Ouagadougou

Bu nedir biliyor musunuz?

Nereden bileceksiniz!

Bu bir şehir adıdır, bir ülkenin başkentidir. Siz bu kelimeyi okuyamazsınız, biliyorum ama ben bu kelimenin telaffuzunu ta altıncı sınıfta öğrendim ve hâlâ ezberimde…

Sovyet maddeci bir devlet olduğu için dünyayı, yani haritayı pek sever, kitap kadar haritaya da önem verirdi. O yıllarda her tarafta olduğu gibi evimizde büyükçe bir dünya haritası vardı. Bütün ülkeleri o haritadan öğrenmiştim, hem de henüz altıncı sınıfta iken, yani ortaokul birde…

Başkentleriyle beraber bütün dünya ülkelerini bilen biri olarak Türkiye’ye gelmiştim. Gururlu ve havalıydım. Fakat bir gün “Côte d’Ivoire” diye bir ülke duydum. Üzüldüm, moralim bozuldu. Bu ülkeyi bilmiyordum. Nasıl olurdu, yeni bir ülke mi keşfedilmişti? Başkentini görünce tanıdım. Meğer bu, benim adını Rusça öğrendiğim “Fil Dişi Sahili” adlı ülkenin Fransızcasıymış. GS’li Drogba’nın memleketi. İyi adamdı Drogba. İyi futbolcuydu.

Diğer kıtalarda pek sorun yaşanmıyordu ama Afrika kıtasında adı değişen ülkeler zaman zaman şaşırtıyordu beni. Bunlardan biri Burkina Faso. Benim çok eski Sovyet haritamda bu ülkenin adı Yukarı Volta idi. 1960’larda bu adla bağımsız olan ülke, 1980’lerde Burkina Faso olmuştu meğer.

Kıtalar arasında en çok ülkeyi kucaklayan Afrika, kendini güncellemeye devam ediyor anlaşılan. Libya, Fas, Sudan, Etiyopya, Zimbabve, Kongo, Tanzanya…

Adını değiştirenler, ayrılanlar, nikâh tazeleyenler…

Bugün pazar günü olduğu için mahalle pazarına gittim. Pazar yenilenmiş. Düzenli ve ferah bir pazarımız var artık, eski hâlini hatırlamasam da… Mesafe ve hijyen kurallarına da harfiyen uyulduğuna şahit oldum. Fiyatların yüksek olduğu söylenir ama ben hep 100 liralık alışveriş yaptığım için bu durumdan pek etkilenmiyorum.   

Tezgâhları dolaşırken çikolata renkli bir arkadaşımızın biber sattığını gördüm. Yanına yaklaştım ve sırf muhabbet olsun diye biber istedim. Kırmızı biberle köy biberinin fiyatı aynı olduğu için bir kg karışık ver dedim. (Kırmızı biberin başka havalı bir adı vardı da hatırlayamadım şimdi). O, biberleri torbaya doldururken ben fırsatı yakalayıp “Hemşehrim, memleket neresi?” diye sordum.

Duraksadı, biraz şaşırır gibi oldu. Yüzüne, “söylesem sanki bileceksin” ifadesi yükleyip kısık sesle “Batı Afrıka’danım” şeklinde cevap verdi. Batı Afrika’dan birkaç ülke adı saydım. Hangisinden olduğunu sordum. Bu kez gerçekten şaşırdı. “Burkina Faso’luyum” dedi.

“Başkentiniz UAGADUGU, (baştaki u’yu biraz derin söyleyeceksiniz, yuvarlayarak), sen de oralı mısın” dedim?

“Evet” dedi, “hem de içinden”

Çok sevindi çikolata renkli arkadaşım. O heyecanla biberlerin tamamını torbaya doldurmaya kalktı. Neyse ki o ara patronla göz göze geldi de vazgeçti.

“Sizde biber yetişiyor mu” dedim.

“Bibere gerek yok, bizde hayat zaten acı” dedi. 

Uagadugu’yu doğru telaffuz etmiştim. Öyle diyordu Burkina Fasolu pazarcı. Uagadugu, sessiz şehir demekmiş.

İğneada (Kırklareli) pazarında kavun satan Buharalı ile tanışıp Buhara kavunundan konuşmuştuk. Bizim mahalle pazarına da Ouagadougou’lu biber satan gelmiş. Ben de Genceliyim, biliyorsunuz. Dünya hakikaten küçükmüş…

Mehdi GENCELİ

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir