Shakespeare‘in III. Richard oyunu, VI. Henry üçlemesinin doğrudan devamıdır. Üçlemenin sonunda iç savaş bitmiş, York hanedanı üstün gelmiş görünür; fakat bu zafer yeni bir iktidar boşluğu ve yeni bir rekabet ortamı yaratmıştır. Richard karakteri üçlemede henüz merkezi bir figür değildir, ama yükselme arzusunun işaretleri belirgindir. III. Richard oyununda ise Richard merkezdedir ve sahne, onun krallığa yükselişin nasıl mümkün olduğunu adım adım gösterir.
Bu oyun bir tiranın hikayesini anlatır, ama aynı zamanda iktidarın kitlelere nasıl kabul ettirildiğini de sahne üzerinde izlenebilir hale getirir. Asıl dikkat çekici nokta, meşruiyetin kaba kuvvetle değil, sahnelenmiş bir performansın ürettiği küçük esnemelerle ilerlemesidir.
Olay Örgüsü
‘VI. Henry’ üçlemesinin sonunda Yorklar savaşı kazanır; IV. Edward tahta çıkar, Lancaster hanedanı tasfiye edilir. Ancak saray içi dengeler sakin değildir. Üç kardeşin, Edward, Clarence ve Richard‘ın arasındaki rekabet, görünmeyen bir gerilim yaratmıştır.
Richard önce kardeşi Clarence‘ı hedef alır. Clarence hakkında dolaşıma sokulan ihanet söylentileri ve kehanetler, kralın kuşkusunu besler; Clarence tutuklanır ve zindana kapatılır. Böylece ilk ciddi tasfiye gerçekleşir.
Tahttaki IV. Edward‘ın ölümüyle birlikte küçük yaştaki oğlu V. Edward tahta çıkar. Bu durum yönetimde fiilen bir naiplik ihtiyacı doğurur ve Richard yönetim sürecinin merkezine yerleşir. İlk iş olarak yeni kralın annesi, eski kralın eşi Elizabeth Woodville’in ailesini ve saraydaki rakip çevreleri de etkisizleştirir.
Bu sırada Richard iki farklı alanda iktidar hamleleri yapar. Saray içinde sürekli kuşkular üretir; kamusal alanda ise meşru görünme çabası sergiler. VI. Henry üçlemesinin finalinde öldürülen Lancaster veliahtı Prens Edward‘ın dul eşi Lady Anne‘i kendisiyle evlenmeye razı eder; üstelik bu ölümde Richard‘ın da katkısı vardır. Bu evlilik, kişisel bir zafer olmanın ötesinde siyasal bir hamledir; rakip hanedanın geçmişiyle bir bağ kurar ve Richard‘ın taht iddiasını daha kabul edilebilir hale getirir.
En önemli eşik, IV. Edward‘ın iki oğlunun kuleye kapatılmaları ve sonra ortadan kaybolmalarıdır. Bunun ardından Richard, IV. Edward’ın evliliğinin geçersiz olduğu iddiasını dolaşıma sokar; böylece çocukların meşru varis olmadığını ileri sürer ve kendini “meşru aday” gibi sunar. Sonunda naiplik konumunu bırakır ve tahta çıkar.
Richard tahta oturduktan sonra korkuyu yükselterek iktidarını korumaya çalışır. Fakat korku kısa vadede itaat üretse de, orta vadede sadakati gevşetir. Eski müttefikler uzaklaşır; Richmond’un karşı hamlesi güçlenir. Bosworth’te Richard yenilir ve oyun yeni bir hanedanın başlangıcıyla kapanır.
Performans ve Küçük Tavizler
‘III. Richard‘ın bir oyun olarak psikolojik gücü, büyük bir kötülüğün ani bir patlama olarak değil, performans karşısında verilen küçük tavizlerle ilerlediğini göstermesindedir.
1) Açılış monoloğu: İlk esneme
Oyun bir monologla başlar. Richard, sahnedeki diğer kişilerin bilmediği planlarını seyirciyle paylaşır. Bu paylaşım seyirciyi ayrıcalıklı bir bilgi alanına yerleştirir. Olayların sonucu değişmez; ancak bakış açısı değişir. Seyirci artık dışarıdan hüküm veren bir yargıç konumunda değil, olup biteni içeriden izleyen bir tanık konumundadır.
