Yerelden Evrensele Antik Sahaf Kitabevi ve İsmail Kün

Yirmi yıldan fazla bir zamandır Tarsus’ta yaşıyorum. Çukurova’nın göbeği… Sarı sıcak… Delirten bir nem… Verimli topraklar… Cömert tabiat… Verimli topraklar üzerinde yükselen betondan dağlar… Birer birer sökülen, yok edilen narenciye bahçeleri, üzüm bağları… Betona ve asfalta yenilen topraklar… Kentsel dönüşüm masalıyla yok olan müstakil evler… Müstakil evlerin bahçeleri… Bahçelerde kaybolan çocukluk anıları… Kaybolan sıcaklık, muhabbet… Yitip giden komşuluk… Önümüzdeki yıllarda sanırım ülkenin en bereketli, en mümbit ovasında ayaklarımızı basacak bir toprak parçası bulamayacağız.

Adana, Mersin, Tarsus aslında genelde Akdeniz Bölgesi yeme içme, gezip tozma, eğlenme dışındaki aktivitelerin yoğun olmadığı ya da rağbet görmediği yer. Kültürel faaliyetler çok cılız. Okumadan yazmadan ziyade görsel faaliyetler, konserler daha revaçta. Lezzeti damak çatlatan menüler, lokantalar, restaurantlar, çay bahçeleri, kahvaltı salonları bulmak çok kolay. Durup nefes alacağınız, kitap kokusu teneffüs edeceğiniz kitapçı bulmak ise oldukça zor. Kitabevleri ve kırtasiyelerde öğrencileri mekanikleştiren, robotlaştıran test kitapları dışında roman, öykü, deneme, düşünce, şiir kitabı bulmak neredeyse imkânsız. Hayal kurmak, zihninde dünyalar dolaştırmak, uzak iklimleri özlemek, başka insanlarla yollara çıkmak… bunlar şimdi çok uzağımızda hele çocuklarımızın…

Yirmi yıldan fazladır Tarsus’tayım dedim. Kendi çapında okuyan yazan biri olarak, gürültü patırtıdan ziyade sükûnetten keyif alan biri olarak, kitapların arasında dolaşmayı çok seven biri olarak Tarsus’ta fazla seçeneğim ne yazık ki yok. Okul ve rutin işler dışında vakit geçirecek, kitap kokusunu duyumsayabilecek bir mekânı çok aramıştım. Bir gün dolaşırken bir sokak arasında tesadüfen Antik Sahaf Kitabevi tabelası gözüme çarptı. İçeri girdim. Küçük, şirin bir kitabevi. Raflarda göz gezdirdim biraz. Edebiyat, düşünce, felsefe, sanat alanına dair klasik ve güncel kitaplar dikkatimi çekti. Küçük kitabevinde kitapların arasında istediğim gibi dolaşıp vakit geçirdim. Hani bazı mekânlara girersiniz bazı gözler sizi gözetler, rahatsız eder ve bir şeyler alıp çıksın diye tedirgin eder ya Antik Sahaf’ta bunların hiçbirini hissetmedim. Öyle güzel bir ortam oluşturulmuş ki  ilk defa gitmenize rağmen yabancılık çekmiyorsunuz.

Antik Sahaf… Zaman geçtikçe bende bağımlılık yapan, birkaç gün gitmezsem eksikliğini hissettiğim  bir mekân oluverip çıktı. Yukarıda saydığım bütün olumsuzluklara rağmen burası bir vaha gibi geldi. Kitabevinde kitabın insana kattığı değerler, okumanın kazanımları özgürce konuşulmaktaydı. Kitapseverler değer görüyordu. Karşılıklı fikir alışverişinde bulunuluyordu. Dışardaki kültürel yozlaşma ve yobazlaşma kitabevinin kapısından içeri giremiyordu. Her tarafın birer ticari işletmeye, kapitalist kurumlara dönüştüğü bir dönemde burası kurtarılmış bir bölge gibiydi. AVM’lerde endüstrileşen dev kitabevlerinin, market kitapçılarının, zincir mağazaların soğuk, sadece para kazanmaya ayarlı işleyişlerinin tersine Antik Sahaf’ta samimiyet, sıcaklık vardı. İşte bütün bunlar Antik Sahaf Kitabevini benim için vazgeçilmez kıldı. 

İsmail Kün… Antik Sahaf’ın sahibi, işletmecisi, kahramanı. Gerçi kitabevini büyüttükten sonra işleri Aydın Korçak ile beraber sürdürüyorlar. Kün kelimenin tam anlamıyla kitap uzmanı. İyi kitabı tanıyor… İyi okuyor aslında iyi de yazıyor. İsmail abi nahif, kibar biri. Dinler sizi… Eşi dostu seveni çok. Onu bir taşra kitapçısı olarak görmek çok yanlış. Namı taşrayı aşmış. Taşra sınırlarına hapsedilemeyecek bir değer. Evrensel… Yerelden evrensele bir samimiyet, sıcaklık… Kitabevinde yaptığı söyleşi ve imzalar çoğu büyük şehirlerdeki kitabevlerinde yapılmıyor, yapılamıyor.  

İsmail abi ticari anlamda bir kitapçı, bir işletmeci, bir tüccar değil. Okuru müşteri olarak görmez. İnsanın değerini insana hissettirir. O sebeple kitabeviyle okuyucu birbiriyle bütünleşmiş bir durumda. Oraya gelenler hep birbirlerine aşinadır. Bazen hiç tanımadığınız bir insan size selam verebilir. Bilin ki o tanımadığınız insanla Antik Sahaf’ta karşılaşmışsınızdır. Kitap tavsiyeleri de çok başarılıdır. Kim hangi kitabı okur, hangi tür kitaptan hoşlanır bunu tahmin eder ve tahmininde de yanılmaz.

İsmail Abi ve müşterileri (demeyelim) dostları kitaba hâkimdir. Anlarlar iyi kitaptan. Gündemi de takip etmekten geri durmazlar. Kitabevindeki söyleşi ve imza günleri benim de bir çok yazarı tanımama vesile oldu. İmza günü yapılan isimleri yazsam çok uzun bir liste olur. Belki de bir çoğunu da unutabiliriz. dibace.net‘te söyleşi yaptığımız bir çok yazarla İsmail Abi dolayısıyla tanıştım. Edebiyat âleminde kredisi çok yüksek. Ben bizzat şahidim.

Okumayı, yazmayı, kitabı bir tüketim nesnesine dönüştüren, kültürü endüstriyel bir meta gören anlayış ne yazık ki yayıncılığı öldürüyor. İsmail Abi ve benzeri bağımsız kitapçılar bir kültürün ölmemesi için emek veriyorlar. Bu emeği görmek gerekir. Kün sayısı bilinmeyen kitabı sayısı bilinmeyen okurla buluşturdu. Festivaller, okuma günleri, etkinlikler, şiir dinletileri… İsmail Abi bu faaliyetlere ilişkin şunları söylüyor: “İmza günleri ve söyleşileri önemsiyoruz, çünkü böyle günlerde öncelikle kendi okur kitlemiz birbiriyle tanışıyor, birbirlerini fark ediyor çoğunlukla kendilerini kitabevinden ifade ediyorlar ve böylece kitabevi farklı bir devinim kazanıyor. Başka yerlerde nasıl oluyor? Bilmiyorum ama bizde yazarlar ve okurlar birbirlerini deyim yerindeyse kitabevinde ağırlamış oluyorlar bu da bize güzel ve hoş bir duygu vermekle birlikte ertesi gün için tekrar başlayabilme arzusu, tekrar başlayabilme hevesi oluyor bu.”

Kadim tarihi, kültürü ve binlerce yıl öncesinden günümüze yetiştirdiği kıymetli şahsiyetlerle önemli bir yere sahip Tarsus ne yazık ki bu zamanlarda ne tarihiyle ne kültürüyle öne çıkıyor. Gün geçtikçe silikleştiriyor. İyi ki İsmail Kün ve ortağı Aydın Korçak var. İyi ki Antik Sahaf var. Bütün yozlaşmaya, yozluğa rağmen Antik Sahaf direniyor. Kitap, dergi, gazete hususunda engin bilgisi sahibi, kitap almanın yanında sohbeti ve kitapla ilgili önerileriyle hepimize zenginlik katan İsmail Kün’e teşekkürler. Tabiki Aydın Korçak’a da…

Muaz ERGÜ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir