Genel olarak; konuşmalarda, yazılarda, kitap okumanın hep faydalı olduğu vurgusu yapılır. Ama her kitabı okumak faydalı mıdır? Su içmek de faydalıdır ve hayatidir. Peki ya su mikropluysa ya da vücuda zararlıysa yine de faydadan söz edilebilir mi? Kitabın faydası konusunda da kitabın niteliğini masaya yatırmamız gerekiyor.
Geçmiş dönemlerde kitap bastırabilmek için hem mali imkanlar zorlanıyor hem de kitabı yayınlayacak yayınevinin nitelik anlamında yeterli görülmesi gerekiyordu. Böylelikle çok fazla kitap basılamıyordu. Basılan kitaplar ise kısmi bir değerlendirmeden geçmiş olduğu için gereksiz ve boş kitap pek basılmamış oluyordu.
Günümüzde kitap basımının teknolojik gelişmeler sonucunda çok kolaylaşması, daha az sayıda kitap basımın ve maliyetin çok düşük olması, yayınevlerinin bir kültür müessesinden ziyade, kitap basımını salt ticari bir iş olarak görmesi sonucunda, parayı veren herkes hiçbir nitelik testine tabi tutulmadan kitap bastırabilmektedir. Bu durum yazı yazan kişiler için bir imkân kolaylığı gibi görünmekle birlikte kitap dünyasında kalitenin düşmesine yol açmaktadır. Her resim yapan ressam olmadığı gibi her yazı yazan da yazar sayılamaz. Ancak hiçbir ölçünün kalmadığı bir yerde kitap çıkaran herkes yazarlar safında yerini almaktadır. Söyleyecek bir sözü, insana ve hayata dair bir önermesi olmayan ama boş zamanları değerlendirmek, böylelikle yazarlık sıfatından itibar devşirmeye çalışmak gibi nedenlerle yazılan kitaplar, hem kağıt hem de okuyucunun zaman israfına yol açmaktadır.
Faik Reşad (1851-1914) bir anısını anlatır.
Faik Reşat Matbaa-i Amire’de görevli iken Ahmet Mithat Efendi (1844-1912) ile muhafaza memuru Fuad Bey nezaretinde matbaayı gezerler. Mithat Efendi, depo kısmında tavana yığılmış evrakı görünce sorar: “Bunlar nedir” diye sorar. Görevli açıklama yapar. “Efendim mahreç dedikleri işe yaramaz, eksik kitap formalarıdır.” Mithat efendi tekrar sorar: “Nasıl kitaplar?” Görevli, “Aşık garip, Aşık Kerem, Köroğlu, mızraklı ilmihal …” diye saymaya başlayınca Fuad Bey, ambarcının sözünü keser.
“Canım! Birer birer nefes tüketeceğine “Bunlar ol kitaplardır ki, hepimizin cahil kalmasına sebep olmuşlardır!” de, çıkıver!
Kitaplar en önemli işlevi zekamızı, muhakememizi, hayal gücümüzü, yaratıcılığımızı, estetik duygumuzu geliştirmektir. Bir kitabı okuyunca bu yönlerden kendimizde bir değişiklik, bir gelişme hissetmiyorsak boşuna zaman geçirmiş oluruz. Televizyonda 14-15 yaş zekâ grubuna hitap eden dizileri izlemekle aynı tarzda yazılmış beyaz dizi romanlarını okumak arasında hiçbir fark yoktur. Bu tür kitaplar boş zamanı doldurmak için salt bir dolgu maddesi olmaktan öteye gitmez, zihinsel bir gelişimimize fayda sağlamaz.
Zaman zaman arkadaşlarımla kitapçıları dolaşırım. Nice içi boş kitaplarla karşılaştım. Çoğu zaman yanımda Değerli dostum Mehmet Doğan’da bulunur. Doğan içi boş kitapları gördükçe hayıflanır. Kendi kendine, “Ormanlara yazık, ormanlara yazık” diye söylenir. Çünkü kağıtlar ağaç demektir. Eğer kitap kendinden beklenen işlevi görmüyorsa ağaçlar heba oluyor, ormanlara yazık oluyordur.
Bir zamanlar İbnilemin Mahmut Kemal İnal (1871-1957) Millî Eğitim Bakanlığının gereksiz kitapları basarak kağıt israfına yol açtığını düşünmüş, devrin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e (1897-1961) bir mektup yazmış ve şöyle demiştir: “Kağıdı, ‘telifat’ namındaki bir takım ‘telefat’a harcama!”
Gerek Faik Reşad’ın anısında geçen, gerekse Mahmut Kemal İnal’ın telefat olarak gördüğü kitaplar günümüzdeki kitaplarla karşılaştırıldığında oldukça kıymetli görünmektedir.
Neticede kitap yazmak da kitap okumak da ciddi bir iştir. Bu nedenle kitabın kendinden beklenen işlevi yerine getirmesi esastır. Yoksa kitap yazmak da okumak da zaman ve para israfına yol açar. Hani bir adamın iyi olduğunu ifade etmek için “adam gibi adam” derler ya iyi bir kitabı ifade etmek için de “kitap gibi kitap” tabirini kullanabiliriz.
Zaman zaman kitap fuarları düzenlenmektedir. Sadece kitabın ucuzluğuna, indirimlere, fiziksel albenisine bakarak kitap almayın. Kitabın içeriği zihin dünyanıza ne katacak, hayatınızda olumlu gelişmelere destek olacak mı? Yazarı yetkin mi, donanımlı mı, kitabın içinde yazarın ne kadar özgün ve öznel dünyası var? gibi soruları sormak gerek. Kitap okumak kadar doğru kitapları satın almak da ciddi bir dikkat istiyor.
Durdu GÜNEŞ

Son Yorumlar