Kendini Arayan Kadının Masalı…

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde deve kervan içinde sincaplar çakal iken amcamlar bakkal iken ben saçımın perçemini sağdan sola tarar iken çok uzak bir ülkede kendini kaybeden bir kadın varmış. Östrojen miktarını artıran hazır gıdalardan ve hareketsizlikten basenleri genişleyen kadının, bacak boyu da beden boyundan kısaymış. Saç tipine uygun şampuan kullanmadığı için saçları cansızmış. Yaşlanma karşıtı kremler kullanmadığı için cildinde kırışıklar çıkmış. Geniş basenleri ve kırışık cildiyle evde kendini aramaya başlamış kadın. Evde her yere bakmış ama kendini bulamamış.

Mutfak dolaplarının içine, koltukların altına, gardırobun arkasına, mutfak tezgâhına, çamaşır askısına ve evin daha birçok yerine bakmış ama bir türlü kendine ulaşamamış. Kocasına sormuş. Adam bilmiyorum demiş. Yine mi kendini kaybettin diye eklemiş. Çocuklarına sormuş, görmedik demişler.

Dışarı çıkıp aramaya karar vermiş. Sahile doğru bir yürüyüş yapmış. Bir salkım söğüdün altında belediyenin bütçesi olmadığı için komşu belediyenin hediye ettiği banklardan birine oturmuş. Etrafı izlemeye başlamış. Sahilden geçen simitçi çocuğa sıcak simidin var mı demiş. Sıcak olmazsa simit yiyemiyormuş kadın. Karbonhidrattan menkul simit kadının vücudunda şekere dönüşmüş.

Annesi aklına gelmiş. Arayıp; Anne ben kayboldum neredeyim bulamıyorum demiş. Her anne gibi, nereye koyduysan oradadır kızım cevabını almış. Annesi telefonu kapatmadan önce atletsiz dışarı çıkmıyorsun değil mi demiş. Kadın atletini yoklamış. Üzerindeymiş. Kendimi kaybederim atletimi asla demiş.

Sonra kalkmış minibüse binmiş. Dolaşırsa kendini bulacağını ummuş. Minibüste, arkada oturup ücretini göndermeyen kimse yokmuş. Kendi ücretini indi bindi olarak ödeyip iki durak sonra inmiş.

Belki yemek yersem beynime kan gider ve bulurum kendimi demiş. Nohut pilavcı görmüş. Dümdüz nohut pilav, hiçbir sırrımız yok yazıyormuş tabelasında. Sırları sevmediği için hoşuna gitmiş. Oturmuş bir buçuk nohut pilav söylemiş. Pilavcının taburesinde hiç rahat edememiş. Dar paça pantolonu sıkıyormuş basenlerinden dolayı. Bitirememiş pilavını. Yanına gelen kediye vermiş. Kedi pilavı yerken ona sormuş kendini. Kedi sadece miyav demiş. Zor oturduğu tabureden kalkmış. Mide bölgesi rahatlamış kalkınca.    

Alışveriş yaparsam belki kendimi bulurum diye mağazalardan birine girmiş. Üç al iki öde, altı al beş öde kampanyalarına bakmış. Pantolonu sıktığı için pantolon, etek, şort gibi alt kıyafetler denememiş. Alt bedeni ile üst bedeni farklı olduğu için takımlara da bakmamış. Altı külot alıp beş külot parası ödeyerek çıkmış mağazadan.

Kuaförüme gideyim demiş. Belki orada bulurum kendimi. Kuaförü, en son geçen gün dip boya yaptım sana demiş. Saçının sol tarafına da bir paket pembe balyaj atmıştım, o günden sonra görmedim. Yahu nerelere kayboldum ben diye söylenerek dışarı çıkmış. Tekrar mahallesine dönmüş.

Caminin önünden geçerken imama sorayım demiş. İmam, buraları terk edeli yıllar oldu, gidiş o gidiş bir daha da görmedim, Allah affetsin demiş. Kadın, çok oyalandım dışarılarda, evde yemeğim yok, pazar alışverişini yapıp döneyim bari demiş. Bir şeyi aradığın zaman bulamazsın, ne zaman aramayı bırakırsan önüne çıkar, hep böyle olmuştur. Hem bulmasam ne olacak kim kendini aramış da bulabilmiş ki? Eve gitmiş, biber dolması, ezme mercimek çorbası yapmış. Mercimeğe bir çimdik zerdeçal atmış.

Akşam sofrada kocası ve çocukları sormuşlar, bulabildin mi diye. Yok demiş, yer yarıldı içine girdi sanki, bulamadım. Çok savruksun demiş kocası, hep söylüyorum kendini belli bir yere koy ki arayınca bulasın. Bak benim alet çantamdaki malzemelerimin bile yeri bellidir. Aman demiş kadın, bulurum nasılsa, bulamazsam da canım sağ olsun.

Gece rüyasında çocukluğunu görmüş. Çocukluğu:

“Her zamanki gibi buradasın işte, niye sağda solda arıyorsun ki kendini. Ayrıca her başın sıkıştığında yanıma gelmekten vazgeç artık.  Rahat bırak beni.” demiş.

“Ne yapayım, ayaklarım her defasında beni sana getiriyor farkında olmadan.” demiş kadın.

“Tamam, arada gel, dertleşelim ama bu nedir yahu? Ben de huzur istiyorum. Ha bir şey daha, gelmeden önce haber verirsen mutlu olurum. Böyle pat diye geliyorsun hazırlıksız yakalanıyorum sana. Habersiz gelme gitme mi kaldı bu devirde?”

“Tamam tamam kızma. Daha dikkatli olurum bundan sonra.” demiş kadın mahcup bir şekilde.

“Gel buraya gel. Seni üzmek istemem biliyorsun. Çünkü kabak yine benim başıma patlar,” diyerek muzip bir gülümseme ile açmış kollarını, sarılmışlar kadınla çocukluğu.

Kadın yüzünde bir gülümseme ile uyanmış. Oh çok şükür demiş. Bir daha kaybetmem inşallah diyerek kalkmış yataktan. Çay suyunu ocağa koyup dişlerini fırçalamak için banyoya gitmiş. Çift florürlü, ekstra ferahlık sağlayan nane özlü diş macunu ile dişlerini fırçalarken, aynadaki aksine “Seni bir daha kaybetmeyeceğim.” demiş.

Gökten üç tane avokado düşmüş. Üçünü de kadın yemiş.

Ayşe Turkay YİĞİT

7 Comments

  1. Atını Arayan Kovboy Reply

    6 al 5 öde yerine 3 al 2 ödeden iki sefer alsaydın daha iyiymiş aklım orda kaldı benim. Bir de avokadoda (:

  2. Tayfun kuruoğlu Reply

    Östrojen miktarını artıran hazır gıdalardan avokadoya geçişi çok yerinde buldum :p Ayrıca ufak bir öneri GPS ile de aranabilirdi :p

    1. AYŞE TURKAY YİĞİT Reply

      Tuttum bu fikri. Yeni öyküm kendini gps’le arayan kadın ya da gps sinyalini kaybeden kadın))

  3. Sedef Ergürbüz Reply

    Hepimiz gerçekleri masallaştırarak yüzleşmekten kaçınıyoruz çoğu zaman. Gökten üç avokado düşmesini beklemeden aynanın karşısına geçmek iyi olur.:))

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir