Neden Düşünemiyoruz? Bir Toplumun Akılla İmtihanı…

Sosyal medyada Prof. Dr. Niyazi Kahveci’nin çağdaş düşünce üzerine yaptığı konuşmalardan oluşan bir video (https://www.youtube.com/) serisi var. Kahveci, düşünme üzerine ilginç tespitlerde bulunuyor. Düşünmeyi ikiye ayırıyor. Animal düşünme yani hayvani düşünme, beşeri düşünme yani insani düşünme. İnsani düşünme olan sistematik, felsefi düşünmeyi beceremediğimiz için geri kaldığımızı, animal düşünmenin sonucunda toplumda sürekli şiddetin, kavganın, düşmanlığın, hak yemenin varolduğunu söylüyor.

Ben de bunun üzerine “Toplum olarak beşeri, felsefi, sistematik düşünmemizin önündeki engeller nelerdir?” diye düşündüm. Tespitlerimden bazılarını paylaşmak istedim:

  1. Düşünmeyi engelleyici klişe sözlerimiz var. Bilinçaltında bu sözler düşünmemize ket vurur. “Düşün düşün b.ktor işin.” Yeni bir fikir ileri sürdüğünüzde; “Başımıza icat çıkarma” “Eski köye yeni adet getirme” derler. Düşünmeyi öne çıkaran bir cümle kullanıldığınızda “Felsefe yapma” derler. Bizler ki derslerinde çalışkan olana inek, umumhaneye ise mektep diyen bir toplumuz. Bizler ki, Bakırköy Akıl Hastanesinin bahçesine düşünen adam heykeli koymuşuz. Sanki “düşünmenin sonu deliliktir” der gibi. Halk arasında bile fazla düşünene “düşüne düşüne kafayı sıyırdı” derler. Bizler ki mahalledeki delileri evliya olarak görür, saygı gösteririz. Çok okuyan ve düşünen insandan da sakınırız, korkarız. Hatta zarar vermesin diye hapse bile atarız.
  2. Toplum olarak aşırı bir kutsallaştırma huyumuz var. Tarihi, kişileri, mekanları, fikirleri kutsallaştırırız. Kutsallaştırmak düşünmemeyi sadece inanmayı ve tabi olmayı gerektirir. Kişiler kutsallaştırılınca artık onu sorgulayamazsın, her söylediğini her dediğini doğru olarak algılarsın. Akıl ve zekanın fonksiyonları çalışmaz olur. Geçmişteki zaman dilimlerini kutsallaştığınızda hataları göremezsiniz ve yaşadığınız çağa taşırsınız. Günün gelişmiş, aklını, bilimini, düşünme biçimini kullanmazsınız. Beyin güncellenmemiş ve geride kalmış bir programla çalışır. Çağı algılayamazsınız.
  3. Toplumda hukuk düzeni yerleşmemişse düşünmek büyük bir risk taşır. Kişiler hukuk düzeninin yerleşmediği yerde öncelikle biyolojik varlıklarını sürdürmek için çaba gösterirler. Bunun yolu hakkın, doğrunun, düşünmenin değil, güçlünün yanında yer almaktır. Bu durum toplumda ciddi bir dalkavuk kültürünün oluşmasına yol açar. Hukuk düzeninin olmadığı yerde dalkavukça davranmak içgüdüsel bir korunma biçimidir ve kaçınılmaz. Dalkavuk kültürü düşünmemeyi, edilgin olmayı, güçlünün iradesini esas almayı ve alkışlamayı beraberinde getirir. Ancak güçlü bir hukuk düzeniyle insanların onurlu, erdemli, kendi iradesine dayanan, düşünen, muhakeme eden bir kişilik taşıması mümkün olur.
  4. Muhafazakâr bir yaşama biçimi alışılan bir hayatın dışına çıkmamaktır. Alışkanlıklar bizim hayatımızı kolaylaştırır ama gelişmemizi durdurur. Alışılmışın güvenirliğinden dışarı çıkamayan kişi veya toplum düşünmekten kaçınır. Düşünmek alışılmış duvarları aşmak demektir. Bu ise belirsizliğe, belirsizlik ise kaygıya yol açar. Kişiler zor olan yolu tercih etmekten ziyade konforlu alışılmış durumdan çıkmak istemezler. Zihinsel tembelliğin ve riskten kaçmanın yolu düşünmemektir. Kişiler düşünmemenin doğrudan zararını görmüyorsa, partizanlık, mezhepçilik, bölgecilik gibi zeka ve yetenek gerektirmeyen nedenlerle hak yiyor, menfaat elde ediyorsa ve bunun hesabı sorulmuyorsa düşünmeye gerek yoktur. Düşünmek bu tür kültürün olduğu yerde yeşermez, kurur.
  5. Eğitim sisteminde, kişilerin zekası, muhakemesi, hayal gücü aktive olmuyorsa, sadece hafızaya yönelik ansiklopedik bilgiler veriliyorsa orada düşünme olmaz. Bu tür eğitimden insan şeklinde papağanlar çıkar. Kişiler veriden bilgi, bilgiden, fikir, fikirden hayal gücü üretemiyorsa verilen eğitim düşünmeyi ortadan kaldırıyor demektir. Mark Twain “Ben zeki bir çocuk olarak doğdum ama beni okul mahvetti.” der. Test tekniği adı altında yapılan ölçme ve değerlendirme; zeki kişileri, üretken ve yaratıcı kişileri değil, ezberci kişileri başarılı gösterir. Oysa bu kişiler düşünmeyi alışkanlık haline getiren kişiler değildir. Test tekniği düşünmekten ziyade içgüdüsel hafıza yardımıyla ansiklopedik bilgileri ezberleyenleri öne çıkarmaktadır. Hayat bize ezberlediğimiz yerlerden soru sormaz. Hayatı kolaylaştırmak, hayatı geliştirmek ve hayatın yeni problemlerine çözüm üretmek, ancak düşünerek mümkündür. Bir siyasimizin dediği gibi “Dünkü güneşle bu günkü çamaşırı kurutamazsınız.” Zaman değişiyorsa düşünmemizde değişecek ve yenilenecektir.
  6. Bilgisayarın hayatımıza girmesi birçok işimizi kolaylaştırmasına karşın düşünmeyi olumsuz etkilemektedir. Kişiler bir sorun olduğunda hemen arama motorlarından hazır cevaplar aramaktadır. Düşünmeyi biz gerçekleştiririz. Bilgisayarların zeka yaşı sıfırdır. Onlar sadece bize hazır bilgi veya veri sunar. Çağımızda sanki her türlü sorunun çözümü internette varmış duygusu bizi düşünmekten alıkoymaktadır. Bunun farkına varmalıyız. Kitap okuma, düşünme ve fikir üretmenin yerine bilgisayarı ikame etmemeliyiz.
  7. Düşünmenin engellerinden biri de düşünmedeki mantık kurallarını bilmemektir. Kişiler bir şeyi tanımlarken halen Aristo mantığını kullanıyorsa yani bir şeyi siyah-beyaz, iyi-kötü gibi kategorik düşünüyorsa ayrıntıyı algılayamıyorsa, doğru düşünemez. Paradoksal düşünebilmeli iyiyle kötünün, siyahla beyazın arasında kalan bütün ara tonlarını hesap edebilmelidir. Burada düşünmenin önündeki engel olarak dilin de sınırlayıcılığı devreye girmektedir. Kavramı oluşmayan bir durumu, olguyu anlayamayız, üzerinde düşünmemiz zordur. Ancak kişiler mantık, felsefe, dilbilimi okuyarak düşünmenin doğru yollarını öğrenebilir. Sadece atasözleriyle, menkıbelerle, hikayelerle oluşturulan düşünme biçimlerinde yanlış yargıların, kalıpların, olması muhtemeldir. Atasözleri, menkıbeler düşünülmeden alınıp kullanıldığında önyargı oluşturur. Önyargılar düşünmenin önünde ciddi bir engeldir.

Düşünmenin önünde daha bir çok engel bulunur. Eğer düşünmenin önündeki engelleri kaldırmazsak düşünemeyiz, daha doğru deyimle beşeri düşünme dediğimiz insanca düşünemeyiz. Düşünmenin önündeki engelleri kaldırmalıyız. Sebepler ortadan kalkmadıkça sonuçlar ortadan kalkmaz. Düşünmeden insan olamayız, düşünmeden ilerleyemeyiz, düşünmeden onurlu, erdemli ve kaliteli bir hayatı yakalayamayız.

Durdu GÜNEŞ

2 Comments

  1. Feridun Eser Reply

    Makaleyi okudum ve keyif aldım, istifade ettim. Büyük ölçüde katılıyorum. Alt kısımdaki yorumları okudum onlardan daha bir keyif aldım; kısa ve öz, ilavelerle yapılan yorumda oldukça faydalı oldu. Yazının linkini birkaç özel arkadaşımla paylaşacağım, onlar da okusunlar istiyorum.

    1. Durdu Güneş Reply

      Yazıya olan, ilginiz ve iltifatınız için çok teşekkür ederim. Bu tür geri bildirimlerle yazma motivasyonumuz artmaktadır. Doğru bildiğimiz hususları etrafımıza yayarak daha güzel bir dünyayı inşa edebiliriz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir