Söz, Gaziantep’in müzik özelinde folklor bağlamında Türkiye’ye katkısından açıldığında akla gelen isimlerden Edip Akbayram, Selda Bağcan’ın erkek versiyonu olarak ön plana çıkar ama dünyaya geldiği topraklara saplanıp kalmayan bir müzikte ilerlediği için, Gaziantep’le ilgisinin orada doğmakla sınırlı olduğu görülür. Erkek versiyonu olarak konumlandırılmasında, Türkiye’ye özgü muhalif ve protest müziğe Bağcan gibi derine inmeyen desteği hesaba katılmalıdır.
Mimarlık diplomasına sahip olsa da, daha çok tiyatro, sinema ve dizi film oyunculuğuyla belleklerde yer edinen Arif Erkin Güzelbeyoğlu’nun, yoğunlaştığı diğer alanlar kadar dikkat çekmeyen müzisyenliğinde, klişe deyişle Doğu-Batı Sentezi hissedilse de, onun da Gaziantep müziğine desteği, Akbayram’da olduğu gibi inorganik bağ kurmaktan öteye gidemez.
Kalan Müzik’in Arşiv Serisi’ne; kalburüstü kaynak kişilerin kayıtlarını kazandıran etnomüzikolog Melih Duygulu’nun hazırladığı Gaziantep Türküleri, sözü edilen bağlama dâhil edilebilecek önemli çalışmalardandır ancak bu çalışmanın da, doğum ve ölüm tarihi bilinmeyen Nizipli Deli Mehmet Efendi’yi sağlıklı bir şekilde tanımak adına, doyurucu bilgilerle dolup taşmadığı özellikle vurgulanmalıdır.
Deli sıfatı kendisine, telden ince sesiyle, atonalite için ter döken kompozitörlerin ve onların eserlerine hayat veren vokalistlerin dudaklarını uçuklatırcasına türlü çeşitli oyunlara imza attığı için verilen Nizipli Deli Mehmet Efendi’nin, sesini aynı zamanda bir enstrüman gibi kullanması, müziğe, psikanalizin desteğiyle sabitlenen dinleyicinin gözlerinin önünde, Mladen Dolar’ın Türkçeye Barış Ergin Aksoy tarafından, Sahibinin Sesi üst ve Psikanaliz ve Ses alt başlığıyla çevrilen A Voice and Nothing More isimli kitabı ister istemez canlanacaktır çünkü Dolar, Nizipli Deli Mehmet Efendi’nin hislerine tercüman olurcasına sesi, dilbilim, metafizik, sosyoloji ve doğal olarak psikanalizle ilişkilendirmiştir.
Metafizikten bir çırpıda teolojiye ulaşılamaz, dilbilim sadece dilin bilimle buluştuğu yer düşünülerek ele alınamaz, sosyolojiyi toplumbilimin karşılığı olarak gören göz güven vermez, psikanaliz de Dolar ve onun derdine derman olan cümleler kurduğu Nizipli Deli Mehmet’in nazarında divanı beklemez çünkü divanın, pratiğe dökülen her fiilde arzıendam edeceğini bilir.
Nizipli Deli Mehmet’in, hemşerileri ve müzikle yoğunluktan taviz vermeyerek ilgilendiklerini her fırsatta dile getirenlerce dikkate alınmamasının arkasında, sesi sadece sesle sınırlandırmaması; metafizik, sosyoloji ve psikanaliz tedrisatından geçmediği hâlde, sesinde, sözü edilen disiplinlerle buluşturmakla kalmayarak yoğurması, hemşerilerinin ve müzik teorisiyle dolup taştıklarını sananların da, müzikte sadece, kalıpların dışına çıkmayı umursamayan müziği aramaları vardır.
Dolar dışında, Nizipli Deli Mehmet’in ruhunu şenlendiren bir teorisyen de, Orality and Literarcy üst ve The Technologizing of the Word adlı kitabı, Dolar’ın çalışmasında olduğu gibi Metis Yayınları’nca, Sema Postacıoğlu Banon’un Türkçesiyle dillenen, 12 Ağustos 2013 tarihinde, bu dünyadan sessiz sedasız göçen Walter Jackson Ong’dur.
Ong, Banon’un, Sözlü ve Yazılı Kültür üst ve Sözün Teknolojileşmesi alt başlığını uygun gördüğü kitabında, sözlü kültürün kıymetinin tartışmaya kapalı olduğunu ancak hem, yazılı kültür olmadan sözlü kültürün tek başına ilerleyemeyeceğinin, hem de sözlü kültürü, içi boş, dışına perdah çekilmiş cümlelerle servis edenlerin ona zarar vereceklerinin altını çizmiştir.
Nizipli Deli Mehmet Efendi, Malatyalı Fahri namıyla maruf Fahri Kayahan ve keman virtüözlüğünün hakkı hakikaten teslim edilmeyen Haydar Tatlıyay eşliğinde seslendirdiği eserlerle, aynı zamanda sesin, keskin muhalefetin vazgeçilmezi olduğunu hatırlatmışsa da, muhalefetin, iktidarın karşı kutbunda durduğu yönündeki sorun yüklü bilgiden kurtulamayanların da dağarcıklarını mesken tutamamıştır.
Ölüm ve doğum tarihleri bilinmeyen, Duman Duman Olmuş Karşıki Dağlar isimli uzun havası, önce Gaziantep, daha sonra İstanbul ve beraberinde Atina’da çekilen uzun soluklu televizyon dizisi Yabancı Damat’ta da kullanılan Nizipli Deli Mehmet Efendi, parantezin dışına taşan bir ömre imzasını atmıştır. Onun kıyısına yanaşacakların önce parantezi ellerinin tersiyle itmeleri gerekmektedir çünkü aksi hâlde yanaştıkları kıyı, ilerlemelerine izin vermeyecektir.
Mehmet Akif ERTAŞ

Son Yorumlar