Var Bizim

Mürekkep tasına divit banarak
Aşka ufuk çizdiğimiz var bizim
Zaman sancıları yutmasın diye
Derkenara yazdığımız var bizim

Kara günler siyah beyaz pul gibi
Bir gün şekva eylemedik el gibi
Acıları kurutarak gül gibi
Mısralara dizdiğimiz var bizim

Kurşun kalemimiz, tükenmez ucu 
Kelimeler yiğit, hikaye acı
Tezgâhını kursun karaborsacı
Pazarları bozduğumuz var bizim

Süvari sırtına almış atını
Böyle mi aşılır yolun çetini
Ayak bağı olan ayrık otunu
Çapalayıp ezdiğimiz var bizim

Filler tepelerken körpe çimeni
Aşk ile yeşerttik kuru samanı
Kör düğüm atılmış nice dümeni
Dişimizle  çözdüğümüz var bizim

Aslı yok suretin; gölge çağları
Örümceği sarmış kendi ağları
Kazmaların delmediği dağları
İğne ile kazdığımız var bizim 

Gün oldu toprağa düştü terimiz
Zay’eyledi felek cümle varımız
Kuzgunlara yem olurken dirimiz
Ölümleri üzdüğümüz var bizim

Çoğu zaman sütten yandı dilimiz
O sebeple mümtenidir halimiz
Kılı kırk pareye böler telimiz
Duru suyu süzdüğümüz var bizim

Atlarımız gelir Orhun çağından
İmanı soluyup Hıra Dağı’ndan
Mermer kayaların aralığından
Damla damla sızdığımız var bizim

Yolu yoldaş tutup, geçtik sılayı
Lütuf bildik haktan gelen çileyi
Ülkü denen o nazlıdan dolayı
Yedi iklim gezdiğimiz var bizim

Remzi ERGÜ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir