2025 Yıl Sonu Edebiyat Değerlendirmeleri-XX: Çiler İLHAN

2025 yılı edebi anlamda sizin için nasıl geçti?

Yazma açısından verimli geçti. Öykü kitabım Barıştıralım Sizi yayımlandı. Nişan Evi romanının İngilizce baskısı, Mart 2025’te, Olga Tokarczuk ile László Krazsnahorkai’nin de kitaplarının bulunduğu EBRD Literature Prize kısa listesine girdi. Ödülü almamış olsam da hayran olduğum bu iki yazarla bir arada anılmak müthiş mutlu etti beni.

Günlük koşturmaca arasında ilk çocuk kitabımı yazdım; umuyorum ki gelecek sene okur karşısına çıkacak.

Bol kitap da okudum ama hiçbir zaman istediğim kadar okuyamıyorum. Ölçütüm Susan Sontag: “Her gün bir kitap okunabilir,” demiş, söylentilere göre.

Bu yıl okuduğunuz ve sizde iz bırakan üç kitap adı söyler misiniz?

The Safekeep, Yael van der Wouden,

Cennette Gibiyim, Sibel K. Türker,

Rouwdouwers, Falun Ellie Koos.

Türk edebiyatında bugün karşılaştığımız en büyük sorun yazmak mı, yayımlanmak mı, okunmak mı?

Zorluk şu, belki: Elindeki metne yeteri kadar emek harcamış yazarların, editörlerin hakkıyla editörlük yaptığı, kitapların kutsallaştırılmadığı ve fakat tamamen metalaştırılmadığı yayınevlerinde, doğru kanallarla, samimi okura ulaşması.

Günümüzde bir metnin yayınevince kabul edilmesi daha çok edebi değerle mi, yoksa piyasa sezgisiyle mi belirleniyor?

Bu sorunuza genel bir cevap vermek bence zor. Butiğinden büyüğüne pek çok yayınevi var. Özellikle büyük yayınevleri kimi zaman ticari bir içgüdüyle hareket edebiliyor ama bazı çoksatarlardan elde ettikleri gelirin bir kısmını edebi değeri yüksek metinlere veya bir cevher gördükleri yeni yazarlara ayırıyorlar. Edebiyata mühim katkıda bulunan çoksatarlar da var elbette, yanlış anlaşılmadan belirteyim.

Nihayetinde biz yayınevine bir dosya veriyoruz. O dosyanın kitaplaşması için koca bir ekip iş başında; editöründen bu nihai ürünü kitapevlerine ve diğer mekanlara taşıyan şoförlere kadar. Bu bir iş kolu, öyle bakarsanız. Ortasını bulan yayınevine ne mutlu.

Güncel anlamda okuruyla yazar arasındaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz?

Dijital görünürlüğün son derece kolaylaştığı bir ortamda okurun yine de yüz yüze tanıştığı, bir söyleşide dinlediği, fuarda karşılaştığı yazarlarla daha yakın bir ilişki kurduğunu düşünüyorum. Kimi yazarlar işin bu kısmına çok yatırım yapıyor; o şehirden bu şehre, o kitabevinden bu salona okumalar, söyleşiler, imzalar… Yanlış demiyorum; öncelik meselesi olabilir. Az biraz yapmak da lazım.

Kimi okursa yazarını tesadüfen keşfedip ona sadık kalıyor. Etkinlik, fuar gözetmeden her kitabını alıyor. Bir yazarın dilini, yarattığı dünyaları kendine yakın buluyor. Sayısız kombinasyon olmalı… Bu konulara pek kafa yoran biri değilim.

Bugün bir yazarın görünür olabilmesi için iyi yazması mı, doğru çevrede olması mı daha önemli?

Hızlı bir görünürlükle yüksek satış rakamları peşindeyseniz, doğru çevrede dostlar edinmek önemli olabilir. Fakat ben şuna inanıyorum, belki de safın tekiyim: Israrla yazan, bu mesleğe yatırım yapan, kendince en iyisine çabalayıp ortalamanın üstünde bir iş çıkaran yazarları sıkı okur eninde sonunda fark ediyor.

Okunma, anlaşılma ya da takdir edilme ihtiyacı yazma motivasyonunuzun neresinde duruyor? Ve sizin için yazmak bir özgürlük müdür, yoksa bir bağımlılık mı?

İki sorunuzu bağlayarak cevap vereceğim: Yazmak, tatlı bir lanet. Yazdıkça özgürleşiyorum. Doğal olarak her yazar gibi okunmak istiyorum. Kalplere dokunmak, görüşleri esnetmek, okurlara kelimeler aracılığıyla kendilerine yabancı gelen deneyimleri “yaşamış gibi” hissettirmek belki en çok arzu ettiğim şeylerdendir ama buna ben karar veremem. Kitapların kendi yaşamları oluyor bir nevi. Takdir edilmeye gelince, platonik bir aşk gibi görün işin bu kısmını. Olursa sevinirim, olmazsa yazıya âşık olmaya devam ederim.

2026’ya girerken edebiyattan beklentiniz nedir? 

Daha çok okumak. Günde bir kitap?

Teşekkür ederiz.

Muaz ERGÜ

Çiler İLHAN

  • Pazarlama-iletişim-turizm sektörlerinde çalıştı; yazar ve editör olarak medyada görev yaptı.
  • Yirmiye yakın ulusal ve uluslararası antolojiye öykü ve denemeleriyle katılan İlhan’ın ilk kitabı Rüya Tacirleri Odası (Artemis Yayınları) 2006’da yayımlandı.
  • Birbirine bağlanan öyküleriyle roman tadındaki ikinci kitabı Sürgün ise Everest Yayınları’nca 2010’da yayımlandı; 2011 yılı Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü’nü alarak yirmiden fazla ülkede basıldı.
  • İlk romanı Nişan Evi’nin (Everest Yayınları, 2021) İngilizce baskısı (Engagement, Istros Books, 2024) EBRD Literature Prize 2025 kısa listeye girdi.
  • Aynı romanın Hollandaca baskısı ise (Een Zandstorm Zeiden Ze, De Geus, 2024) saygın günlük gazete NRC tarafından 2024’ün en iyi romanları arasında seçildi.
  • Türkiye ve Hollanda Yahudisi bir babayla iki kızının Teşvikiye’de, Suriyeli bir mülteciyle karşılaşmasının hikâyesini anlatan, 1943’ten 2018’e, Amsterdam’dan Auschwitz’e, Halep’ten İstanbul’a uzanan romanı Hayattayız Madem 2023’te Everest Yayınları tarafından basıldı.
  • Sekiz öyküden oluşan son kitabı Barıştıralım Sizi, geçtiğimiz yaz okurla buluştu.
  • Öyküleri genç yaştan itibaren edebiyat dergilerinde yayımlanan İlhan, kültür-sanat, seyahat ve kitap yazılarıyla pek çok dergi ve gazeteye katkıda bulundu.
  • Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyasi Bilimler Bölümü ve İsviçre-Hosta Hotel School mezunu olan yazar 2017’den bu yana Hollanda’da yaşıyor, serbest yazarlık yapıyor ve Hollandacadan Türkçeye kitap çeviriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir