IV. İvan hakkındaki üçlemesi, zorba Çar’ın gitgide sertleşen yönetimini ve aklını yitirmesini gösterene kadar iyi karşılanmıştır. Siyasi sorunlar yaşamaya başlamasıyla film çekimlerine ara vererek kuramlar yazmaya başlamıştır. Eisenstein, yaşamı boyunca 47 filmin yönetmenliğini üstlenmiştir. Kendisi sinema sanatının hakkını veren bir kurgu üstadı olarak kabul edilmiştir. Atlama ve dış ses gibi kurgu tekniklerini yaygınlaştırmıştır. Jean Luc Godard başta olmak üzere birçok yönetmeni etkileyen bu Rus yönetmenin en önemli filmleri arasında yer alan Potemkin Zırhlısı’nı sinema okuyucuları için anlatmaya çalışacağım.

Sergei Eisenstein’ın sinema okullarında okutulan baş yapıtı Potemkin Zırhlısı (Sessiz Film) SSCB tarafından 1905 Ayaklanması’nı anlatması için bizzat sipariş üzerine çekilmiştir. Filmin çekimi sonrasında Ayzenştayn, filmi yepyeni montaj teknikleri ile bir baş yapıt haline getirmiştir. Filmde amatör oyunculara ve gerçek kişilere yer verilmiştir. Bunların arasında oğlunu vurdukları için askerleri paylayan bir anne, bebek arabasını merdivenlerden iten genç bir kadın ve korku dolu, kanlı yüzüyle yaşlı bir kadın vardı. Yönetmenin en büyük başarısı da gerçek hikâyeyi hikâyenin sahiplerine yeniden anlattırmak olmuştur.

Sergei Eisenstein

SSCB tarafından 1905 Ayaklanması’nın 20. Yıldönümü için yapılan film, 1925 yılında çekilmiştir. Yönetmen, Potemkin Zırhlısı’nda bahsettiği coşturuculuk yapısındaki dolaysız yöntemi “Odessa Merdivenleri” ayrımıyla göstermiştir. Ayrıca filmde kafasını kaldırıp, uyanan aslan, uyanışa geçen halkı temsil ediyordu. Filmde kullanılan simgesellik, tamamen gerçekçi anlatımı destekler niteliktedir. Eisenstein, Potemkin Zırhlısı’nı adeta problem çözer gibi oluşturmuş, her detayı anlamlandırıp, alt yapısını da bu ayrıntılara göre kurmuştur.

Rus halkının ordu tarafından katledildiği Odessa Merdivenleri sahnesi, zamanın seyircilerini, içerdiği vahşet kadar güçlü tekniği ile de şaşkına çevirmiştir. 1905 yılında Çar’a karşı yapılan ve başarısız olan denizci ayaklanması sırasındaki hayali anları işleyen sekans, sinema tarihinin en ünlü sahnelerinden biridir. Filmde herhangi bir karakterin ön plana çıkmasına izin verilmemiştir. Potemkin Zırhlısı, sinemadaki devrimci niteliğine rağmen sıradan seyircinin kolaylıkla anlayabileceği sadelikteydi. Bu durum Yönetmenin söylemek istediğini en kestirme ve en etkili yoldan ortaya koymasıyla alakalıdır. Yönetmen filmi beş perde halinde bir trajedi olarak planlamıştır:

  • I. Perde: İnsanlar ve kurtlar,
  • II. Perde: Arka güvertedeki facia,
  • III. Perde: Kan “intikam” diye bağırıyor,
  • IV. Perde: Odessa Merdivenleri,
  • V. Perde: Filonun arkasından geçiş.

Rusya’nın ve Avrupa’nın en eski ve büyük film stüdyosu Mosfilm tarafından yapılan ve Türkiye’de ise ilk kez 1927’de gösterilmiştir. Filmde, 1905 yılında Rusya’nın Karadeniz filosuna bağlı Savaş Gemisi Potemkin’de dayanılmaz yaşama koşullarından bezmiş mürettebatın Çar rejimine bağlı subaylara karşı başlattıkları bir ayaklanmanın sonunda gemiyi ele geçirmeleri ve sonrasında gelişen olaylar gerçekçi ama bir ölçüde de romantik bir zeminde anlatılmış, epik bir hava katılmıştır. Film sosyalist propagandayı hedeflerken, yönetmenin teknik buluşları, anlatımı zenginleştiren biçimsel yönelimleri sonucunda sinemanın gelişimi açısından da çığır açıcı olmuştur.

