Abbasi soyunun dokuzuncu halifesi Vathek, Mutasım’ın oğlu ve Harun Reşid’in torunudur. Hayatının en güzel döneminde tahta çıkmıştır. William Beckford romanına bu sözlerle başlayarak tarihin zaman tünellerinde bir vakitler yaşamış olan Abbasi halifesi el-Mu’tasim’in oğlu el-Wathiq’ten ilham aldığını ortaya koymaktadır. Gerçekte yaşamış olan el-Wathiq sanatçıların ve bilim adamlarının en büyük hamisi olmuştur. El-Wathiq zamanında çıkan bir dizi isyan yine kendisi önderliğinde bastırılmıştır. El Vathiq’in yüksek ateşten 847 tarihinde ölmesi Beckford’un romanında yaşayan Vathek’in sonu için de bir ilham kaynağı olmuş gibi görünüyor.
Romanın baş karakteri Vathek görkem ve ihtişamı çok sever, bu konuda tüm seleflerini geçer; öyleki Elkurremi Sarayı’nın yanına beş tane daha saray yaptırır. Bu beş sarayın her biri bir duyuya hitap eder. İlk sarayda birbirinden leziz yiyecekler vardır ve sofralar tüm gün boyunca açık bulunmaktadır. Yemekler eksildikçe yerine yenileri getirilip konulur. Bu sarayın adı Edebi Şölen ya da Doymak Bilmez’dir. İkinci sarayda dönemin en iyi müzisyenleri ve şairleri kalır. Bu saraya Ezgi Tapınağı ya da Ruhun Ölümsüz İçkisi denilir. Üçüncü sarayda dünyanın en nadide eserleri bulunur, saraya Gözlerin Zevki ya da Belleğin Gereci denilir. Dördüncü sarayda korku salan meşaleler yanmaktadır, bahçesinde her türden çiçeğin bulunduğu saraya verilen isim Zevkin Dikeni ya da Korkular Sarayı’dır. Beşinci sarayda ise birçok genç kız bulunmaktadır, halifeyi ve gelen konuklarını hoşnut etmekten bıkmayan bu güzellerin bulunduğu saraya Neşenin Çatı Katı ya da Tehlikeli denilmektedir. Vathek; zevkine, sefasına çok düşkün bir hükümdar olmasına rağmen halkı tarafından sevilir. İyi bir eğitim alan Halife Vathek tüm bilimlere hâkim olan ve artık öğrendikleriyle de tatmin olamayan biridir.
Vathek âlimlerle sohbet etmeyi çok sevmektedir, onlarla uzun saatler konuşabilir. Bilim adamlarını ve âlimleri her zaman kendi görüşleri doğrultusunda ikna etmeye çalışan Halife eğer ikna olmazlarsa onlara rüşvet verir, yine ikna olmazlarsa hapse atar. Vathek’in bir diğer önemli yeteneği daha vardır ki o da şudur; Halife Vathek bakışlarıyla insanları geriye doğru düşürebilmekte ve hatta bazılarının ölümüne sebep olabilmektedir. Vathek bilgiye susamışlığı ve astronomiye düşkünlüğü ile tanınır ve astronomiye olan ilgisi nedeniyle 11.000 basamaklı bir gözlem kulesi inşa eder. Bir gün Vathek’in karşısına bir yabancı çıkar.
‘’Bütün bir bilgisine rağmen hem sağduyudan hem de kötü olan bir insanın ulaştığı başarıların, yenilebilecek ilk sopa darbeleri olduğunu anlamıyordu.’’
Vathek kulesinin 11.000 basamağını tırmanıp oradan yeryüzüne baktığında büyük bir kibre kapılır. Başını çevirip gökyüzüne baktığında yıldızların ulaşamayacağı kadar uzak bir yerde olduğunun farkına varsa da yıldızlar yardımıyla geleceği öğrenebileceğini hayâl eder. Yüksek zekâsının ona sunacağı sonsuz ilmi düşünerek rahatlar. Burada ilginç olan şudur; hikâyede Vathek’in bağnaz din adamlarından yana olmadığı gösterilir yalnız Hz. Muhammed’in Vathek’in yapabileceği çılgınlıkları görmek istemesinde de bahsedilir. Denilebilir ki Tanrı’dan bahsedilmeyen metinde Hz. Muhammed Tanrı’nın işini yapmaktadır. Burada Tanrı’nın izni olmadan Hz. Muhammed’in melekleri görevlendirmesi ve Vathek’in yardımına göndermesinin üzerinde durulması gerekir. Göğün yedinci katında oturan Hz. Muhammed Vathek’i izlemektedir. Tanrı’nın bütün insanların kaderine hâkim olması gibi Peygamber de Vathek’in sonunu bilmektedir.
Vathek’in yardımcıları bir gün çirkin görünüşlü bir adam yakalayıp hükümdara sunarlar. Adamın yüzü kapkaradır ve insanlar onun çirkinliğinden dolayı gözlerini kapamaktadır. Bu tüccar yabancı Vathek’e hiçbir yerde bulunmayan nesneler sunduğu için hükümdar onun varlığına tahammül gösterir. Çirkin yabancının elinde bulunan nesnelerin büyüsüne kapılan Vathek ondan iki tane de kılıç alır, kılıçların üzerinde yazı bulunmaktadır. Vathek adamın nereden geldiğini, bu değerli taşları nereden bulduğunu sorar ama yanıt alamaz. Yabancıya kızan Vathek onu nazarıyla da öldüremeyince hapsettirir. Yabancıda olan tuhaflığı göremeyecek kadar kör olan Vathek kendi büyüklüğünün kibrine kapılmıştır, zenginliklerine ve sahip olduğu ilme fazlasıyla güvenmektedir. Ama daha fazlasını istemektedir. Görünenin ardındaki gizemi çözmek, kadere hâkim olmak, bilinenin ardına bakmayı arzu etmektedir. Yabancı hapsedildiği yerden muhafızları öldürerek kaçar.
Vathek’in yabancı adamın ardından hastalanması, kılıçların üzerindeki değişen yazıların gizeminin çözülememesi onu huysuzlaştırır. Halife Vathek ile yabancının karşılaşması bir pınarın başında olur, Vathek yaptıklarından pişman olarak ve yabancının ilminden faydalanacağını düşünerek onunla saraya döner. Yabancının verdiği iksiri içen Vathek kendini yine zevk âlemlerine kaptır. Karathis yıldızlara bakarak oğlunun kaderiyle ilgili yorumlar yapmaktadır. Yabancının oğluna zehir içirdiğini düşünen kadın buna oğluna açıkça söyler ve yabancıya kendine içirdiği iksirde ne olduğunu sormasını salık verir. Yabancı, Vathek’e cevap vermediği gibi onunla alay etmeye başlar. Vathek onu tekmelemeye başlayınca bir top şeklinde büzüşür ve yuvarlanmaya başlar. Top olarak yuvarlanan yabancı sarayın tüm odalarında, koridorlarında dönmeye başlar, başlangıçta ona tekme atan kadınlar ve erkekler sonradan onun cazibesine kapılarak ardından koşmaya başlar. Saray halkı ve şehirden binlerce insan top olmuş önlerinden kaçan yabancının ardından koşmakta ve bilinmeyen bir yere doğru gitmektedir.
Yabancı, Vathek’e İslâm’ı reddederse ve cinlere taparsa onu yeraltındaki ateş sarayına götüreceğini, Süleyman Peygamber’in hazinelerine sahip olabileceğini söyler. Süleyman Peygamber bilindiği üzere dünyadaki bütün tılsımları kontrol eden biridir. Yabancı tüm bunlara sahip olabilmesi için elli çocuğun uçurumdan aşağıya atılmasını ancak ondan sonra Vathek’e sonsuz zenginlik ve tılsımlarla dolu bir dünyanın kapısını açabileceğini belirtir. Büyük bir kapının önünde duran Vathek yabancıyı görmektedir, yabancı elinde bir anahtar tutmaktadır. Anahtar bir işareti sembolize eder. Sonsuz ilmin ve tılsımların kontrolü, ilk insanın yaratılmasından da önceki âlemlerin sırrı Vathek’e açılacaktır. Vathek elli çocuğu toplar, onlara çeşitli hediyeler vereceğini söyleyerek uçurumun kenarına getirir ve yabancının beklediği çukurun içine atar.
Şeytan insanı kandırmış ve istediğini alarak onu hem güç bir durumda bırakmış ve hem de asla sözünü tutmayacak olan doğası yüzünden yer altı âleminin gizli dünyasını Vathek’e açmamıştır.
Halife Vathek’in şeytan kadar kötü olabilen bir yakını daha vardır o da annesi Karathis. Şeytana çocukları yem eden Vathek’e karşı halk ayaklanır ve onu öldürmek ister. Anlatının bu kısımlarından sonra şeytanın hiçbir şey yapmadığını insanların şeytandan daha kötü olabileceğini görürüz. Karathis de gizli ilimlerle uğraşan bir kadındır ve yabancının oğluna vaat ettiklerini verebilmesi için insanları istenmediği hâlde aklınca kurban ederek oğluna yardım edeceğini düşünmektedir. Karathis oğluna İstakhar’a gitmesini ve yabancı ile orada karışılacağını söyler. Cennetten kovulan Âdem ile Havva’nın hikâyesinin değişik bir versiyonu burada karşımıza çıkıyor. Bu anlatıda Vathek’i yasak olana teşvik eden annesidir ama yine de annesi de bir kadındır. Âdem’in dünyadaki yolculuğuna benzer bir yolculuğa Vathek de çıkacaktır. Cennet kadar güzel olan Samarra’dan çıkarak yollara düşer.
Vathek’in büyük bir kervanla yola çıktığını ve ihtişamlı bir zenginlikle tahtırevanı içinde yüzlerce mahiyeti eşliğinde büyük bir servete ve sonsuz ilme kavuşma hayaliyle yanıp tutuştuğuna tanıklık ederiz. Vathek’in sınanması çeşitli aralıklarla olacaktır ve Vathek’in doğruluğu seçebilmesi için zaman zaman bazı işaretler ortaya çıkacaktır. Yol üzerinde kervana vahşi hayvanlar saldırır ve insanların çoğu bu vahşi hayvanlara yem olur. Vathek’in kötü giden kaderi bir anda yine düzelme gösterecektir çünkü cüceler ve Emir Fahreddin tarafından kurtarılır. Emir Fahreddin’in güzel ülkesinde zevk âlemlerine dalan Vathek, Emir Fahreddin’in kızı olan Nurunnihar’a âşık olur. Nurunnihâr ise kadınsı özellikler gösteren Gülşenrûz’u sevmektedir. Nurunnihar ile Gülşenrûz hem kuzendir ve hem de evlenmek üzere birbirlerine bağları vardır. Vathek’in gelişi tüm bir düzeni bozar, Vathek, Nurunnihar’a âşık olmuş ve onunla evlenmek istemiştir. Nurunnihar babasının engellemesine rağmen Vathek’le kaçar. Halbuki onu babası Gülşenrûz’la uzak bir vadiye göndererek korumaya çalışmıştır. Nurunnihar Vathek’le olmak istediği için orayı terk eder. İnsan kötülüğü hiç durmamaktadır, artık yabancının hiçbir girişimde bulunmadığını ve yalnızca Vathek ile Karathis’in kötülük yaptığını görürüz. Vathek vazgeçecek olsa Karathis onu uyararak kötülük yolunda yürütür. Karathis kötücül şeytanın memnun olacağını düşünerek Gülşenrûz’u da kurban etmek ister ama bir melek onu kurtararak göğün yedinci katına çıkarır. Gülşenrûz göğün yedinci katına çıktığında kendi gibi masum çocuklar görür zira onlar da şeytana kurban edilmek istenen elli çocuktur.
Bir melek Vathek’in doğru yola gelmesini sağlamak için Peygamberden izin ister. Tanrı’nın varlığı yine görünmemektedir. Onun yerine peygamberi Muhammed konulmuştur. Bu melek bir çoban kılığına girerek Vathek ve Nurunnihar’ın önüne çıkar. Vathek’e buradan geriye dönmesini, İslâm’ı kabul etmesini, ülkesine gittiğinde kulesini yıkmasını ve annesi Karathis’i öldürmesini tavsiye eder. Vathek reddederek yoluna devam eder ta ki İblis’i görene kadar. Anlatıda ilginç olan hikâyenin başında ve sonunda iblisin ortaya çıkmasıdır. Aslında o sadece vaat ederek ortadan kaybolmuştur. Hikâye içindeki kötülükleri Vathek annesiyle birlikte yapmıştır. Yolculuğun sonunda Vathek İblisi bulur ve onun sarayına girer. İblis, Vathek’i ve Nurunnihar’ı Eblis’in yanına götürür. Eblis onlara imparatorluğunun tadını çıkarabileceklerini söyler. Vathek güçlü bir imparator olmak için dünyayı yöneten tılsımların olduğu yere gitmek ister. Burada Peygamber Süleyman’la karşılaşmıştır. Süleyman da bir cin tarafından kandırılmış olduğunu burada cezası bitene kadar acı çekeceğini söyler. Elini kalbinin üzerinden çektiğinde Vathek onun kalbinin ateşler içinde yandığını görür. Yazarın, Süleyman peygamberi de cehennemde göstermesi ilginçtir. Orada bulunan insanların hepsinin kalbi ateş içindedir ve cezaları bitene kadar korkunç bir azap içinde kıvranacaklardır. Kalbin yanmasına sebep olarak da en büyük suçlunun nefis olduğu düşüncesiyle ona böyle bir ceza verilmiş olabilir. Kalp hükmeder ve insanın aklı, bilinci de ona uyar.
Vathek ve Nurunnihar’ın kalpleri de birkaç gün içinde yanmaya başlar, annesi Karathis de oğlunun emriyle Eblis’in İmparatorluğu’na getirilmiştir. Üçü birlikte sonsuz bir azap içinde kalarak cehennemde dolaşmaktadır.
Vathek hikâyenin sonunda pişman olduğunu, sırlara vâkıf olmak istemediğini, dini kabul edeceğini söylese de oradan çıkmasına müsaade edilmez. Karathis de kalbi ateşler içinde kalmadan Süleyman peygamberden tüm tılsımları öğrenmiştir ama kalbi alev alır alamaz öğrendiklerinin hiçbirinin kıymeti kalmayacaktır. Üstelik onların artık umutları yoktur, sonsuz bir azap içinde kalarak birilerinden ayrı Eblis’in İmparatorluğu’nda dolaşırlar.
Yazar kötü olanı mahkûm etmiştir, iyi olan insanlar ise Vathek’i terk edip cehenneme girmekten kurtulmuştur. Masum çocukların şeytana kurban edilmesine gönlü razı olmayan yazar onların bir melek aracılığıyla kurtulmasını sağlar. Çocuklar göğün yedinci katında mutlu bir şekilde yaşamaktadır.
Hikâyedeki Karathis karakteri kutsal kitaplarda adı geçen Süleyman’ı arayan bilgelik hikâyelerinin doğruluğunu öğrenmek isteyen Belkıs’tan esinlenerek uyarlanmış. Belkıs adlı kraliçe güneşe tapan bir milletin kraliçesidir daha sonra Süleyman’a ve Tanrı’ya inanır.
Aşırıya kaçmanın insanları nasıl baştan çıkaracağını gösteren bir hikâyenin acıklı sonu ile karşılaşıyoruz. Vathek zevke bağlı bir adamdır, inşa ettirdiği saraylar da bunu göstermektedir. Vathek’in yaptırdığı kule bir bilim merkezi olma durumundan çok onun gururunu ve kibrini temsil ediyor. Vathek kulenin en üstüne çıkıp aşağı baktığında hiçbir insanın kendisine ulaşamayacağını düşünerek büyük bir tatmin duygusu yaşar.
Kitabın yazarı Wıllıam Becford’a ailesinden büyük bir servet kalır o da romanlar yazarak, müzik ve mimari eğitimi alarak yaşantısını devam ettirir. Vathek’in arayış yolculuğunu yazdığında büyük bir ihtimalle buna yürekten inanıyor, onun hem sonsuz bilgiye ulaşmasını istiyor ve hem de bunu yaparken haddi aştığını düşündüğü ve bir dizi yanlış işler yaptığı için cezalandırılmasını istiyordu. Yazarın kimliği de yarattığı karakter Vathek’le uyuşmaktadır. Wıllıam Beckfod’un Lansdown Kulesi’ni inşa ettirmesi de bunu göstermektedir. Vathek gotik bir tarzda yazılmış bir eser olmasına rağmen içinde Doğu masallarından motiflere ve kutsal kitaplardan uyarlanmış karakterlere yer verildiği görülmektedir. Vathek yazıldıktan sonra pek çok sanatçıya ilham olmuş ve bu tarzda yeni eserlerin çıkmasına yol açmıştır.
Burcu BOLAKAN

Son Yorumlar