Yücel Abi ile aynı yörede doğmuşuz. Doğduğumuz yerler arasında yüz kilometreden fazla bir mesafe olsa da konuşma tarzımız, alışkanlıklarımız, aile terbiyemiz birbirine çok benzer. Kalabalık bir aile, otoriter bir baba, şefkatli bir anne ve köy hayatı… Zorlu ama masalımsı anılar. Belki de o zorlu ve masalımsı anılar bizi biz yaptı. O renklerin içinde hep kendi rengimizi ve üslubumuzu aramaktan yorulmadık.
Tabii ki onunla benzer yanlarımız bununla da bitmiyor. Ben de onun gibi Cilavuz’da yatılı okumuş ve ardından Almanya’ya gitmişim. Yurttan kopuş, gurbetin hüznü, özlem ve ülkemizin yarınları için endişe ikimizin de gönlünü kırılgan yapmış. Biraz aceleci, biraz kızgın, biraz heyecanlı oluşumuz da bundan olsa gerek.
Onunla bir tesadüf eseri tanıştım. İnternette Azerbaycanlı şair Abbas Abdulla ilgili bir yazısı vardı. Bu yazı hakkında ona bir mektup yazdım. Çok geçmeden mektubuma cevap yazdı ve bir araya geldik. Ne kadar da konuşacak konularımız varmış! Yirmi yıldan fazladır kâh karşı karşıya, kâh telefonda hep dünyayı kurtarır, Türkiye’yi aydınlık günlere taşırız. Bazen korkularımız da depreşir, kaygılanırız. Ama birbirimize ümit vermekten de asla vaz geçmeyiz. Belki de bu aydınlık düşünceler ve ümitler bizim dostluğumuzu bu kadar sağlam ve ayakları yere basar hale getirdi.
Yücel Abi yerinde duramayan bir adamdır. Gecesi, gündüzü Türkiye ile doludur. Sadece bugünü değil, yarınları, çocukları, torunları düşünür. Onlar için bir ışık yapmak için didinir durur. Kendi kültürümüzün olmadığı yerde karanlıkta kalmış gibi kendini hisseder. İlla yanı başında Anadolu’dan bir umut ışığı olacaktır. Onun gelecek için gösterdiği çabaları az da olsa Masal Avcısı romanında göstermeğe çalıştım. Ama yazamadığım daha neler vardır!
Yüzünde ve gözlerinde çok farklı bir ışık vardır. Bu ışıkla girdiği her mekânı aydınlatır. Gülüşleri içten ve dostçadır. Sohbeti de doyulmazdır. Kızdığı da olur. Onunla çok tartışmışız. Ama bu kızgınlık on dakika bile sürmez. Hemen karşısındakinin gönlünü alır, değişir bambaşka bir insan olur. Dünyalar iyisi eşi Nevin Hanım’la benim yanımda tartışmaları bana müthiş keyif verir. Çünkü ikisi de sınırları aşmadan birbirlerini iğnelerler. Ama bu iğneleme şahsi değildir yine yurdumuzla ilgilidir.
Onunla bazen Ren Nehri kıyısında uzun yürüyüşlere çıkardık. Gözlerimiz nehrin sağlı sollu iki katlı güzel yalılarını, arada bir geçen lüks restoranları andıran vapurları görmezdi. Bütün ruhumuzla yurdumuzda olurduk. Asya bozkırlarında kopuz çalan çobanlardan, Anadolu’ya, balkanlara kadar ışık götüren aydınlık insanlardan konuşurduk. Almanca konuşan çocuklarımıza dilimizi, kültürümüzü, masallarımızı nasıl sevdiririz diye kafa yorardık.
Bugün saçları bembeyaz olmuş ama gözleri hala çocuksu halini koruyan Yücel Abi’nin doğum günüdür. O, bu yaşında elleri boş gelmedi. Daha yirmi beşinde gurbetin ve yabancılığın acısını tadan Yücel Abi bugünkü ve gelecekteki çocuklarımıza kucaklar dolusu kitaplar hazırladı. O kitaplarda sadece Anadolu yoktur. O kitaplarda Sibirya’daki Tuva Türklerinden Berlin’de gözlerini açmış Türk çocuğuna kadar ulaşan bizim gönül sözlerimiz vardır.
Yücel Abi haklı olarak herkes tarafından Masal Dede olarak çağrılsa da romanlar, hikayeler de yazmıştır. 1970’li yıllardan beri hemen hemen her konuda kalem oynatan Yücel Abi 1979 yılında “Uğultu” romanıyla Sanat Emeği Roman Ödülü’nü kazanmıştır. 2001, “Göçün 40. Yılı”nda” “Anadili Neden Gereklidir?” denemesiyle Cumhuriyet Gazetesi birincilik, 2003, TRT İNT’in “AB/Türkiye ilişkileri” konulu yarışmasında “Danışman” adlı öyküsüyle birincilik, 2004, Keloğlan kitapları dizisi ile “Çocuk Edebiyatçıları Birliği”, masal ödüllerini aldı. Yazdığı “Keloğlan” masal dizisi çeşitli dillere çevrildi, ilgiyle karşılandı. Anadolu’dan Altaylara, Orta Asya’dan Avrupa içlerine kadar Türklerin yaşadığı 24 ülkeden masallar derledi, tasnif etti, en etkili olanları seçerek hepsini yeniden yazdı ve 32 kitapta yayımladı. Bu dizi, Kaşgarlı Mahmud’dan beri kendi alanında yapılmış en kapsamlı ilk çalışmadır ve büyük ilgiyle karşılandı: Dizinin üç kitabı Almanca yayımlandı. 2002 yılında “Sihirli Limon” Almanya Eğitim ve Bilim Bakanlığı’nın “Çocukların kafasında fantastik dünya açan 20 kitap listesi ”ne seçildi. Dizinin bütünü ise Elginkan Vakfı, “2011 yılı Türk Kültürünü Araştırma Ödülü ”nü, Türksav, “2011 yılı Türk Dünyasına Hizmet Ödülü”nü aldı. T. C. Millî Eğitim Bakanlığı ve Avrupa Konseyi, ilkokul 4. Sınıflar için “İnsan Hakları, Yurttaşlık ve Demokrasi” ders kitabını bu masallarla hazırlattırdı. Kitap, 2016 yılında Türkiye’nin “en sevilen ders kitabı” seçildi. Cengiz AYTMATOV Madalyası da 2019 yılında Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) tarafından Yücel Feyzioğlu’na verildi.
Bugün 78 yaşına giren Masal Dede Yücel Feyzioğlu 34 ciltlik masal çalışmasıyla kültür tarihimizde derin bir iz bırakmayı başarmıştır.
Orhan ARAS

Son Yorumlar