Kurgu, Eisenstein’in sinema fikriyatında ve filmlerinde bir dinamo işlevindedir. Tiyatral kökenin hala sinemada fazlasıyla uygulandığı sessiz dönemde, Eisenstein kurgu alanında geliştirdiği yeni yöntemler ve ustalıklarla sinemada imaja ve aktarıma dair yeni bir dönemi başlatmıştır. Anlamsal muhtevayı bir ikileme ve çatışma metodu kullanarak şok etkisi yaratma fikri, iki farklı görüntünün bir anı anlatması üzerine kuruludur. Oluşan bu görüntü ikisinin toplamı ya da birbirini tamamlaması değil ikisinin çatışmasından doğan farklı ve bağımsız olan yeni bir kavramdır. Eisenstein’ın bu kurgu kavramının ortaya çıkması Japon ideogramlarına dayanır. Tümüyle sembolik bir dil olan bu ideogramlarda, bir kuş + ağız “şakımak” anlamına gelirken, bir çocuk + ağız “ağlamak” bir köpek + bir ağız “havlamak” anlamına gelir. Her iki anlatımda “ağız” sembolü ortak iken, anlam ikinci kavram ile değişir ve farklı bir anlatım ortaya çıkarır, yani iki farklı anlatım sonucu yeni bir kavramın ortaya çıkmasını sağlar.

Eisenstein’ın kurgu kuramındaki temel özellik bireyleri etkilemek, görüntüyü çekici kılmak amacı taşımaktadır. İzleyiciyi “şok edebilmek” maksadı vardır. Rastlantısal olarak seçilmiş farklı görüntüler sayesinde izleyici üzerinde farklı psikolojik etkiler yaratma duygusu vardır. Çok kısa, içerikli çarpıcı olan çekimlerin hızla birbiri ardına gelmesiyle izleyici de vurucu bir etki yaratma amacı vardır. Eisenstein’a göre “makine parçaları nasıl montajla bir araya getiriliyorsa bu atraksiyonlar da montajla birleştirilecektir”. Diyalektik bir yapısalcılık burada tezahür etmektedir. Böylece bir yanda, sirkten, müzikholden gelen atraksiyon sözcüğü öte yanda endüstriden gelen montaj sözcüğü, izlenim birimlerinin bir araya getirilişini tanımlamak üzere eşleşmektedir. Eisenstein tüm elemanlara atraksiyon diyordu ve ona göre yönetmen bunları anlamlı bir bütün elde etmek için düzenlemek zorundaydı.

Potemkin Zırhlısı’nda kullanılan yakın plan çekimler kurgu masasına oturacak yönetmenin silahıdır. Estetik olarak yakın plan, izleyicinin odak noktasını belirler ve onu yönlendirir, dikkatini belli bir noktada toplar. Entelektüel anlamda ise görüntüyle aktarılan anlamı vurgular. İzleyiciye farklı çağrışımlar yaratarak olduğundan daha güzel, etkileyici ve çekici hale getirmek esastır. Filmde özellikle yakın plan çekimleri “Odessa Merdivenleri” sahnesinde görebiliriz. Eisenstein’ın filminde yakın plan, hareketin devamı olarak kullanılmaz, devamlılığı bozar ve görsel açıdan doğal bir değişim yaratır. Ancak bu durumun asıl amacı yakın planların daha sonradan çekilip filme eklenmesidir. Bunlar çoğunlukla filmlerde mekânsal farklılıklar yaratır, ondan önce gelen görüntülerden bağımsız ayrı bir dünyanın parçalarıdır. Anlık kopuşlar ve dönüşler seyircinin zihninde pürüzsüz bir yüzey meydana getirir. İzleyici üzerinde estetik bir anlam bırakır ve seyirciye anlam aktarmak için kullanılır. Filmde birçok sahnede gerçek zaman akışını bozarak görüntüde gerçekleşen eylemin etki gücünü artırmak amacıyla gerçekleştirilen eylemi süresini uzatmıştır. Bu sahneleri farklı açılardan vererek eylemin süresini uzatmıştır. Eylem süresinin uzaması, edimlerin sonlandığı anların tesirini katlandırmaktadır. Denizcinin yıkadığı tabağı kırdığı sahne emsaldir.

“Odessa Merdivenleri” usta bir kurgu yöntemi ile bir araya getirilmiştir. Bu sahnede çarlık rejimi askerlerinin merdivenlerden inerek, insanlara ateş açmaları ve merdivenden inmeye çalışan insanların düzensiz bir biçimde etrafa kaçışmalarının görüntüleri vardır. Sahnede genellikle yakın plan ölçekler kullanılmıştır, böylece halkın üzerinde oluşan korku ve kaçış daha net bir şekilde izleyiciye aktarılmıştır. Eisenstein’ın filminde yakın plan, bir hareketin devamı olarak kullanılmaz, devamlılığı bozar ve görsel açıdan doğal bir değişim yaratır. “Odessa Merdivenleri” sahnesinde askerlerin bitmek bilmeyen bir şekilde inişi halkın etrafa kaçışı ve adeta nefes nefese birbirini izleyen bir ritim vardır. Montaj hileleriyle bir dakikalık sahneyi filmde 5 dakika olarak gösteren Eisenstein, zihinlere kendi çivisini çakmıştır.

Emel AKBAŞ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir