Uzmanları Kara ve Kör Cahillikleriyle Yüzleştiren Bir Bilge: Renata Salecl

The Age of Rudeness adlı yeni kitabı Metis Yayınları’ndan, 2026 yılının Haziran ayında Kabalık Çağı adıyla çıkan Renata Salecl, zevahiri kurtarmaktan imtina etmeyen biyografi yazarlarınca; Filozof, Sosyolog ve Hukuk Teorisyeni olarak tanıtılmışsa da, Courir sur Place isimli kitabını Yerinde Saymak başlığını yakıştırarak ilgilisiyle buluşturan Axis Yayınları’nın editörünün arka kapağına eklediği cümlelerde de vurguladığı gibi Salecl, “hem bir filozof, hem bir sosyal bilimci, hem de bir gündelik yaşam arkeoloğu”dur. Gerçi editör, cümlesini, “desek yanılmış olur muyuz?” sorusuyla sona erdiriyor ama cümlesinin arka planını okuyabilen okur, soruda, profesyonellikle amatörlüğün harmanlandığını idrak edebiliyor. 

Can Yücel’den mülhem Türkçe Söyleme’nin ne demek olduğunun ayırdındaki çevirmenlerce, popülist kaygılardan icazet almayan Türkçe ile konuşan, daha doğrusu hâlleşen Salecl’ı aynı zamanda, kişisel gelişim ve koçluk sistemi uzmanlarına, taşı gediğine oturtan karşılıklar veren bir tam isabetçi olarak da konumlandırmak mümkün.

Salecl’ın dağarcığında ıskalamak yok çünkü o, yola, Samuel Beckett’ın kendisinden daha fazla meşhur olan, daha doğrusu edilen, “Güzel hatta daha güzel yenilmek” fiiliyle çıkmış.

Kişisel gelişim ve koçluk sistemi uzmanları, neoliberal düzeneğin hizmetkârları olarak kendilerini sadece kazanmaya ve yanlarında çoğalttıklarına da aynı fiili pratiğe dökmeye alıştırdıkları için Salecl’ı sözü edilen bağlamda zorlayacak bir engel yoktur.

Salecl, herkesin kendi çevresinde toplanması arzu ve iştahıyla klavyesinin tuşlarında parmaklarını gezindirdiği için, kişisel gelişim ve koçluk sistemi uzmanlarının hizmetkârı oldukları düzeneğin uydurduğu Hız Çağı, onu fasit dairesinin içine alamamıştır. 

Parmakları klavye tuşlarında gezinse de, kalemin kıymet ve kudretine inanmaya devam eden nadirattan olduğunu sezdiren Salecl’ı, kendisindeki arzu ve iştahı okurunda da diri tutan bir sezgi işçisi olarak tanıtınca hedef ıskalanmaz çünkü iştah ve arzuya sırra kadem bastıran Fast Food kadar, sezgiyi edilginleştiren simülasyona da onun dağarcığında yer ayrılmamıştır.  

Söz, simülasyondan açılınca akla ister istemez Jean Baudrillard gelecektir ama Salecl’ın onunla sadece fikir bağlamında hemdert olduğu söylenebilir çünkü Baudrirllard, Gündelik Yaşam Arkeoloğu olmaya soğuk bakmasa da, Salecl gibi geniş alana yayılmaya hevesli bir filozof değildir.

Kişisel gelişim ve koçluk sistemi uzmanları, seçimlerin hayatın vazgeçilmezi olduğu üzerine, neoliberal düzenekle alışverişleri olmayanları illallah ettiren diskurlar çekerlerken, Salecl, seçme fiilinin ikilemle insanın karşısında zuhur ettirildiğini, iki alternatiften birisinden yana oy kullanılırken aslında uzmanlara ve onların itaat ettikleri düzeneğe göre davranıldığını ve onların yerinin sağlamlaştırıldığını hatırlatmıştır.

Salecl’ın cümlelerini, gözlerini çapaktan arındırarak ve belleklerini bulanıklığa teslim etmeyerek okuyanlar, kişisel gelişim ve koçluk sistemi uzmanlarının yine doğal olarak neoliberal düzeneğin ikazlarına riayet ederek kurguladıkları kaygılara musallat olup hayatlarını zindana çevirmezler çünkü onlar, hayatın merkezinde sadece kaygının olmadığının da, kaygının, uzman ve onun hizmetkârının eline düşecek kadar âciz olmadığının da bilincindedirler. 

Kayırma ve kayrılma; kategorize etme ve edilme fiilleri de Salecl’ın kapısından içeri giremediği için okurları, cümlelerinde, herhangi bir insana, yere, kimliğe, konuma göre yeşil ışık yakılmadığını, uzmanlar ve hizmetkârları gibi yeşil ya da kırmızı fark etmez ışık savurganı olmadığının da ayırdındadırlar. 

Işığın sarısını, kırmızı ve yeşiline yeğleyen, 9 Ocak 1962 tarihinde, Slovenya’nın Slovenj Gradec şehrinde dünyaya gelen, Ljübljana Üniversitesi’nde felsefe öğrenimi gördükten sonra aynı üniversitenin hukuk fakültesinin kriminoloji bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlayan, 1991 yılında sosyoloji doktorasını tamamlayan, başka ülkelerin üniversitelerinde de çok katmanlı birikimini öğrencileriyle paylaşan Salecl, tahsil gördüğü okulda, öğretim üyesi ve kıdemli araştırmacı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Avrupa’nın muteber yayın organlarıyla makalelerini paylaşan Renata Salecl, kişisel gelişim ve koçluk sistemi dâhil uzmanları kara ve kör cahillikleriyle yüzleştiren bir bilge olarak alın teri dökmeye devam etmektedir. 

Emek ve zahmet kadar, bünyesinde amatörlüğü barındıran profesyonelliğe de saygısı olan okura düşen ise dökülen teri heba etmemektir. 

Mehmet Akif ERTAŞ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir