Çocuklar Gidince: Boş Yuva Sendromunu Anlamak…

Çocuk sahibi olmakla her insanın hayatında yeni ve çok aktif bir dönem başlar. Bebeklik döneminde temel ihtiyaçlarını gidermek, gece gündüz uykusuna, uykusuzluğuna eşlik etmek, her halini takip etmek çok zor ve yorucudur. Arada acaba nefes alıyor mu diye kontrol etmek bile bazı ebeveynler için rutine ekledikleri bir görevdir.

Çocuk büyüdükçe ihtiyaçları değişir, yenileri eklenir. Kreş dönemi, anaokulu dönemi, ilkokul derken yavaştan çocuk evde ayrı bir birey olmaya başlar. İhtiyaçları değişse de ebeveyn ile bağı hep devam eder.

Ebeveyn çocuk ile doyumlu ve dengeli bir ilişki kurarsa bu yıllar verimli geçer, güzel anılar biriktirilir. İlişkileri iyi değilse ya da ev çatışmalı bir ortamsa yine bu yıllar geçer ama herkeste farklı izler bırakır. Ama her türlü çocukların evde olduğu yıllar dolu dolu, yoğun, yorucu ve hareketli geçer. Bu dönemde anneler sabah kalkıp çocuklarının dağınıklığını toplamakla başladığı rutinini evlatlarının sevdiği yemekleri yaparak devam ederler. Akşam olup da herkes evde toplanınca alıştığı akşamlar yaşanmaya devam eder. Gün gelir çocuklar ya üniversite okumak için ya da kendi işlerine koyulup evden ayrılır. Bir Anadolu tabiriyle; ev suyu çekilmiş değirmen gibi kalakalır. Bu dönemde ebeveynlerin yaşadıkları yalnızlık, üzüntü, boşluk ve anlam kaybına boş yuva sendromu denir.

Boş Yuva Sendromu Bir Hastalık mıdır?

Boş yuva sendromu bir ruhsal hastalık değildir; ebeveynlik rolünün değişmesiyle yaşanan doğal bir uyum sürecidir. Tabiki bu uyum sürecini her birey farklı yaşar. Bazı kişilerde daha yoğun yaşanabilir ve günlük hayatı olumsuz etkileyebilir. Amaçsızlık, mutsuzluk, özlem ve yalnızlık hissi ağır basabilir. Özellikle ebeveynlik rolünü hayatın temeline alan, tüm hayatını çocuklarına göre düzenleyen, bütün duygusal yatırımını çocuklarına yapan kişiler için; çocukların evden ayrıldığı dönem çok yaralayıcı bir yalnızlığa dönüşür. Bu dönemde çocuklarını özlediği için onların sevdiği yemekleri yapamayan, odalarının düzenini hiç bozmayan ebeveynlerin sayısı hiç de az değildir.

Boş Yuva Sendromunun Nedenleri Nelerdir?

Ebeveynlik rolünün hayata girmesiyle beraber bazı kişiler hayatının tamamını çocuğa göre düzenlerler. Çocuğa çok düşkün ve bağlı olmak olarak tanımladıkları bu dönem kişilerin kendisini tamamen bu rol üzerinden tanımladıkları bir kimliğe dönüşür. Çocuk büyüdükçe ayrışmanın gerçekleşmesi gerekirken, özellikle kaygılı ebeveynler, bu özerkleşmeye izin vermezler. Bir süre sonra bağlı değil bağımlı bir ilişki oluşur ve anne-babaların kendine ait bir alanı kalmayabilir. Bu düzeyde duygusal yatırım yapan kişiler, eş, evlat, kardeş, dost, arkadaş olma gibi diğer rolleri bir süre sonra ihmal ederler ve hayatları tek düze, akran ilişkilerinden mahrum bir çerçevede ilerler. Sosyal çevreleri daralır. Tabiki sadece anne babalık üzerinden tanımlanan hayat çocuklar gidince boş ve anlamsız hale dönüşür.

Peki Ne Yapmak Gerekir?

Bu dönem henüz gelmeden kendimizi hangi roller üzerinden tanımladığımız üzerinde düşünmek ve hayatımızı bir denge üzerine oturtmak, çocuklar büyüdükçe ve ayrıştıkça kalan zamanı  yavaş yavaş kendi sosyal ilişkilerimize ayırmak, akran desteğinden mahrum olmamak, sıcak ve destekleyici insan ilişkilerinden kopmamak gerekir. İlgi alanlarımıza uygun hobiler edinmek, vakit buldukça aynı hobi üzerinden insanlarla bağ kurmak, sadece kendimiz için (meslek ve aile dışında) ayırdığımız vakitleri artırmak bizi bu döneme sağlıklı bir şekilde hazırlayacaktır. Eğer bunlar yapılmadan süreç gelip kapıya dayandı ve kişi ciddi zorlanmalar yaşıyorsa; çocuklarına ben, siz olmadan yaşayamıyorum çok yalnız kaldım demek yerine, bir profesyonelden destek almak ve bu dönemi yeniden inşa etmek gerekir. Boş yuva bir son değil bir başlangıçtır. Ebeveynliğin farklı bir dönemine geçiştir. Hiçbir şey için geç değildir, hatta güzel yönetildiğinde yıllardır yapılamayan, ‘vakit bulunamayan’ her etkinliğe, güzelliğe vakit ayırma imkanıdır. Çocukların tomurcuklanıp ayrı birer birey, ayrı birer aile olduklarını keyifle seyredip eserlerimizle gurur duymanın vaktidir.

Meral Oran DEMİR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir