“Bir dünya malı elinden gittiyse, Üzülme buna, hiçtir o; Ve bir dünya malı geçtiyse eline. Sevinme buna, hiçtir o. Önünden geçer acılar ve zevkler. Geç dünyanın önünden, hiçtir o…” Anwari Soheili (Sadi için yazılan önsöz) Schopenhauer, Aforizmalar kitabında, akıllı kişi tasvirini anlatmak için bu şiiri kullanmıştır.
Farsça yazılmış bir kitap olan Bostan, hicri 7. Yüzyılın meşhur şairlerinden Saʻdî-i Şîrâzî (d.1193-ö.1292) tarafından mesnevî tarzında kaleme alınmıştır. Hikmet esaslı, edebi bir eserdir. Bostan küçük hikâyelerden oluşur. Sadi Şirazi bu eseri yazarken, daha önceden yazılmış Firdevsî’nin Şâhnâme, Senâî’nin Hadîkat’ül-Hakîka ve Nizâmî’nin Mahzen’ül Esrâr adlı mesnevilerinden etkilenmiştir. Hikayeler kendine has üslup içinde sade ve anlaşılır dildedir. Hikâyelerden maksat, öğüt vermektir. Saʻdî bu kitapla kendi ideal dünyasını açıklamıştır.
Bostan’ın bölümlerinden örnek sözler alıntılayarak, Sadî’nin“ahlak felsefesini” anlamaya çalışalım:
Adalet: Saʻdî, dünyanın adaletle yönetilmesi gerektiğini, adalet sayesinde güvenin tesis edileceğini, zulüm ve sitemden kaçınılmasını ifade eder.
“Halkın yüz çevirmesini istemiyorsan senden, dikkat et, bir an ayrılma akıl ve adaletten. Halk durmaz, zalimin yanında uzağa kaçar, adını kötüye çıkarır, ününü her yere saçar.”
Cömertlik: Saʻdî, insanın en büyük meziyetlerinden birisinin cömertlik olduğunu ve her insanın imkânı ölçüsünde karşılık beklemeden bu hasleti kendisine rehber etmesini dile getirir.
“Bu yalancıdır, bu düzenbaz, bu riyakâr deme, bu hilekârdır deme, ihsan etmekten vazgeçme. Aklı olan kişi eli açıktır. Cömertliği adet edinir, alçak yaradılışlılar, içsiz, kof bir kabuk gibidir. Allah’ın yarattığına iyilik yapan kişilerdir onlar, her iki dünyada da, iyilik bulan kişilerdir onlar.”

Kanaat: Saʻdî, insanların kanaat etmelerini, ulaştığına razı olmalarını ve azla yetinmelerini teşvik eder. Hırs, tamah ve bencillik yerine kanaat, şükür ve iktisat tavsiye edilir. Saʻdî kanaatin kalpte olduğunu, kişinin kalbi zenginse, elinin de zengin olduğunu, aksi halde kalbi yoksul olanın, malının kendisine bir fayda sağlamayacağını vurgular. Kanaat sayesinde insan kemal mertebeye ulaşır; ama hırs ve tamahkârlık sayesinde zillete düşer.
“Kanaat insanı yüceltir, ey aklı başında kişi, başı hep öne eğik durur tamahkâr olan kişi. Ey nefis! Azla yetinmesini bil, ey nefis sultanla dilenciyi bir göresin! Her kim ki talihine ve rızkına şükretmez, sanki Allah’ı tanımaz, O’na ibadet etmez. Dünyayı dolaşan, gözü doymaza şöyle de: ‘Kanaattir insanı varlıklı kılan şeydir’.”
Tövbe: İnsan ne kadar günahkâr olsa da ahir ömrüne kadar tövbe etme fırsatına sahiptir. İnsan hem iyilik ve hem de kötülük yapma vasfına sahip olduğundan, tövbe ile Allah’ın affına mazhar olur.
”Tövbe gecesinde, günah günleri için hakem ve adil olan Allah’tan özür dile, Allah seni yoktan var etti. Düştüğün zaman, elinden tutup kaldırmaması tuhaflıktır. Günahkâr derviş ne güzel demiş, kim akşam tövbe edip sabah bozdu. ‘Eğer Allah bağışlarsa tövbe sağlam kalır, bizim tövbemiz temelsizdir, çabuk bozulur’.”
Rıza: Saʻdî’ye göre Allah’a âşık olan kişi, sadece onun rızasını arar, mal, mülk ve dünyevi meşgaleler peşinde koşmaz.
“Rıza ve takva, özgür ruhun temsilcisidir, orada heva ve heves, eşkıya ile yankesicidir. Kaza oku, hiçbir zaman hedefini şaşırmaz, kadere rızadan başka bir şey, kulu kurtarmaz. Eğer bağımlıysan bir şeye, kaderine razı ol; eğer özgürsen, hiç durma yoluna revan ol.”
Şükür: Saʻdî’ye göre insan Allah’ın sayısız nimetleri karşısında hep şükretmelidir. Allah’ın verdiği nimetleri unutup, dünyevi işler, mal ve servet nedeniyle, gurura düşmemeyi öğütler.
“Allah’a şükretmek için kelime bulamıyorum, ona yaraşır tarzda bir şükür bilmiyorum. Vücudumdaki her kıl bana onun bir lütfudur, her bir kıl için nasıl şükredeyim? Allah dili hamd ve şükür için yarattı, Allah’ı bilen onu gıybet etmek için kullanmaz. Yapma! Allah’a şükretmeyi sakın ihmal etme, kıyamette elin boş olmasın, her şeyi heba etme.”
Aşk: Saʻdî’ye göre aşk, sabır ve direnme işidir. Bu ikisi kimde yoksa, aşk yoluna girmesin. Aşkın olduğu yerde, akıldan eser aramak boş bir hevestir. Aşkın, ateşten bir farkı yoktur.
“Ey iddialı kişi! Aşk sana uygun değil” diyordu, çünkü senin ne sabrın, ne direncin var”. Aşk kapıdan girince, akıldan eser arama artık, çünkü artık o çevgenin önünde esir topudur. Sinbadname’deki şu nükte ne kadar güzeldir! “Ey evlat! Aşk ateştir, öğütse yel.”
Alçakgönüllülük: Saʻdî’ye göre bir insan yüksek bir mertebe elde etmek ve saygıdeğer olmak istiyorsa, tevazuyu meslek edinmelidir. Alçakgönüllü davranmak yükselmek için bir merdivendir.
“Yücelmek istiyorsan tevâzuyu rehber edin, çünkü yoktur o damın bundan başka merdiveni. Hasmın kızgınsa, ey arkadaş sen tevâzulu davran, çünkü sükûnet, kesen kılıçları kör eder. Bu gün tevâzu gösterenler, yarın böbürlenecekler; avare olanlarsa, yerin dibine girecekler.”

Dua: Saʻdî’ye göre Allah dualara cevap verir. Rahmeti adaleti etrafında dönmektedir, hikmet ve lütuf ile davranır. Bütün kullarına layık olanı nasip eder ve açılan hiçbir eli boş göndermez. Günahkâr ve verilen rızk ile beslenen kulların ümitten başka sermayesi yoktur. Kul her türlü endişesini bir kenara bırakıp, samimiyetle Allah’a yönelip, her şeyi O’ndan istemelidir.
“Bizlere kereminle nazar et yüce Allah’ım, bütün suç bizden kaynaklanır. Günah biz kullarından gelir, affına güvenip günah işleriz, Allah’ım! Verdiğin rızıkla beslendik, senin lütfuna, bağışlarına alıştık.”
Kemal ve terbiye: Saʻdî’ye göre insan kemal derecesine ancak terbiye ile ulaşır. Terbiyeye önce nefisle mücadele ederek başlanır. Kendisini ıslah etmeyen, başkasını terbiye edemez.
“Nefislerinin dizginini haramdan kaçıranlar, yiğitlikte Rüstem ve Sâm’dan üstündürler. Ağır gürzü düşmanın başına vurmadan önce, sopayla kendini çocuklar gibi terbiye et. Yırtıcı hayvanlar asla insana dönüştürülemezler, her türlü çalışma boşa gider, terbiye edilmezler.”
Sonuç itibariyle, Sadi’nin bahçesinde, “güller” derlidir. Nesimi’nin dediği gibi onlar “Gülden terâzi tutarlar, gül ile gülü tartarlar, Gül alırlar gül satarlar, çarşı pazarı güldür gül…” Gül kokan Sadi Şirazi’nin “Bostan ve Gülüstan” sözlerini, kalp kulağı ile dinlemek lazımdır.
Metin KAZAN
Kaynak Eser: Saʻdî-i Şîrâzî’nin Bostân Adlı Eseri Üzerine / Çetin Kaska

Son Yorumlar