Mesut Özünlü… Aydın/Nazillili. Efeler diyarından… Aydın ve civarındaki illerde cesur, mert, özü sözü bir yiğit insanlara efe denir. Efelerin Milli Mücadeledeki fedakârlık ve kahramanlıkları dillere destan. Hepimizin malumu olduğu üzere her şey değişiyor hem de hızla. Artık yiğitlik, kahramanlık kılıçla, silahla, yalınkat düşmanın üzerine yürümekle gerçekleşmiyor. Yöntemler ve araçlar değişti. Kılıcın ya da silahın yerini kalem aldı. Kalemini yiğitçe kullanan, doğruluktan ayrılmayan, düşündüklerini kalemi aracılığıyla filtresiz yansıtanlar, makam mansıp düşüncesi olmadan yalnız ve sadece doğru bildiklerini anlatanlar ve yazabilenler günümüzün efeleri. Özünlü de günümüzün kalem efelerinden. Bildiklerini, gördüklerini, tecrübelerini kimseyi kırmadan dökmeden ve farklı kalıplara sokup eğip bükmeden yazıyor, söylüyor.
Efelik yiğitliğin, cesurluğun yanında kibarlığı, gün görmüşlüğü, geniş yürekliliği, beyefendiliği de yansıtır, üzerinde taşır. Başı dik alnı açık olmak kimseye verilecek hesabı olmayan, gizli ajandası bulunmayan, kimsenin arkasından dümen çevirmeyen, dostunu satmayan insanların alametidir. Düzenbaz, korkak, ufak hesapların adamı, makam mevki için en yakınındakini harcayan, diliyle düşüncesi birbirine uymayan sahtekârların başı dik olmaz alnı da açık… Benim tanıdığım Mesut Özünlü ‘nün kibarlığı, mütevazılığı, engin gönüllüğü, dostluğu, hesapsızlığı sonradan kişiliğine iliştirdiği bir karakter değil. İçinden, özünden geliyor. Yapmacık değil… Sentetik değil… Çok doğal. Bu doğallık ilk başta sizi şaşırtabilir. Onu tanıdıkça bu karakterin sahiciliğini daha çok hissedersiniz. Titiz biridir Özünlü. Hayata, arkadaşlarına, işine titiz…
1965 doğumlu Mesut Özünlü. Şair, denemeci, gezi yazarı, hikâyeci, redaktör, eğitimci, tv denetmeni, çevirmen… bir çok dalda emek veriyor Mesut Hoca. Alın teri döküyor. 1985 Nazilli İmam Hatip Lisesi mezunu. Gazi Eğitim Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü ve Anadolu Üniversitesi AÖF İlahiyat Meslek Yüksek Okulu’ndan mezunu. Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Dairesi’nde memurluk. Mısır’da Kahire Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesinde Arap dili ve edebiyatı, tarih ve sosyoloji derslerine katıldı; edebiyat, ilahiyat ve felsefe içerikli konferans, sempozyum ve panellere katıldı. Hem özel hayatında hem memuriyetinde yazıyla, kitapla, görsel yayıncılıkla hep içi içe oldu. Diyanet TV’de yayın denetmeni olarak görev yapıyor. Bir çok dergi ve dijital ortamda yazıları yayımlanıyor.
Özünlü’nün “Hele hararetli ikindilerin gölgeleri biraz sarksın, bir de o zaman görün Nil’i siz. Bir yanda balıkçılara ait küçücük kayıklar… Bir yanda suya dalıp dalıp çıkan martılar… Bir yanda da uzaktan kanatlarını dikmiş birer kuğu gibi görünen beyaz yelkenliler… Ve bütün bunların aralarından, iki-üç dakikada bir ok gibi fırlayıp gelen jet skiler… Hafif bir sisin sihirlediği bu çarpıcı manzaraya, bir de yüzen bir turist gazinosundan dökülen Arap müziğinin dokunaklı nağmeleri eklenince, kendinizi bir an doğu ile batının birleştiği düşler diyarında hissedersiniz.” diyerek Mısır’ı, Kahire’yi ve Nil’i anlattığı kitabı “Nil’in Dili”, “Hayatı ilk algıladığım gün neydi? Hangi gündü? Pazartesi, perşembe, cuma mıydı? Hava nasıldı? Güneşli mi, sıcak mı, soğuk mu, yağışlı mıydı? Veya boyum kaçtı? Kilom ne kadardı? Bunların hiçbirini bilmiyorum. Bu konuda hiçbir şey hatırlamıyorum. Bildiklerim sadece hayal meyal gözlerimin önüne gelen ve sisli bir atmosferin içerisindeki siluetler gibi hareket eden dört yaş çocukluğum… Bir diğer deyişle 1968 yılının ilk ayları… Ve bu aylardan başlayan, yaşım ilerledikçe netleşen, nihayet 1974 yılına kadar iyice belirgin hâle gelen altı yıllık bir zaman dilimi…” satırlarının bulunduğu “Bir Köy Yaşamından Masalsı Anılar” kitabı, ” Irak’ın ünlü filozof ve şairi Cemil Sıtkı ez-Zahavî, hemen yanı başımızda var olduğu hâlde tanınmayan, hak ettiği gibi anlaşılmayan, hatta varlığı ile yokluğu belli olmayan büyük bilgelerden biridir. Onunla ilk tanışıklığım, fakülte yıllarında Arap edebiyatı dersinde okuduğumuz “İkimiz de Şurada Birer Garibiz” başlığını taşıyan bir şiirle başlamıştı. Trajik, öyküsel ve içtenlikli bir şiirdi bu.” diye yazdığı “Cemil Sıtkı Ez-Zahavi-Irak’ın Ünlü Filozof ve Şairi” kitabı, “Bu öyküler, uzun süredir içimde gezinip duran bir dizi duyum, aktarım ve yaşantının düşünce, kurgu ve betimlemelerle katıştırılıp harmanlanması, iddiasız bir öykü üslubuna dönüştürülme çabasının bir ürünüdür. Bu kitap benim öykü alanında yaptığım ilk çalışma.” diye anlattığı “Yorgun Yabancı” kitabı çalışmalarından bazıları.
