“Yar Bize Gonag Gelecek”…

“Yar bize gonag gelecek” adlı Azerbaycan türküsü, halkımızın en derin duygularına dokunan, köklü bir melodi ve sözlere sahip bir eserdir. Şarkının sözleri, yalnızca misafirperverlik ve dostluğu değil, aynı zamanda bir dönemin tarihi, ulusal bölünmenin derin izlerini de taşır.

Azerbaycan Halk sanatçısı Lütfiyar İmanov’un söylediğine göre, bu türkü, zamanında Araz Nehri ile ikiye bölünen Azerbaycan halkının üzerinde bıraktığı ağır izlerin ürünüdür. Araz Nehri, bir zamanlar sadece bir su yolu değil, aynı zamanda bir halkı ikiye bölen bir sınır haline gelmiştir. Şarkının sözlerinde geçen “Yar bize gonag gelecek” ifadesi, ayrılığın getirdiği acıyı ve gelecekte kavuşma umudunu simgeliyor. Buradaki “gonag” (misafir), sadece bir insan değil, bir halkın kendi doğduğu topraklarına, birliğine dönme arzusudur; kaybolan şeyin geri alınması dileğidir.

Lütfiyar İmanovun hatıralarından: “Ben çocukluğumdan beri Azerbaycan halk şarkılarını söylemeyi çok severim. Bundan da çok aşıkları severim. Hayatımda aşıkların çok olumlu bir rolü olmuştur. Bir seferinde ben televizyonda Azerbaycan halk şarkısı söyledim: “Yar bize gonag gelecek”. Bu şarkıdan sonra Nahçıvan’a bir seyahate gittim. Orada Hal-hal ormanında bize güzel bir meclis kurmuşlardı. Bir kişi yanıma gelip dedi ki, “Lütfiyar Bey, çok tatlı bir sesiniz var. Ama bazen öyle şarkılar söylüyorsunuz, ne dediğinizi, ne demek istediğinizi anlayamıyorum.” Dedim, mesela neyi? Dedi, “Yar bize gonag gelecek, bilmirem ne vaht gelecek, belki de yarın gelecek.” Dedim, ezizim, o şarkıyı senin için yazmışlar. Çünkü 150 yıl önce, Araz Nehri’nin bir tarafı, diğer tarafından ayrıldığında, o sözü söylemişler. Bir halk ikiye bölündüğünde o sözü söylemişler. Çünkü o sözde büyük bir anlam var, onu anlaman lazım: Yar bize gonag gelecek, bilmirem ne vaht gelecek, belki de yarın gelecek.”

Bu türkü, Azerbaycan halkının sahip olduğu büyük sevgi ve hasret dolu değerleri yansıtır. Herkesin doğduğu topraklarına dönmesini beklediği bir dönemde, bu şarkı halkın ayrılıklara karşı gösterdiği direncin, birliğe duyulan inancın ve geleceğe olan umudun müzikal bir ifadesidir. Şarkının melodisi de bu duygularla örtüşür; her bir notada hem bir acı hem de bir umut vardır.

Araz’ın her iki kıyısındaki insanların kalplerinde yankılanan bu şarkı, bir zamanlar o ayrılığa neden olan sınırların, halkın birliğinin zaferine dönüşeceğinin bir göstergesidir. Hasret, sevgi ve beklentiyle sarılmış her bir söz, Azerbaycan halkının tarihindeki o acılı dönemin bir hatırasıdır.

Ala gözüm aldı canım
Elden gedib tab-tevanım
Sene gurban menim canım
Yar bize gonag gelecek, balam

Bilmirem ne vaxt gelecek, gülüm,
Söz verib, sabah gelecek.
Dara zülfün, sal her yana,
Gözlerin benzer ceyrana,

Baxdım galdım yana-yana,
Yar bize gonag gelecek, balam
Bilmirem ne vaxt gelecek, gülüm,
Söz verib, sabah gelecek.
Şamamalar xallı-xallı

Yar giyinib yaşıl allı
Boyu beste üzü xallı
Yar bize gonag gelecek, balam
Bilmirem ne vaxt gelecek, gülüm,

Söz verib, sabah gelecek.
Piyaleleri refdedir
Her biri bir terefdedir
Görmemişem bir heftedir

Yar bize gonag gelecek, balam
Bilmirem ne vaxt gelecek, gülüm,
Söz verib, sabah gelecek.

Her sanatçı bu şarkıya kendi ruhunu katarak onu yaşatmıştır, fakat Lütfiyar İmanov’un söyledikleriyle bu türkünün derin anlamı bir kat daha belirginleşmiştir.

Değerli okuyucularımız, Lütfiyar İmanovdan bahs etmişken, sizlere bu eşsiz sanatçının da hayat hikayesini de not düşmemiz gerekir.

Lütfiyar İmanov, 1958 yılından hayatının sonuna kadar Azerbaycan Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu’nun solisti olarak sahnelerde parlak bir iz bırakmıştır. Sanatçı kişiliği, 1965 yılında Moskova’da Büyük Tiyatro’da, 1975 yılında ise İtalya’nın ünlü “La Scala” tiyatrosunda edindiği tecrübelerle daha da zenginleşmiştir. Bu yıllar içinde, 1968’den itibaren 30’dan fazla operada başrolü başarıyla canlandırmıştır. Konserlerinde ise Azerbaycan ve dünya halklarının şarkılarını zevkle seslendirerek sanatını daha geniş bir izleyici kitlesine tanıtmıştır.

Lütfiyar İmanov’un adı yalnızca opera sahneleriyle değil, dünya çapındaki turne seyahatleriyle de dikkat çekicidir. İtalya, Almanya, Hindistan, Kanada, ABD, Türkiye ve bir dizi Arap ülkesinde sahne alarak her yerde sanatını ve icra gücünü takdir ettirmiştir. Sanatındaki derinlik ve güç, aynı zamanda onun pedagojik faaliyetlerinde de kendini göstermiştir. Sovyet döneminde Azerbaycan Devlet Konservatuvarı’nda profesör olarak görev yapmış, 1991-1995 yıllarında ise İstanbul ve İzmir opera tiyatrolarında ders vermiştir.

1996 yılında İtalya’da Vivaldi’nin anısına düzenlenen bir konserde ve ayrıca Almanya’da gerçekleşen “Millenium’un Şarkısı” festivalinde büyük başarılar elde etmiştir. “Carmen”, “Faust”, “Otello”, “Trubadur”, “Aida”, “Rigoletto” gibi ünlü klasik opera eserlerinde canlandırdığı roller, hem profesyonelliği hem de sahnedeki doğallığıyla hafızalarda kalmıştır.

Azerbaycan’ın önde gelen opera sanatçılarından biri olarak, Üzeyir Hacıbeyli’nin “Köroğlu” operasında başrolü başarıyla üstlenen Lütfiyar İmanov, bir sanatçı olarak, dünya müzik kültürüne derin izler bırakmış, opera sanatının inceliklerini kendine özgü bir şekilde bizlere sunmuştur.

Doç. Dr. Günay MAMMADOVA

2 Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir