Top Sakallı Dede

Yarı bodur, sık dikilmiş, sofralık zeytin bahçesindeyim. Sis inmiş dalların arasından top sakallı bir dede beliriyor. Ürperiyorum. Asasını kumlu tınlı toprağa vura vura bana doğru geliyor. Yan yana geldiğimiz an sis bulutu dağılıyor ve gözlerini gözlerime dikiyor. Ürpertim geçiyor onu kanlı canlı yanı başımda görünce.

“Ben neredeyim” diyorum.

Asasını yere vuruyor, top sakalını sıvazlıyor ve:

“Babamın zeytin bahçesindeyiz.” diyor.

“Gözünün alabildiği yerlerin hepsi babamın değil. Aldanmayasın. Kirli sakallı dedeye icara verdi yarısını.”

Sohbetin uhrevi geçmesi gerektiğini düşünmüştüm fakat öyle başlamadı. Kafam karışmıştı. O devam etti:

“Babama da dedemden kalmış. Ona da kendi babasından. Kimse veraset çıkarmadığı için elimizde tapu yok anlayacağın.”

“Nasıl yani?”

“Üzerime kayıtlı olmayan bir zeytin bahçesinde top sakallı dede olmak ne demek bilir misin?”

Henüz olayı hazmedememişken top sakallı dedelerin özlük haklarıyla ilgili fikir yürütmem imkansızdı.

“Benim bildiğim ak sakallı dede var. Senin sakalın top, üstelik beyaz değil.”

“Tutturmuşsunuz bir ak sakallı dede. Başka bildiğiniz yok. Sen de herkes gibisin.”

Gece gece rüyama giren top sakallı dededen trip yiyordum. Bu inanılmazdı.

“Hayallerindeki gibi bir dede olmadığım için özür dilerim küçük hanım.”

Küçük hanım lafı pek hoşuma gitti. Çünkü ben küçük hanım olamayacak bir yaştayım. Gönlünü almak istedim.

“Dur canım hemen kızma. Şimdi sen ak sakallı dede yok mu diyorsun?”

“Vardı.”

“Vardı mı? Şimdi yok mu yani? E niye kızdın o zaman?”

“Biz de dedeyiz ama kimse bizi rüyasına almıyor anlıyor musun? Ak sakallı dede iyi network yapmış kendine. Oradan besleniyor pezevenk. Söyledikleri de ezberden klişe şeyler. Zoruma gidiyor. Babamgiller de bir baltaya sap olamadın, meczup gibi dolanıyorsun bahçede git sigortalı bir iş bul deyip duruyorlar.”

Top sakallı dede bana içini açmıştı. Kendimi çok özel ve değerli hissetmiştim. Elimi yanağına değdirdim. Okşadım biraz. Kösnül bir okşama değil şefkat barındıran bir okşamaydı.

“Sevdiğin işi yapıyorsun. Önemli olan bu” diye konuşuyorum bir yandan. Hintli bir gurudan aldığı sertifikayla top sakallı dedeye kişisel gelişim eğitimi veren influunzır gibiydim.

O an pelerinin altında bir hareketlilik sezinledim ama doğadayız sonuçta yel girmiştir, böcek geçmiştir, ot bitmiştir.

“İyi ki geldin küçük hanım. Ne zamandır yanıma uğrayan yoktu.”

“Aaa ben mi geldim? Sen girmedin mi rüyama.”

“Gel otur şöyle kucağıma da anlatayım güzelim. Kim kime geldi.”

Top sakallı bir dededen beklenmeyecek bir hareketti ama bunu göz ardı ettim. Ne de olsa rüyadaydım ve bana bu kez kesinlikle uhrevi bir şeyler söyleyeceğine inanıyordum. Kucağına oturdum.

“Biz geliriz evet doğru ama siz çağırırsınız bizi. Seçilmiş olduğunuzu düşünüp bize daha çok güvenirsiniz. Anlam yüklersiniz. Ağzımızdan çıkacak tek bir kelam kutsaldır sizin için.”

“İtiraf mı bu ve bana bunları niçin anlatıyorsun?”

“Çünkü seni sevdim küçük hanım. Neden ben de bilmiyorum inan. Kanım kaynadı. Sanki yıllardır rüyalarda buluşan iki yürek gibiyiz.”

“Ya girdiğin başka rüyalar? Onlar ne olacak?”

“Haseki Sultanım sel gider kum kalır herkes gider sen kalırsın unutma.”

“Yaaa”

Yeni yetme bir genç kız gibi şımarmıştım. Yanlış giden bir şeyler vardı bu rüyada ama neydi?

“Her gün gel rüyama olur mu? Kadastro sorunların da dahil sana ait ne varsa bilmek istiyorum.”

Top sakallı dedenin kucağında yavaş yavaş yükselmeye başlamışken resmi giyimli bir adam belirdi zeytinlerin arasından. Top sakallı dede anında topuklayıp kaçmaya üniformalı adam da onu kovalamaya başladı. Top sakallı dedeyle kucak kucağa yakalanmıştım. Utanç içindeydim. Bana kabahatler kanununa göre ceza kesse yeriydi. Aksi gibi uyanamıyordum da. Üniformalı nefes nefese döndü yanıma:

“Şerefsizi yakalayamadım yine. Kim bilir kimin rüyasına daldı da kurtuldu. Akşam över sabah döver bu herifler. Siz de bir akıllanmadınız gitti. Kaç kere uyardık kızım. Bak sabah akşam ekranda dönüyor. Kendini top sakallı dede olarak tanıtıp yanınıza sokulan bu ambarcılara itibar etmeyin diyoruz. Valiliğimizce onaylı ak sakallı dede sertifikasını sorun önce. Hadi kalk git uyan artık.”

Ayşe Turkay YİĞİT

7 Comments

  1. Gizemli Reply

    İnsanın farklı bir topsakallı dede olup birilerinin rüyasına giresi geliyor hesaplaşmak için. Aslında bazan insan, içinde de bir topsakallı dede barındırıyor. Farklı biri olarak onu hissediyor lakin senin bir halet-i ruhiyen olduğunun farkına varamıyorsun. Geceden başlıyorsun topsakallı dedeyle kavgana. Sabah olduğunda bir bakıyorsun ki içindeki herkesi gömmüşsün ve bir başına kalmışsın topsakallı dedeyle. El sonuç olarak topsakallı dedeye sahip çıkalım. İçimizdeki erk için onlara ihtiyacımız var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir