Rough Diamonds

Yahudiler hem tarih kurmada ve hem de tarihin unsuru olmada diğer bütün unsurlarla yarışabilirler. Bildiğimiz ilk sistematik dinin sahipleri onlar. En büyük savaşların failleri ve mefulleri de onlar. En büyük soykırıma maruz kalan ve soykırımı yapan yine onlar. Tarihin en büyük zalimleri ve mazlumları yine onlar. En büyük zekalar ve aptallar onların arasından çıkıyor, çıkmış.

Tarihin en iyi hikayelerini onlar yapmış, en büyük hikayelerinin kahramanları da onlar olmuş. Bizim kitabımızda bile en fazla kıssası olan kavim onlar.

Ham elmaslar dizisinin ilk bakışta insana soğuk gelen sonrasında insanı girdabına çeken tarafının sihri o tarihi yekunda gizli. Sıradan dediğimiz ilişkilerin içinde bir anda beş bin yıllık saçmalıklar, hakikatler fırlayabiliyor.

Unorthodox, shtisel gibi yapımlarda kısmen ortaya konulan Hasidik (es-sıddık-ehli sünnet) Yahudi hayatı, ham elmaslar dizisinde aynayı 45 derece içe çevirip din adamlarının ve sıradan insanların hayatını kenara almış. Unorthodox sıradan bir Yahudi’nin sıradışı hallerini ve yolculuğunu anlatıyordu. Shtisel din adamlarının hallerini, oyunlarını, ehli haktan görünüp âlî menfaatleri için halkın başına ördüğü çuvalları anlatıyordu. Rough diamonds-ham elmaslar ise milyon dolarla iş gören creme de la creme / kaymağın kaymağı bir ailenin ayakta ve hayatta kalabilmek için yaptıklarını anlatıyor.

Bunu nasıl yapıyor sorusu en çetrefillisi. Normalde böyle bir konu işlenirken bir grup/cemaat şeytanlaştırılabilir. Medyaya hakimiyeti ile bilinen yahudilerin böyle bir yapıma müsaade etmesi mümkün değil. Burada ise mesele son derece insani bir dille, kimseyi itham etmeden anlatılmış. Sen de olsan aynısını yapardın demeye getirilmiş. Böylece yahudilik ve Hasidik cemaat doğrudan hedef alınmamış. Bunu düşünmemizi gerektirecek bir durum da yok, çünkü senaryo ve yapımda pek çok yahudi var. Olmak da zorunda çünkü bu denli gerçekçilik kurguyla sağlanamaz. Orada, o insanların içinde bir iki sene kalmamış biri öyle bir hikayeyi, ayrıntıları ortaya çıkaramaz, kurgulayamaz, derleyemez, toplayamaz.  Kurgu o denli gerçeğimsi ki bölgede içten içe Yahudi aleyhtarlığı başlatabilir.

Yapım hiçbir şekilde pazarcı esnafı modunda değil. Sekiz bölümün ilki göz kırpıyor, ikincisi buyur ediyor üçüncüsü hadi başlıyoruz diyor. Dizi de önce Yahudi neden zengin sorusu cevaplanıyor. Buna odaklanmıyor fakat izlerken bunu çözümlüyorsunuz. Ya da ben dinler tarihi bilgimi olaylardan ve verilerden teyit edebiliyorum. Neden zengin kalamaz, zenginliğini nasıl kaybeder sorusu da dizinin çözdüğü düğüm. 

Yahudiler, bu dizideki hasidikler, dinlerine aşırı bağlılar. -burası dizinin orjinalitesi değil-. Dinin ahkamını ve para yönetimini  birbirinden ayıran seküler bir zihniyeti yakalıyoruz. Para söz konusu olduğunda her şey güncel ve etkin kurallarla çevrili, hayat söz konusu ise bir anda beş bin sene öncesine düşüyorlar. İnternet yasak, sinema yasak, bunlara bulaşanlar düşkün kabul ediliyor ve cemaatle ilişkisi kesiliyor. Evlenemiyorlar, ticaret yapamıyorlar, para bulamıyorlar. O yüzden her şey gizli yapılmak, gizli kalmak zorunda.

Unorthodox ve shtisel’de kısmen aktarılan çöpçatanlık hizmeti bu dizi de çok daha etkin ve etkili bir kurum olarak öne çıkıyor. Çöpçatanlık yarı resmi pür dini bir kurum olarak öne çıkıyor. Çöpçatanın uluslarası ağı var, sitesi var. Kadınlar ve erkekler bu çöpçatan aracılığıyla evleniyorlar ve kimse bunu yadırgamıyor. Bizde ağzını açsa bir kadın, azmış anam tövbe haşa diye lanetlenir. İzlerken burası bizden farklı dediğimiz iki unsurdan biri. Birisi para diğeri kadın ilişkileri. Müslüman ehli sünnet savunucuları, tutucuları parayı doğrudan kurgulayamazlar. Hep başkasının parası hakkında konuşurlar. Onu helal haram diyerek etiketlerler. Paranın nasıl yönetileceği kazanılacağı harcanacağı meselesi o tip vaizleri, din adamlarını çok ilgilendirmez. Onlar tarikatlerinin, cemaatlerinin kazanacağına odaklanır. Yapı zenginleşecekse çalmak da helal olabilir. Kimden çaldığın önemlidir.

Bu tarafımız yahudilere benziyor diyebiliriz.

Yahudilerin Müslüman dindarlıktan en önemli farkları zenginliklerini korumaları ve yönetebilmeleri. Şirket yönetimleri ile aile ilişkileri un ve su gibi birbirine girmiş hamurlaşmış. Ayırmak asla mümkün değil.

Ahiret, tek Allah, dirilme, ibadet, dini değerlere sıkı sıkıya bağlılıkta bir numaralar. İçten çürüyorlar. Kimseye çaktırmıyorlar. Çaktırmamayı da çok iyi beceriyorlar.

Dizinin tok satıcı üslubu mükemmel. Her şey olması gerektiği hızda. Senin çok acelen varsa izleme bu iş bunu gerektiriyor demişler. Helal olsun.

Shtisel’de din adamları tefe koyulmuştu, burada iş adamları, unorthodox’ta aile… Modernizm bu aşırılıkları gelecek nesle aktarmamaya kararlı. Öyle anlıyorum.

Ahmet BAYRAKTAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir