Bir toplantı için Almanya’ya gelmişti. Her gittiği yerde heyecan yarattığı gibi orada da özelikle kadınlar arasında bir uğultunun ve heyecanın ortaya çıkmasına sebep oldu. Çoğunlukla muhafazakâr hanımların olduğu salonda heyecanlı bir konuşma yaptı. Türklerin cesaretinden, tarih boyu kazandığı zaferlerden söz etti. Sonra bütün bu başarıların arkasında Türk kadınının olduğunu üstüne basa basa izah etti. Onun her cümlesinin ardından salonda özellikle kadınlardan alkışlar yükseliyordu. Hanımların bir kısmı ayağa kalkarak onun konuşmasını dinliyorlardı. Yarım saat süren konuşmasından kimse sıkılmadı, yorulmadı. Çünkü akıcı ve heyecanlı konuşuyordu. Dili de hepimizin arzu ettiği gibi ortak bir Türkçe ile olduğu için her söylediğini salondakiler anlıyorlardı.
Konuşmasında Avrupa, asimilasyon, kadınlarımız konusundan sonra Karabağ meselesine dokundu. Karabağ’daki göçmen ve işgal meselesini o kadar güzel izah etti ki salondaki 15 yaşındaki gençler bile meraklı bakışlarla konuya ilgi duyduklarını gösterdiler. O konuştukça ben etrafa bakıyor ve her yaşta kadınların, erkeklerin tepkilerini görmek istiyordum.
Konuşmasının ardından kürsüden indi ve yanımda oturdu. Güzel konuşması için tebrik ettim. Heyecanlı ve mutluydu. “Verdiğim mesajlar acaba anlaşıldı mı?” diye sordu. Elbette, herkes merakla dinledi ve söylenenleri çok iyi anladılar, dediğimde mutlu oldu. Toplantıdaki bütün sivil toplum kuruluşları başkan ve temsilcileri güzel konuşması nedeniyle Genire Hanım’ı tebrik ettiler.
Toplantıdan sonra bir saat kadar sohbet ettik. Bütün düşüncesi ve hayalleri ülkesi üzerineydi. Gelecekten umutluydu. Azerbaycan’da yetişen gözü pek ve duyarlı gençlerden haberi vardı ve onlar hakkında sitayişle konuşuyordu.
Ertesi gün katılacağı bir başka toplantı için yola çıktı. O gittikten sonra da salonda hep o konuşuldu. O, kısa bir süre içerisinde Azerbaycan’ın tarihteki cesur hanım şairleri Mehseti Gencevi, Natevan’nın neslinden olan bir kişilik olduğunu ispat etmiş ve ruhundaki heyecandan herkese hediye bırakmıştı.
Onu birkaç kez de Azerbaycan’da gördüm ve kısacık olsa da sohbet ettik. Faaliyetleri sadece siyasi alanda değildi. Kültürel alanda da çalışmaları vardı. Dostum İmdat Avşar ve Faik Elekberli ile birlikte Türkiye’de Ahmed Cevad, Hurşidbanu Natevan, Fatime Hanım Kerim, Elmas Yıldırım kitaplarını yayımlamışlardı. Azerbaycan’ı tanıyan ama oradaki kültürel zenginlikten pek de haberi olmayan Türk okuyucusu için en önemli şahsiyetlerin eserlerini Türkiye’de yayınlamak büyük bir hizmetti.
Bütün bu geniş hizmet alanı, onun heyecanı, yurtseverliği, insanlarla kurduğu samimi ilişki Onun her kesim tarafından sevilmesine neden oldu. Hastalandığı duyulduğu zaman hem Türkiye’den hem de Azerbaycan’dan içten gelen mesajlar yayınlandı ve şifası için dualar okundu.
Onun Almanya’daki konuşmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen onu o salonda dinleyen birkaç arkadaşı aradım, konuştum. Onların Genire Hanım’ı ve onun o güzel konuşmasını unutmadıklarını duyunca Genire Hanım, Azerbaycan adına çok mutlu oldum ve bütün onu seven insanların dualarının ona iyileştireceğine inandım.
Orhan ARAS

Insallah Allah cabucak sifalar versin.