O, hem kitaplarıyla hem yazdıklarıyla hem de sosyal medyadaki duruşuyla kendi aydınlanmasını gerçekleştirmek için çırpınan bir gayretkeş… Metinlerinde derin düşüncenin, vicdanın sesi yankılanıyor. Bir yerlere angaje olmak yerine kendi kalarak tamamlamak istiyor ömür serencamını.
Mesut Özünlü sosyal medyayı aktif kullananlardan. Sosyal medya hesaplarından güncele ve güncel tartışmalara ait yorumları okunabilir. Mutedil, karşısındakini rencide etmeyen, tek doğru benim söylediğim tuzağına düşmeden yorumlarını paylaşıyor. Hatta sosyal medya hesabında şu gönderiyi paylaşmış. “Sayfama yeni eklenen arkadaşlara! Kıymetli dostlarım! Bu sayfada paylaşılan hiçbir yazı veya düşünce; bir kişi, kurum ve kuruluş adına kaleme alınmamaktadır. Siyasi, etnik, grupsal bir amaca angaje olma niyeti taşımamaktadır Sadece kendi bireysel gündemim çerçevesinde görüş ve düşüncelerim piyasaya çıksın; okunsun, trollenmeden olumlu veya olumsuz eleştirilsin arzu edilmektedir. Ayrıca bu sayfada paylaştığım yazıların altında yer alan; katıldığım veya katılmadığım, bana uyan veya uymayan her düşünce yada yoruma mümkün olduğunca beğeni konduran biriyim. Bu, elbette benim omurgasız biri olmamdan, her şeye Polyannacılık oynayarak bakmamdan veya mavi boncuk dağıtmayı sevmemden kaynaklanmıyor. Bilakis “katılmasam bile, her düşünceyi başlı başına değer kabul etmemden” ileri geliyor. Bundan böyle, (doğrudan siyasi partileri, yıkıcı-bölücü faaliyetlerle ilgili görüşleri içermiyorsa; bir de bir şahsiyetin kişilik haklarına hakaret edici bir söz veya ifade söz konusu değilse) katılmasam bile bir agnostiğe ait düşünceye dahi beğeni konduruyorum. Bunun böyle bilinmesini dostlarımdan bilhassa istirham ederim. Saygılarımla…”
Dostluğuyla, yarenliğiyle, tevazusuyla, terbiyesiyle, nezaketiyle, nahifliğiyle sayıları az kalan, çok nadir bulunan insanlardan Özünlü. Dostlarını her zaman arar sorar, hasbihal eder. Yüksünmez hal hatır sormayı…
Mesut Hoca dibace.net’in de emektarlarından. Gerek yazılarıyla gerek tavsiyeleriyle gerek site ile ilgili yaptığı tanıtımlarla dibace’nin tanınırlığını arttırıyor. Kültür dünyamıza yeni kalemler kazandırıyor.
Kalemin kavi, ömrün uzun olsun Mesut Özünlü…
Muaz ERGÜ

Çok teşekkürler Muaz Ergü dostum. Bu kadirşinaslığınız ziyadesiyle beni sevindirdi. Sizler gibi kalem erbabı bir dostun takdirlerine ve rikkat dolu ifadelerine mazhar olmak ne güzel. Bu içtenlikli iltifatlarınız ve dupduru ifadeleriniz gönül kubbemde her daim yankılanacak ve hayatımın en nadide hoş sadalarından biri olarak kalacak. Bunları bir dua olarak kabul ediyor, en candan minnet ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Sağ olun, var olun can dostum.
Ben teşekkür ederim. İçimden geçenleri yazdım. Yazı üzerinde oynamadım. Nasıl geldiyse öyle devam etti. Selamlar…