İnsanı putperestlikten koruyan aklın putun ne olduğunu bilmesi gerekir. Put, insanın taptığı, saygınlaştırdığı, kutsadığı, niyesiz, nedensiz ululadığı şeylerin tümünün adıdır.
Yanımda tuttuğum şeyin bana/başkasına faydası ya da zararı var mı? Yok, ama o beni koruyor. Onun beni koruduğuna inanıyorum. Bu putperestliğin çekirdeğini oluşturur.
Herkes kendi hayatındaki putları şu ilkeyi çalıştırarak bulabilir. temizleyebilir. Bana hiçbir yararı ya da zararı olmadığı halde benim olmasını önemsediğim, onun için hayatımı, zamanımı, emeğimi harcadığım ne var?
Bu soruya verdiğimiz cevaplar bizim hayatımızdaki putların listesini de ortaya çıkaracaktır. Putların taştan, tahtadan yapılma zorunluluğu yoktur. Put aklın durduğu, duyguların etkisine kapılarak kişinin kendisine kutsal, dokunulmaz, önemli, değerli bellediği herkes ve her şey için geçerli bir sıfattır. Sensiz yaşayamam dediğim sevgilim, onsuz hayatımın hiçbir anlamı yok dediğim arabam, benim olmazsa öleyim daha iyi dediğim herkes, her şey benim putumdur.
Her an, her şey, herkesin putu olabilir. Bu tehlikenin önüne geçmek için aklı çalıştırmak, tutarlılık testinden geçmek gerekir. İnandıklarımla yaşadıklarım eşleşiyor mu? İnanmadığım şeyleri söylüyor muyum, söylediklerimi yapıyor muyum, yaptıklarımın doğruluğuna inanıyor muyum?
Put; ilk bakışta, söyleyişte fecaat, felaket çağrışımları yapsa da neredeyse hayatımızın her al/anında karşımıza çıkar. Bizi haksızlığa razı olmak zorunda bırakan, köprüyü geçene kadar ayılara dayı dedirten dürtülerin tamamı bir putperest tavırdır. Cahillik ve cehalet aynı zamanda put ve putperestliği de tanımlar.
İlk kuran kavramları sözlüklerinde cehalet; bir şeyin kendisinden farklı olduğuna inanma9 diye tanımlanır. Bir şeyin ne olduğunu kim nasıl neye göre belirleyecek? Kimin cahil olduğunu kim belirleyecek? Kimse hiçbir şeyi tam olarak bilemeyeceğine göre, belirleme hakkı kime verilecek?
Kuran’ın ilim, cehl, akıl gibi kelimelere yüklediği anlamlar bizim bu sorularımızı cevaplar. İnsan için kullanıldığında ilim, cehlinin farkında olan, hiçbir şey hakkında mutlak otorite sahibi olmadığının farkında olan, bilgisini delilleriyle bilen, bildiğinin ötesinde bilgiçlik taslamayan, diğer insanlardan daha fazla kendi noksanlıklarından haberdar olma halidir.
Putperest toplumların ayırt edici özelliklerinden biri kimsenin neyi bilmediğinin tanımlanamaması, insan ve eşyanın kıymetinin öznel ya da özneler arası inançlarla belirlenmektedir. Sorgulayabilmek yalnız hanif ve müslim toplumların becerisidir.
Onlar Kuran’ın nereden geldiğini düşünmüyorlar mı? Eğer Allah’tan başka birinden gelseydi içerisinde çelişkiler bulacaklardı.10
Bu ayet dinin ana kaynağı olan Kuran’ı, aklın onayına sunar. Kuran bir nevi şöyle seslenir. “Beni inançlarınızla, duyularınızla değil, aklınızla tartın, değerleyin. Kendinize bir muamele yaparken, yaptırırken aradığınız tutarlılıkla bana bakın.”
Ahmet BAYRAKTAR
Dipnot
- 9-10: Nisa 4/82

Son Yorumlar