Bu konum değişikliği, açık bir onay anlamına gelmez; fakat ahlaki mesafeyi daraltır. Anlama ile eleştirel mesafe arasındaki çizgi incelir. Böylece metin, ileride sahnelenecek daha sert hamlelerin zihinde daha az dirençle karşılanabileceği bir zemin hazırlar. Aslında ilk tavizi seyirci verir. Bu hamle sonraki sahnelerde insanların verdiği tavizleri seyircinin anlamasını da kolaylaştırır.
2) Lady Anne sahnesi: Duygusal kayma
Lady Anne sahnesi, ilk bakışta imkânsız görünen bir iknanın sahnesidir. Richard, Anne‘in kocasının ve kayınpederinin ölümünde payı bulunan kişidir; buna rağmen Anne‘i kendisiyle evlenmeye razı eder.
Richard burada basit bir inkâr stratejisi izlemez. Önce Anne‘in suçlamalarını kabul eder gibi davranır; hatta kılıcını kendi göğsüne dayayarak “öldür beni” der. Bu jest, suçu silmez; fakat sahnenin duygusal tonunu değiştirir. Ardından Richard, Anne‘e duyduğu sözde tutkuyu bu ölümlerin nedeni gibi sunar; sanki cinayet, soğukkanlı bir hesap değil, dizginlenemeyen bir aşkın sonucuymuş gibi konuşur. Böylece ahlaki bir suç, kişisel bir trajediye dönüştürülür.
Anne‘in önünde rasyonel bir tartışma zemini kalmaz. Karşısındaki kişi yalnız bir erkek değil, hızla güç kazanan bir siyasal figürdür. Yas tutan bir kadının karşısına çıkan bu güç, hem tehdit hem de güvenlik vaadi taşır. Richard suçun çerçevesini değiştirerek, öfkeyi hak talebinden koparıp kişisel bir ilişki alanına sürükler.
Bu sahne, büyük bir dönüşümün küçük bir duygusal kaymayla başladığını gösterir. Kabul, güçlü bir inançtan değil, sahnede kurulan duygusal baskının ve çerçeve değişiminin etkisinden doğar.
3) Dua kitabı mizanseni: Kamusal kabul
Bir başka sahnede Buckingham ve adamları, Richard‘ın kral olması için bilinçli bir mizansen hazırlar. Richard, iki din adamının arasında, elinde dua kitabıyla ortaya çıkarılır. İktidarı istemeyen ama görev gereği kabul eden bir görüntü sergiler.
Topluluk burada açık bir zorlamayla değil, bir görüntü aracılığıyla ikna edilir. İstemeyen birinin iktidarı kabul etmesi, arzulu birinin talebinden daha güvenli görünür. Böylece mizansen, kamusal alanda Richard’ın iktidarı “hak ettiği” izlenimini üretir ve itirazı zayıflatır.
Bu üç sahne birlikte düşünüldüğünde tablo netleşir. Performans ayartır; ayartı küçük tavizler üretir, o tavizler biriktiğinde iktidarın sınırları değişir.
Sosyal psikolojide küçük taleplerin kabulünün daha büyük talepleri kolaylaştırdığı bilinir. Bir adım atıldıktan sonra geri dönmek zorlaşır. III. Richard bu mekanizmayı sahne üzerinde gösterir.
Bedensel İşaret ve Kestirme Yargı
Shakespeare, Richard‘ı sahneye bedensel kusurlarla çıkarır. Topal oluşu ve eğri omuzları özellikle vurgulanır. Elizabeth dönemi tiyatrosunda bu tür fiziksel özellikler çoğu zaman ahlaki bir işaret gibi kullanılırdı. Seyirci, “bedeni bozuk” olan karakteri aynı zamanda “niyeti bozuk” biri olarak okumaya daha yatkın hale getirilirdi. Yani beden, karakter hakkında hızlı bir hüküm üretmenin aracıydı.
Bu eşleştirme dramatik açıdan işlevseldir; çünkü uzun uzun psikolojik açıklama yapmadan seyirciyi yönlendirir. Richard daha konuşmaya başlamadan, sahne onun hakkında bir kuşku üretmiş olur. Böylece karmaşık bir iktidar mücadelesi, tek bir görsel işaret üzerinden basitleştirilir.
Ancak bu bedensel işaret yalnız seyircinin yargısını yönlendiren bir araç değildir; karakterin kendi anlatısında da yer bulur. Açılış monoloğunda Richard, kendini “biçimsiz” ve “uyumsuz” bir beden olarak tarif eder ve dışlanmışlığını hırsına gerekçe yapar. Bu noktada Adlerci bir okuma mümkündür. Alfred Adler‘e göre aşağılık duygusu, bireyi üstünlük çabasına ve telafi edici davranışlara itebilir. Bedensel bir eksiklik algısı, kimi zaman aşırı güç arzusuna, kontrol ihtiyacına ve üstünlük kurma çabasına dönüşebilir.
Richard‘ın bedeni bu çerçevede yalnız bir sahne işareti değil, olası bir telafi dinamiğinin başlangıç noktası gibi okunabilir. Dışlanan, küçümsenen ya da eksik hisseden özne, eksikliği ortadan kaldırmak yerine onu başka bir alanda aşırı güçle telafi etmeye yönelir. İktidar burada bir amaç olmaktan çok bir kompanzasyon alanına dönüşür.
Elbette oyun Richard‘ı klinik bir vaka gibi çözümlemez; fakat bedensel kusurların sürekli vurgulanması, aşağılık duygusu ile üstünlük arayışı arasındaki gerilimi sahne üzerinde görünür kılar. Bu okuma, kötülüğü bedene indirgemek yerine, bedensel algının özne tarafından nasıl bir güç stratejisine dönüştürülebileceğini gösterir.
Yine de dikkatli olmak gerekir. Bedensel farklılık kötülüğün nedeni değildir; fakat hem seyircinin erken ve sorgulanmamış bir kanaat üretmesine, hem de karakterin kendi güç anlatısını kurmasına malzeme olur. Böylece beden, hem dışarıdan yöneltilen bir etiketin hem de içeriden üretilen bir telafi çabasının kesişim noktasına yerleşir.
Korku ve Çözülme
Küçük tavizlerle yükselen iktidar, sonunda taviz verenleri de güvensiz bırakır. Richard korkuyu artırdıkça itaat üretir; fakat aynı zamanda çevresindekilerin kendini koruma refleksini tetikler. “Sıra bana ne zaman gelir” sorusu büyüdükçe sadakat çözülür.
Bosworth’e gelindiğinde performans artık yeterli değildir. Taviz zinciri bir noktada tersine döner. Richard yalnızlaşır ve düşer.
Sonuç
III. Richard, Shakespeare‘in erken dönem tarih oyunları arasında yer alır ve bu dönemin bazı belirgin sınırlılıklarını taşır. Karakter psikolojisi çoğu yerde keskin ve tek yönlüdür; ahlaki çatışmalar, olgunluk dönemi trajedilerindeki kadar iç içe ve çok katmanlı değildir. Kimi figürler zayıf kalır, dramatik ağırlık büyük ölçüde Richard‘ın omuzlarına yüklenir. Bu nedenle oyun, Hamlet ya da Kral Lear türünden derin bir iç çözümleme arayan okur için değil, iktidarın sahne üzerinde nasıl üretildiğini görmek isteyenler için daha anlamlıdır. VI. Henry üçlemesini okuyanlar, bu oyunda o üçlemede açılan boşluğun nasıl doldurulduğunu izleyebilir; fakat III. Richard‘ı herkes için harika bir Shakespeare metni olarak sunmak güçtür.
III. Richard, büyük kötülüğün tek bir iradenin gücüyle değil, sahnelenmiş bir performans karşısında verilen küçük tavizlerin birikimiyle mümkün olduğunu gösterir. Oyun, tiranın psikolojisinden çok, seyredenlerin ve katılanların psikolojisini açığa çıkarır.
Bu yüzden metin, yalnız bir tarihsel figürü değil, meşruiyetin nasıl üretildiğini anlamak isteyenler için de önemlidir. Büyük kırılmalar çoğu zaman küçük esnemelerle başlar.
Murat BEYAZYÜZ

Son Yorumlar