Nihan ÖZKAN: “Her Şey Sadece Metin ve Okur Arasındadır. Bir Yolculuk Varsa Orada Başlar.”

Muaz ERGÜ: Edebiyat, hiçbir zaman bütünüyle yalnız başına yapılan bir iş olmadı. Dergiler, yayınevleri ve edebî çevreler; yazarların birbirini bulduğu, etkilediği, tartıştığı ve birlikte dönüştüğü alanlar yarattı. Pek çok edebî kuşak, akım ve güçlü metin, bu karşılaşmaların içinden doğdu.

Bugün edebiyatın dolaşım alanı geçmişe göre hiç olmadığı kadar geniş. Dergilerin ve yayınevlerinin yanına ödüller, festivaller, atölyeler, söyleşiler ve sosyal medya ağları eklendi. Bir yazarın sesini duyurabileceği mecralar çoğalırken görünür olmanın yolları da çeşitlendi. Ancak yolların çoğalması, iyi bir metnin kendi yolunu bulmasını gerçekten kolaylaştırdı mı? Yoksa metnin dolaşıma girmesinde, konuşulmasında ve okura ulaşmasında edebî ilişkilerin ağırlığı daha da mı arttı?

Belki de mesele, edebî çevrelerin varlığından çok, metin ile çevre arasındaki ilişkinin nerede konumlandığında düğümleniyor. Birlikte üretmek, birbirini beslemek ve dayanışmak edebiyatın doğasında var. Fakat bütün bunların ortasında, eski ve biraz da romantik bir inanç hâlâ yaşamaya devam ediyor: İyi metin, er ya da geç yolunu bulur.

dibace.net olarak bu kez, bu inancın bugün hâlâ ne kadar geçerli olduğunu soruşturuyoruz.

Edebiyat tarihinde nice yazar, bir derginin, bir topluluğun ya da bir kuşağın içinden sesini duyurdu; kimileri ise bütün bunların dışında kendi yolunu açtı. Bugün dergilerin ve yayınevlerinin yanına ödüller, festivaller, atölyeler ve sosyal medya ağları da eklenmişken, sizce bir yazar, herhangi bir edebî çevreye dâhil olmadan yalnızca metninin gücüyle kendine alan açabilir mi?

İyi metin, hâlâ kendi yolunu bulabilir mi?

 

Nihan ÖZKAN: Kimi metinler yazarının yaşamı içerisinde hak ettikleri yeri bulurlar, kimi metinler yazar bu dünyadan göç ettikten sonra bu mertebeye ulaşır, kimi metinler ise henüz yerini bulma aşamasına gelmeden sessizce dururlar. Yazılan tüm metinlerin mutlaka bir yer edineceğini iddia etmek elbet de hakkaniyetli bir belirleme olmayacaktır. Nihayetinde üretim ilişkisinde bulunan yazarın karşı kıyısında okur, eleştirmenlerin içinde olduğu tüketim ve dönüştürme ilişkileri vardır.

Metni değerlendirmeye tabi tutan okur veya eleştirmenin dünyadan ve metinden ne beklediği çok önemli bir yanılsama olarak durabilir karşımızda. Okur yanılırsa metni de yanıltmış olur. Okur metni kendince hakkaniyetli ve ölçülü değerlendirmeye tabi tutup görünür kıldığı zaman da yine kendi kişisel fikrinden yola çıkmış olur. Bu aşamada festival, dergi, ödül gibi yazarın metnini öne çıkaran organizasyonların da kendi içinde hem olumlu hem olumsuz tarafı vardır. Nihayetinde işaret edilmiş bir eseri okurken de dikkat düzeyimiz ve metinden beklentimiz hep yüksek olur. Yüksek beklenti ve metne olan dikkat daha çok hatayı görmeyi yahut hiç hata görmemeyi de beraberinde getirebilir. Görünürlük bazen metin için şansken, aynı görünürlük bazen de şanssızlık yaratabilir.

Çağımız hızlı ve henüz vakti gelmemiş bir karşılaşmayı insan eliyle zorluyor. Yazar herhangi bir yerde metni ile sürekli karşılaşmak istiyor ve metninden çok şey bekliyor. Yazar metnin önüne geçince de metin küçülüyor. Metnin yolunu değiştiriyor ve doğal bir karşılaşmayı engelliyor. Günümüz edebiyat çevresi de maalesef çoğu zaman ana bir damara tabi olarak yol almanın daha verimli olacağı yanılgısına kapılıyor. O yüzden de çoğu zaman iyi tavsiyelerle kötü metinler okuyor buluyoruz kendimizi. Oysa iyi bir metin kulaktan kulağa yayılan bir şeymiş gibi geliyor bana. Kendi kişisel okuma deneyimlerimizi kümelenmiş bir çevreye tabi kılmadan sunabiliyorsak metnin şansı daha da artabilir diye düşünüyorum.

Yazarın kendi süzgecinden ve estetik algısından tam puan almış bir metin elbette yolunu bulabilir. Kendi metnini sevmek ve beğenmek ayrı bir şey, onu gönül rahatlığıyla objektif bir tarzda tavsiye edebilmek ayrı bir şey. Eserin yolunu bulabilir bir aşamaya gelmesi ise, değerlendirme gücüne sahip olandan gelir. Bu değerlendirme gücü olan yazardan da, okurdan da, eleştirmenden de gelebilir.

Ama nihayetinde her şey sadece metin ve okur arasındadır. Bir yolculuk varsa orada başlar.

Teşekkür ederiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir