105. Yıldönümünde Beyaz Hüznü Tekrar Hatırlamak…

Giriş

Avrupa’da bilhassa da 20. Yüzyılın başından itibaren ülkeler arasındaki çıkar çatışmaları ve güvenlik problemlerinden kaynaklanan ihtilaflar yaşlı kıtayı hızla savaşa sürüklüyordu. Üstelik Avrupa’da ülkelerin birbirlerine karşı bloklaşmaları da çıkacak savaşı kaçınılmaz bir şekilde genel savaş hâline dönüştürecekti.

Avusturya-Macaristan Veliahdı‘nın  28 Haziran 1914 tarihinde Saraybosna’da  Avusturya-Macaristan uyruklu bir Sırp tarafından öldürülmesi üzerine Avusturya-Macaristan ile Sırbistan arasında hızla yükselen siyasî tansiyon 28 Temmuz’da iki ülke arasında savaş çıkmasına, ardından da bu ülkelerin doğrudan/dolaylı olarak dâhil oldukları ittifaklar nedeniyle de bu savaşın bir hafta zarfında önce Avrupa’da, sonra da dünyada genel bir savaşa evrilmesine neden olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı’nın başında genel durum

Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na Girmesi

Balkan Savaşında diplomatik yanlızlık yaşayan Osmanlı Devleti takip eden dönemde İngiltere ve Rusya nezdinde yaptığı ittifak girişimlerinden sonuç alamamış, bu suikastin ardından Fransa nezdinde yaptığı ittifak girişiminde de başarılı olamayınca 2 Ağustos’ta  Almanya ile Savunma ve İşbirliği Antlaşması imzalamış, ardından da Avustuya-Macaristan ile de benzeri bir antlaşma imzalanmıştır.

Savaşın başlamasını müteakip iki-üç hafta zarfında Fransa’yı, ardından da Rusya’yı saf dışı etmeyi planlayan Almanya’nın 6-10 Eylül’de gerçekleşen Marn Muharebesi’nde Fransız-İngiliz kuvvetleri kaşısında aldığı yenilgi üzerine Batı Cephesindeki durum siper savaşına bürünmüş, Galiçya Cephesinde ise müttefiki Avusturyalılar, Ruslar karşısında ağır yenilgiler almış ve geri çekilmişti.

Marn yenilgisi savaşın uzayacağı anlamına geliyordu. Bu şartlarda Avrupa’nın ortasında âdeta kuşatılmış olan müttefiki Avusturya-Macaristan ile birlikte düşmanlarına karşı savaşmak zorunda kalan Almanya, Osmanlı Devleti’nin acilen savaşa girmesi için baskıda bulunmaya başlamıştı.

Ağustos ayının başlarında Avrupa kıtasındaki savaş kıta ölçeğinde genel bir savaşa evrilirken eşzamanlı olarak Akdeniz’de görev hâlindeyken Fransa sömürgesi Cezayir’den Fransa’ya yapılmakta olan asker sevkiyatını sekteye uğratmak için Cezayir’in kimi liman kentlerini bombaladıktan sonra İngiliz savaş gemilerinin takibine mâruz kalması üzerine 10 Ağustos’ta Çanakkale Boğazı’na girerek sığınma talebinde bulunan Goeben ve Breslau isimli Alman gemilerinin Osmanlı Devleti tarafından satın alındığı açıklanmış, takiben gemilerin mürettebatına Osmanlı Deniz Kuvvetlerine ait kıyafetler giydirilmiş, bu gemilerin komutanı Tümamiral Souchon bir üst rütbeye terfi ettirilip koramiral yapılmış, 9 Eylül’de de Osmanlı Karadeniz Filosu Komutanlığına getirilmiştir.

Osmanlı  Devleti  üzerinde belirginleşen Alman baskısı Eylül ayında daha da artmış, bu çerçevede Almanya’nın Türkiye’ye yapmakta olduğu silah ve cephane sevkiyatı ile Almanya’dan talep edilen beş milyon altın tutarındaki ikraz  (uzun vadeli borç)  Alman taleplerinin karşılanmasına bağlı kılınmıştır.

Başkumandan Vekili ve Harbiye Nâzırı Enver Paşa

Osmanlı Devleti, savaşa hazırlıklı olarak girmek için mümkün olduğu kadar zaman kazanmak isterken, Almanya da Osmanlı Devleti’nin mümkün olduğu kadar erken savaşa girmesini sağlayıp onu Kafkasya’ya ve Mısır’a saldırtarak Batı Cephesindeki Rus ve İngiliz kuvvetlerinden önemli bir kısmını uzaklaştırmak ve kendi yükünü hafifletmek istiyordu.

Osmanlı Devleti’nin yaşadığı ciddî malî sorunlar, ordunun ihtiyaçları karşılandıktan sonra savaşa girilmesi şeklindeki genel düşüncenin Enver Paşa’nın da etkisi ve girişimleriyle yumuşamasına sebep olmuştur. Osmanlı Devleti’nin bu çaresiz durumu nedeniyle Harbiye Nazırı Enver Paşa savaşa girme planını öne almıştır. Enver Paşa ve Alman Genelkurmayı arasında sağlanan mutabakata uygun olarak Osmanlı Donanması 29 Ekim’de Karadeniz’deki  bazı Rus liman kentleri ve deniz üslerine taarruz etmiş, bu da Rusya ile Osmanlı Devleti arasında savaş hâlinin başlamasına sebep olmuş, 1 Kasım’da Rus birlikleri Kafkas sınırından taaruza geçmiş, ertesi gün de Rusya, Osmanlı Osmanlı İmparatorluğu’na resmen savaş ilan etmiştir.

Rusya’nın, Osmanlı Devleti’ne harp ilan etmesinden birkaç saat sonra Enver Paşa, Osmanlı Devleti’nin de Rusya’ya savaş ilan ederek, İttifak Bloku safında savaşa girdiğini duyurur. Bu gelişmeleri Londra’da dikkatle izleyen Denizcilik Bakanı Churchill, Akdeniz’deki İngiliz savaş gemilerine, Çanakkale Boğazı’nı bombalamaları emrini verir. Bunun üzerine İngiliz savaş gemileri 3 Kasım’da Çanakkale Boğazı açıklarından Ertuğrul ve Seddülbahir mevkiindeki Türk tabyalarını top ateşine tutar. Bu taarruza eşlik eden Fransız gemileri de Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombardımana tâbî tutar. 5 Kasım’da da İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan  eder.

Kafkas Cephesi

1914 yılı sonu ile 1915 Ocak ayı başında Kafkas Cephesindeki çatışma ve muharebeler Sarıkamış Harekâtı öncesinde gerçekleşen çatışma ve muharebeler ile akabinde gerçekleşen Sarıkamış Hârekâtı şeklindedir.

Sarıkamış Harekâtı öncesindeki 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet (Arolat) Paşa

Osmanlı Ordusu’nun ağır bir yenilgiyle çıktığı Balkan Savaşı sonrasında toparlanmaya çalışmasıyla birlikte Kafkas sınırına mücavir bölgeleri savunmaktan sorumlu ve karargâhı Erzurum’da bulunan (destek unsurları da dâhil olmak üzere 189.562 mevcutlu) 3. Ordu’nun ciddî lojistik eksiklikleri (giyecek, silah, mühimmat, tayın-iaşe)vvardı. Hasan İzzet (Arolat) Paşa’nın komutasındaki 3. Ordu da 9., 10. ve 11. Kolordulardan oluşmaktaydı. Buna mukabil Rusların Kafkasya’da toplam 160.000 kişilik kuvveti mevcut olup buna Kafkasya Genel Valisi adına General Myshlayevski vekâlet ediyordu.

Kafkas Cephesindeki Rus birlikleri 1 Kasım sabahından itibaren baskın tarzında 3. Ordu Bölgesinde tüm sınır boyunca Osmanlı sınırını geçerek ilerlemeye başlamış, 4 Kasım akşamı Narman-Ekrek-Horasan-Velibaba hattına, 5 Kasım sabahı da Köprüköy’e ulaşmıştır.

Hasan İzzet Paşa, Rusların üstün kuvvetlerle taarruzu hâlinde, ordusunu Erzurum yakınlarında toplamak ve Erzurum  Kalesi’ne  de  dayanarak  kesin  savunma  muharebesine  girmek düşüncesindeydi.

I. ve II. Köprüköy Muharebeleri (6-8 Kasım 1914 ve 11-12 Kasım 1914)

Başkumandan Vekili Enver Paşa’nın emri gereği 3. Ordu birlikleri tarafından 6 Kasım’da başlatılan ve 8 Kasım’da sona eren taarruzî harekât sonucu Rus birlikleri Köprüköy sırtlarına atılabilmiş, Başkumandanlığın müteakip emri üzerine tekrar taarruza geçen 3. Ordu birlikleri 11-12 Kasım’da gerçekleşen II. Köprüköy Muharebesinde de Rus kuvvetlerini Azap sırtlarına kadar atarlar.

Ruslar, Köprüköy Muharebelerinde yenilince Rus Çarı II. Nikola,  Aralık ayı  başlarında  Kars’a  gelir, oradan da  Sarıkamış’a geçerek askerlere madalyalar dağıtarak askerlerini cesaretlendirmeye çalışır.

Birinci Azap Muharebesi (16-17 Kasım 1914)

16 Kasım’da 3. Ordu’nun ileri harekâtı ile başlayan ve Rusları Azap sırtlarından atmaya yönelik Birinci Azap Muharebesinde ertesi gün de devam eden harekâtta merkezde Azap bölgesinde 10 km.lik bir cepheye girilmiş, fakat burası takviye kuvvetlerle beslenemediğinden bu kısmî başarı, yarma harekâtına evrilememiştir. 17 Kasım akşamı 3. Ordu Komutanı taarruzun durdurulması emrini verir. Dönemi genç bir subay olarak yaşayan Fahri Belen cephedeki genel üstünlüğün 3. Ordu lehine olduğunu, Rus kaynaklarında muharebeyi Türklerin kazandığının belirtildiğini, General Bergman’ın akşam raporunda da Rusların muharebeyi kaybettiğinin ve Rusların geri hizmet birliklerinin panik halinde Sarıkamış’a kaçmaya başladıklarının bildirildiğini, ancak cepheden çelişkili bilgiler alan Hasan İzzet Paşa’nın geri çekilme kararı verdiğini belirtmektedir.

Takiben Kafkas Cephesinde nispî bir durgunluk dönemi başlar. 3. Ordu’nun Köprüköy ve Azap Muharebelerindeki kaybı (şehit, yaralı, esir ve kaçak olmak üzere) 212 subay ve 11.800 er olur. Rus kayıpları ise yaklaşık 1.000 ölü, 4.000 kadar da donarak ölen olmak üzere 5.000’dir. 

Azap Muharebeleri esnasında 22 Kasım’da 9. Kolorduya mensup 28. ve 29. Tümenlerin ileri hatlarındaki taburlarının zayıf düşman topçu ateşi karşısında geri çekilmeleri, 17. Tümenin bir taburunun ise emir almadan geri çekilmesi ve tümenlerdeki dağınıklık 9. Kolordu Komutanı Ahmet Fevzi (Big) Paşa’yı pek üzmüştü. 3 Ordu Komutanı, askerin savaş sevk ve idaresinin eksikliği nedeniyle başarı umudu olmadığını ihsas ettirmiş olan ve bu psikoloji ile asker idare edemeyeceği değerlendirilen Ahmet Fevzi Paşa’nın emekliye sevkini ve yerine de 34. Tümen Komutanı İhsan (Sökmen) Paşa’nın tayinini sağlamıştı.

Sarıkamış Harekâtı

3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevden almayı düşünen Enver Paşa 6 Aralık’ta bu görevi önerdiği 1. Ordu Komutanı (Alman) Mareşal Liman von Sanders’ten olumlu cevap alamayınca bizzat cepheye giderek durumu görmek isterse de Meclis-i Vükelâ bunu uygun görmez.

O sıralarda gerek bölgedeki kimi valiler ile İttihatçı zevâtın Enver Paşa’ya gönderdikleri gerçekçi olmayan telgrafların ardından Enver Paşa, Binbaşı Hâfız Hakkı Bey’i 26 Kasım’da cepheye gönderir. Ertesi gün yarbaylığa terif ettirilen Hâfız Hakkı Bey Erzurum’a vardıktan sonra kısa aralıklara İstanbul’a gönderdiği iki raporda, İstanbul’dayken Kafkas Cephesinde taarruzî bir harekât için ilkbahara dek beklenilmesini savunuyor olmasına rağmen tam aksi yönde ve yanıltıcı görüşler belirtir.

Bu raporların ardından Enver Paşa Gnkur. II.Bşk. (Alman) General Schellendorff ve Gnkur.Hrk.Ş.Md. (Alman) Yarbay Feldman ile 12 Aralık’ta Erzurum’a gelir. Enver Paşa İstanbul’da  iken yapılması planlanan Sarıkamış harekâtına itiraz etmeyen Hasan İzzet Paşa, harekâtın belirginleşmesi üzerine aleyhte tutum alır ve bu konudaki düşüncelerini de 18 Aralık’ta telgrafla 3. Ordu’ya yayımlar. Aynı gün akşam  Başkumandanlık Vekâletine gönderdiği telgrafla da görevinden istifa eder. Ertesi sabah bu telgrafı alan Enver Paşa, istifa talebini kabul eder, 3. Ordu’nun komutasını da kendisi üstlenir.

Harekât öncesinde 3. Ordu’nun komuta kademesi 3. Ordu Komutanı Enver Paşa, 9. Kolordu Komutanı İhsan Paşa, 10 Kolordu Komutanı Albay Hâfız Hakkı Bey ve 11. Kolordu Komutanı da Galip (Pasinler) Paşa’dan oluşmaktaydı. Harekât Planına göre 3. Ordu’nun amacı 11. Kolordu cephesinde Rusları sabit tutarak oyalaması, 9. ve 10. Kolordular ile Allahuekber Dağları üzerinden yapılacak ve bir soldan çevirme ile Sarıkamış civarında Rusların yanına ve arkasına sarkarak kuşatılması suretiyle yenilgiye uğratılması, sonra da Kars’ın alınmasıydı.

Sarıkamış Harekâtına 10. Kolordu Komutanı olarak katılan Albay Hâfız Hakkı, harekâtın sonlarında doğru mirlivalığa terfi ettirilmiş ve Enver Paşa’nın cepheden ayrılması nedeniyle de 3. Ordu Komutanlığına atanmıştır.

22 Aralık’ta Enver Paşa 3. Ordu’ya ileri harekât emrini verir. Oltu yakınlarında gerçekleşen ilk çarpışmalarda Rusların geri çekilmesiyle mevzî bir başarı kazanılır. Harekâtın meteorolojik açıdan bu denli zorlu şartlarda başlatılmasının esas sebebi Rusları hazırlıksız olarak yakalamaktı. Ancak 3. Ordu’nun olumsuz kış şartlarında bir harekât yapabilme imkânı yoktu.

İlk gün hava hayli soğuk, zemin karlı ve yollar buzlu olmakla birlikte en azından açık olması bir avantajdı ama ertesi günden itibaren bağlayan kar yağışının şiddetli rüzgârla birlikte tipiye dönüşmesi görüş mesafesini yok etmiş ve suhûnet -15 dereceye düşmüş, bu şartlar yürüyüş kollarının hızını giderek yavaşlatmış, giderek artan sayıda askerin yürüyüş kolundan kopmasına ve donma vakalarına sebep olmuştu. Enver Paşa ve 3. Ordu karargâhı da 9. Kolordu ile birlikte Bardız’a doğru ilerlemekteydi.

Harekât planına göre kuşatma kollarının Rus kuvvetlerinden fazla açılmadan ilerlemesi gerekiyordu. En kuzeyden kuşatma harekatına başlayan 10. Kolordu, 23 Aralık’ta Oltu’yu ele geçirmiş, bunun ardından harekât planı gereği Sarıkamış istikâmetine yönelinmesi gerekirken mağlup edilen iki alaydan ibâret bir Rus kuvvetinin takip edilerek Oltu-Ardahan istikâmetinde taarruz planı dışına çıkılarak Allahuekber dağlarının kuzey yamaçlarına doğru yönelinmesi kuşatma cephesinin hayli genişlemesine, bağlı birliklerin Sarıkamış’a ulaşabilmek için sert kış şartlarında Allahuekber dağlarını aşmak zorunda kalmasına ve bu manevrâya katılan 20.000 askerin 16.800’ünün Allahuekber dağlarında donarak şehâdetine sebep olmuştur. Bu facia, Sarıkamış Harekâtının hezimetle sonuçlanmasına sebep olan hataların en büyüğüdür.

Sarıkamış Harekâtı’nda acımasız kış şartlarına yenik düşerek şehit olan Mehmetçikler (üstte)… Sarıkamış Harekâtı Planı krokisi (planlanan (altta) solda, uygulanan (altta) sağda)

Sarıkamış Harekâtı Planı krokisi (planlanan solda, uygulanan sağda)

Ruslar, 24 Aralık akşamı sağ cenahtan büyük kuvvetlerle kuşatılmakta olduklarını anlayınca geç saatlerde ana cephedeki taarruzu durdurur, bilâhare Sarıkamış’ı tahkim edecek faaliyetlere başlar. Eşzamanlı olarak Tiflis’e gitmek üzere Aras vadisinden yola çıkmış iki takım cesâmetindeki Rus birliği de Türklerin kasaba yakınında görülmeleri üzerine Sarıkamış’ta alıkonulur.

25 Aralık sabahı Bardız’dan Sarıkamış’a hareket eden 9. Kolordunun 2.000 kişilik öncü kuvveti bitkin bir hâlde akşama doğru Sarıkamış’a 3–4 km mesafede ve kasabanın kilit noktası olan Bardız geçidine ulaşır. Ruslar, Sarıkamış’ın ana savunma hattını Bardız geçidinde oluşturmuştu. O esnâda Sarıkamış’a taarruz etmek üzere olan Türk kuvvetleri ile burayı savunacak olan Rus kuvvetleri sayıca eşit durumdaydı. Türk kuvvetlerinin aç ve yorgun olması her ne kadar Rus kuvvetleri açısından önemli bir avantaj ise de Sarıkamış’ı savunacak Rus birlikleri de derme-çatma unsurlardan ibaretti. Bardız geçidinin kontrolü kasabanın zaptını kolaylaştıracağından akşam saat 19.00 sularında başlayan taarruz sonucu gece yarısı geri atılan Rus kuvveti Sarıkamış’a doğru çekilir. Onları takip eden iki Türk bölüğü de Sarıkamış’ın yanıbaşındaki Yukarı Sarıkamış köyü yakınlarına dek ilerler. Kuşatmanın tamamlanması ve zafere ulaşmak an meselesiydi. Ancak Bardız’dan beri Enver Paşa’ya muhalefet eden İhsan Paşa bu kez de gece taarruzuna alışık olmayan birliklerin istirahati için taarruzun durdurulmasını teklif eder. O zamana dek İhsan Paşa’nın muhalefetine direnen Enver Paşa taarruzun durdurulmasını emreder. İşte bu büyük bir hata olur. Bunun üzerine 29. Tümen ile (o esnada muharebe alanına gelen) 17 Tümen, Sarıkamış sırtlarında gecelemek zorunda kalınca sabaha dek donma nedeniyle mevcutlarının yarısından fazlasını kaybeder. Oysa, gece  taarruzuna devam edilebilseydi Sarıkamış’ın zaptı mümkün  olacağı gibi, bu denli kayıp da söz konusu olmazdı. Bu kritik fırsatın değerlendirilememesi Türk kuvvetleri için hezimetin başlangıcı olur.

Rus Kafkas Ordusu Komutanı Vekili General Nikolay Yudeniç

25-26 Aralık gecesi Rus takviye kuvvetleri peyderpey Sarıkamış’a ulaşınca sabahleyin Rus kuvvetlerinin mevcudu 4.000 kişiye ulaşır. Sarıkamış yakınlarındaki (artık başarı şansını yitirmiş) Türk kuvvetleri 26 Aralık’ta gün boyu azim ve cesaretle taarruzunu sürdürür. Bu esnada Allahuekber dağının Sarıkamış’a mücavir güney yamacına ulaşan 10. Kolordu bakiyesi (kısmî donma nedeniyle savaşamaycak 640 kişi dışındaki) 2.560 kişilik yorgun kuvvet ilerlemeye devam etmiş, 27 Aralık’ta Selim yakınlarına ulaşan öncü kollar Rus ordusunun can damarı durumundaki Sarıkamış-Kars demiryolunu tahrip etmiştir. Bu durum gerçekte Ruslar için artık ciddî bir tehlike oluşturmasa da Rus cenahındaki paniği daha da artırır. Harekâtın başından beri ümitsizlik içerisindeki General Myshlayevski, Rus kuvvetlerinin kurtuluş şansı kalmadığına inanarak Tiflis’e kaçınca komutayı General Yudeniç üstlenir.

28 Aralık’ta Sarıkamış’ı kuşatan 9. ve 10. Kolordu bakiyesi birliklerin toplam mevcudu aç ve perişan hâldeki 5.000 kişiden ibâretken Sarıkamış’taki Rus kuvvetlerinin mevcudu 15.000 kişiye ulaşmıştı. Buna rağmen Türk taarruzu sebatla devam etmiş, bir ara Sarıkamış’a girmeyi başaran öncü kuvvetler Sarıkamış sokaklarında başlattıkları süngü taarruzu nedeniyle Ruslara önemli kayıplar verdirmiş, ancak Rusların uzun menzilli topları, orman içerisine mevzilenmiş olan Türk birliklerini yerlerinden kıpırdayamaz hâle getirdiğinden, yardım alamayan öncü kuvvetler, Sarıkamış’ta birkaç yüz şehit ve yaralı bırakarak çekilmek zorunda kalır.

General Yudeniç, Türk taarruzunun sona ermesinin ardından 1 Ocak 1915’te Türk kuvvetlerine karşı bir kuşatma harekâtı başlatır.

Rusları cepheden zorlayan 11. Kolordu’nun da mevcudu 1 Ocak’ta 4.000’e inmişti. Rus taarruzu başladığında mağlubiyetin kaçınılmaz olduğunu anlayan  Enver Paşa 9. ve 10. Kolordu bakiyesi (mevcudu da yaklaşık 1.500 kişiye düşen) birlikleri “Sol Cenah Kuvveti” adıyla birleştirir, Albay Hâfız Hakkı’yı mirlivalığa terfî ettirerek bu birliğin komutanlığına atar, 3 Ocak’ta da cepheden ayrılarak Erzurum’a hareket eder. Ertesi gün 9. Kolordu karargâhına gelen Hâfız Hakkı Paşa, bu vahim tablo üzerine hemen ricat emri vermiş ise de İhsan Paşa da dâhil olmak üzere 9. Kolordu karargâhı ve 28. Tümen Ruslara esir düşer. 9. ve 10. Kolordu bakiyeleri de dağ yollarından Erzurum’a doğru çekilir. Enver Paşa 6 Ocak’ta taarruz düşüncesinden vazgeçer, 8 Ocak’ta da 11. Kolordunun mevzilerini korumasını emreder. 8 Ocak’ta İstanbul’a geri dönmeye karar veren Enver Paşa 3. Ordu K.lığını Hâfız Hakkı Paşa’ya devreder, 9 Ocak’ta da heyeti ile birlikte İstanbul’a dönmek üzere cepheden ayrılır.

16 Ocak’ta başlayan şiddetli kar ve tipi Rusları da takipten alıkoyar. Fakat ertesi gün hava açılınca Rusların takibi tekrar başlar. 19 Ocak’ta Sarıkamış taarruzuna başlanılan hatta geri gelinir. Ruslar da artık Türk birliklerini daha geriye atmaya çalışmaz. 19 Ocak’ta da General Yudeniç takip harekâtını durdurur, General Baratof’a vekâlet bırakarak Tiflis’e hareket eder.

General Nikolski “Sarıkamış Harekâtı” isimli hâtırât türü eserinde “Rus birliklerinde maddî gücün tamamen bitmesi Kafkas Ordusunun klâsik tarzda takip ile kesin sonuç almasına engel olmuştur.” demektedir. General Maslofski de “Umumî Harpte Kafkas Cephesi” isimli hatırât türü eserinde Rusların tamamen tükenmiş olduğunu ifade ediyordu.

20 Ocak’ta cephede, görece bir sessizlik vardı. Gerçekten de Ruslar kuvvetleri yeniden yapılanmak ve tertiplenmek üzere tâkip harekâtını durdurmuşlardı. Bu durum ise bölgedeki Türk kuvvetlerine soluk aldırmış ve herkese güven gelmişti.

Sarıkamış Harekâtı her iki taraf için de zorlu tabiat şartlarında verilen bir mücadele omuştur. Nitekim dönemin yazarlarından  Allen ve Muaratoff da Sarıkamış Muharebesinin, Türklerin ve Rusların inanılmaz bir mukâvemet ve istikrarla hareket ettikleri bir imhâ muharebesi olduğunu, Sarıkamış’ın, Türk mücâhitlerinin ruhundaki büyük kahramanlığın tezâhürü olarak yaşaması  gerektiğini belirtirler.

Harekâtın sonuçlanmasının ardından taraflar arasında çatışma temposu düşmüş, müteakip dönemde 3 Ordu’nun harekâttaki planı, Ruslara karşı koymaksızın bir adım yer vermemekten ibaretti. Zaten yaşanan hezimetten sonra uzun süre taarruzî harekât yapma imkân ve kabiliyeti kalmamış olan 3. Ordunun savunma harekâtı yapmaktan başka bir çaresi de yoktu.

Tarafların Zayiatı

Sarıkamış Harekâtında cepheden Rus birliklerine taarruz eden 11. Kolordunun zayiatı, kuşatma harekâtını yapan 9. ve 10. Kolordulara nazaran daha azdı. Ancak genel geçer ifade ve iddialar, verilen kayıpları da olabildiğince abartmıştır. Bu nedenle Sarıkamış Harekâtında 90.000 şehit verildiği hiç de gerçekliği olmayan bir iddiadır.

Bu konuda en yetkili kurumlardan biri olan Gnkur.Bşk.lığı Harp Encümeninin tespitleri verilen kaybın iddia edilen rakamların çok altında olduğunu göstermektedir. Harp Encümeninin tespitlerine göre Sarıkamış Harekâtında Türk ordusu, 23.000’i harp alanında, 10.000’i de harp alanı gerisinde olmak üzere toplam 33.000 şehit vermiş,  7.000 kişi esir düşmüş, 17.000 kişi ise hasta ve yaralı olarak saf dışı kalmıştır. Yani, yaralı, hasta ve esir düşenler de dâhil olmak üzere 3. Ordu’nun toplam kaybı 57.000 kişidir. Rus kaynakları da bu rakamların doğru olduğunu onaylamaktadır. Nitekim harekât alanındaki şehit naaşlarının defin işlemleri tamamlandıktan sonra, (Rus) Kars Askerî Dairesi Başkanlığı tarafından General Yudeniç’e sunulan bir raporda 23.000 Türk cesedinin defnedilmiş olduğu belirtilmiştir. Türkler kadar olmamakla birlikte, Rus kuvvetleri de bu harekât sırasında ağır kayıplara uğramışlardı. General Maslofski’nin tespitlerine göre Sarıkamış Harekâtında Rus ordusunun verdiği toplam zayiat 30.000 kişi civarındadır. Bunların 9.000’den fazlası donarak ölmüştür. Yaklaşık 20.000 kişi de çarpışmalar sırasında ölmüş, yaralanmış ya da hastalanarak saf dışı kalmıştır. Bu rakamlara Türkler tarafından esir alının 2.000 kişi de eklendiğinde Rus ordusunun verdiği toplam kayıp miktarının 32.000 kişi olduğu ortaya çıkmaktadır.

Yerli arşivlerden ve yazarlardan elde edilen bilgilere göre de; Ruslar bu muharebe esnasında 7.000 esir aldıklarını ve muharebeden sonra 23.000 naaş gömdüklerini resmî yayınlarında bildirmişlerdir. Bundan başka 11. Kolordu bölgesinde  10.000, muharebe hatları gerisinde donma ve hastalık nedeniyle 20.000 erin daha şehit oluğu sanıldığından kayıpların toplamı 60.000’i bulmaktadır. Görüldüğü üzere bu rakam Gnkur. Harp Encümeni tarafından belirtilen rakamlara da hayli yakındır. 14 Şubat’ta toplanan Ordu kuvvetlerinde 42.000 er mevcut görülmektedir. Böylece muharebeden önce 118.000 olan Ordu mevcudundan 15.000 kadar ere ne olduğu bilinmemektedir. Bunlardan bir kısmının bölgedeki köylere dağıldıkları sanılmaktadır.

Harekâtın devam ettiği günlerde hüküm süren şiddetli kış ve cebri yürüyüşler, Türk birliklerinin şehitlerini defnetmesine fırsat vermemişti. Nisan 1915 ayı başlarında karların erimesiyle birlikte şehit naaşlarının açığa çıkması üzerine Rus yetkilileri, Sarıkamış kaymakamlığına emir vererek naaşların bir an önce defnedilmesini istemişler, bu emir üzerine civardaki Türk köylerinden getirtilen amelelerden yüzer kişilik gruplar oluşturularak naaşlar dinî vecibelere uygun olarak topluca bulundukları mahâllere defnedilmişlerdir. Bir hafta kadar süren defin işlemleri tamamlandıktan sonra, General Yudeniç’e 23.000 Türk şehidin toprağa verildiği rapor edilmiştir.

 Hezimet Sonrası Yaşanan Gelişmeler

3. Osmanlı Ordusu’nun Kafkas Cephesi’nde çöküşünden sonra Rus birlikleri Şubat 1915 ayında ilerlemeyi durdurarak bir süre dinlenmeye başladılar. Ayrıca Ruslar bir kısım birliklerini de önce Kırım’da tutup Müttefikler tarafından Çanakkale Boğazı zorlanırsa İstanbul Boğazına göndermeyi düşünmüşler, Müttefiklerin Çanakkale Boğazı’na yaptıkları 18 Mart Deniz Taarruzunun başarısızlıkla sonuçlanması sonrasında bu birliklerini Mayıs ayında Doğu Avrupa Cephesinde büyük Alman-Avusturya taarruzu başlayınca o cepheye nakletmişlerdi.

Hafız Hakkı Paşa’nın tifüs rahatsızlığının çok ağırlaşması nedeniyle 12 Şubat’tan itibaren 3. Ordu Komutanlığını vekâleten Galip Paşa yürütmeye başlamıştır. Sağlığı daha da kötüye giden Hâfız Hakkı Paşa 13 Şubat’ta vefat etmiş, bu vefatın ardından  17 Şubat’ta 3. Ordu Komutanlığına atanan  Trakya’da konuşlu 2. Ordu’nun Komutanı Mahmut Kâmil Paşa 15 Mart’ta Erzurum’da Ordu Komutanlığı görevini devralmıştır.

Sonuç

Sarımakış Harekâtından alınacak dersler nelerdir acaba?

Gerek hava şartlarının, gerekse de imkân ve kabiliyetlerin hiç de uygun olmadığı bir zamanda yapılan Sarıkamış Harekâtında 3. Ordu’nun kayda değer bir kısmı zayiâta mâruz kalmış, acımasız kış şartlarına rağmen Türk askeri bu harekâtta insanüstü sabır, sebat, ve cesâret sergilemiştir. Nitekim harekâta ilişkin gelişmeleri günü gününe kaydeden General Nikolski de hatırâtında Türk askerinin kahramanlığını övmüştür.

Büyük ümitlerle girişilen Sarıkamış Kuşatma Harekâtında 3. Ordu’nun başarılı olamayacağı harekâtın ilk haftası sonunda başta Enver Paşa olmak üzere komuta heyeti tarafından da anlaşılmış, harekâtın ikinci haftasında da bu durum hızla bozgun ve hezimete dönüşmüştür.

SARIKAMIŞ HAREKÂTININ EDEBİ METİNLERE YANSIMASI: Hazin şekilde sonuçlanan Sarıkamış Harekâtı edebî metinlere de konu oldu. Bunlardan biri de “Sarıkamış Ağıtı”dır. Bu harekâtta Kayseri’nın Pınarbaşı ilçesinin 16 haneli Sindel Köyünden 15 şehit verilmiş, bu şehitler Bekir Ağa’nın altı oğlu, Kara Zala’nın dört oğlu, Hasan Ağa’nın oğlu Memiş, İdalardan Deli, Halıtların Mustafa ve Çavuş’un babası Kara’dır. Ağıdın tamamı beş kişi tarafından söylenmiş, ilk beş kıtasını Kara Zala, diğer kıtalarını ise orada bulunan Memiş’in kardeşi Molla Mustafa, Bekir Ağa’nın karısı Sırıklı Döndü, Bekir Ağa’nın kızı Bahar ve Eğri Çavuş’un hanımı Hamma orada irticâlen söylemiş. Türkülere de konu olan ağıtın bazı kıtaları aşağıdadır.
SARIKAMIŞ AĞIDI
Sarıkamış Altınbulak.
Soğanlı’yı biz ne bilek.
Bizim uşak gökçek gezer.
Ağca zıbın gara yelek.

Yüzbaşılar binbaşılar.
Tabur taburu karşılar.
Yağmur yağıp gün değince.
Yatan şehitler ışılar.

Gadasın aldığım Eşe.
Tekerim dayandı daşa.
Seferberliği durdurun.
Elini öpem Enver Paşa.

Aziziye baba yurdu.
Kafkaslara tabya kurdu.
Benim korkum Ruslar değil.
Kara kışa kurban verdi.
AĞITTAKİ BAZI KELİMELER: 
Altınbulak: Sarıkamış’ın bir köyü. Soğanlı: Sarıkamış yamacındaki dağ. Uşak: Erkek evlat.  Gökçe: Sevimli  Ağca: Beyazımsı.  Zıbın: İç yelek.  Gada: Üzüntü, tasa.  Gara: Siyah.    Eşe: Ayşe.       Daş: Taş     Aziziye: Erzurum’da tarihî bir tabya.
Sarıkamış Ağıdı hakkında detaylı bilgi için bkz. Bilgin, a.g.m., ss. 30-35.

Çin’li bilge, general ve stratejist Sun Tzu’nun (M.Ö. 544-496) hâlâ bir askerî klasik olma niteliğini koruyan “Savaş Sanatı” isimli eserinde de belirtildiği gibi bir harekâtın başarısı için komutan, stratejisini belirlerken kendi durumu ve düşman durumunu karşılaştırmalı, arazi ve hava durumunu dikkate almalıdır; aksi hâlde başarısızlık kaçınılmaz olur. Sarıkamış Harekâtında da öyle olmuştur.

Harbin sonucu milletin mukadderatına tesir edeceği için bir harpte emir-komuta birliği önemlidir. Bu çerçevede komutan karar verene dek alt kademe görüşlerini usulünce ifade eder, ancak karar verdikten sonra  farklı görüş beyan etmek ya da komutan kararına muhalefet etmek yanlıştır, suçtur ve başarısızlığa da kapı aralar. 25-26 Aralık gecesi İhsan Paşa ve diğer komutanların Enver Paşa’ya muhalefeti nedeniyle taarruzun durdurulması örneğinde olduğu gibi.

Savaşa giriş kararı ertelenmeli miydi? Evet. Alman baskılarına dayanarak en azından bahara kadar savaşa giriş kararının ertelenmesinde fevkalâde fayda vardı. Ancak savaşa girme kararı bahara dek ertelenebilinir miydi? Hayır. Zîrâ devletin gerek içinde bulunduğu malî kriz, gerekse de Almanya’nın yapacağı malî ve silah yardımını savaşa girme kararına endeklemesi Almanlara karşı Osmanlı ricalinin direnme imkânını yok ettiği gibi, Harbiye Nâzırı Enver Paşa’nın devletin kaderini Almanlara bağlaması ve Almanların Doğu Prusya’da Rus kuvvetlerine karşı kazandıkları ezici Tannenberg Zaferi savaşa erken girilmesini etkileyen önde gelen faktörlerdir. Savaşa erken girilmesi ve ardından da icra edilen Sarıkamış Kuşatma Harekâtı, Osmanlı Devleti için son derece zamansız bir girişim olmakla birlikte Orta Avrupa’da müttefiki Avusturya-Macaristan ile birlikte kuşatılmış bir coğrafyada savaşı sürdüren Almanya’yı hayli memnun etmiş ve takip eden dönemde de görece rahatlatmıştır.

Tarih, ibret alanlar için çok önemlidir. Tıpkı ok atılan bir yay gibi ne kadar geriye çekerseniz okun o denli ileriye gitmesi misâli, tarihte de ne denli geriye gidilir ve ibret alınırsa, mevcut duruma ilişkin değerlendirme ve geleceğe ilişkin öngörüler de o denli isâbetli olur.

Son söz; Sarıkamış şehitleri ve gazilerinin cümlesinin kabirleri nur, ruhları şâd, mekânları cennet ve makamları da âlî olsun…

İrfan PAKSOY

Faydalanılan Kaynaklar:

Kitaplar:
-; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Kafkas Cephesinde 3. Ordu Harekâtı 1916-1918, C. 1, Gnkur. Bsmv., Ankara 1993.
-; Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Kafkas Cephesinde 3. Ordu Harekâtı 1916-1918, C. 2, Gnkur. Bsmv., Ankara 1993.
AĞAOĞLU, Bülent; Sarıkamış Harekâtı Kaynakçası, 1. Baskı, İkarus Yayınları, İstanbul 2007.
AKBAY, Cemal; Osmanlı İmparatorluğu’nun Siyasî ve Askerî Hazırlıkları ve Harbe Girişi, Gnkur.Bsmv. Ankara 1991.
ALLEN, William Edward David and MURATOFF, Paul; Caucasian Battlefields, Cambridge University Press, UK 2010.
AYDEMİR, Şevket Süreyya ; Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa, C. III, Remzi Kitabevi, İstanbul 1972.
BAYUR, Yusuf Hikmet; Türk İnkılâbı Tarihi, 3. Baskı, C. III, Ks. I, TTK Bsmv., Ankara  1991a.
BAYUR, Yusuf Hikmet; Türk İnkılâbı Tarihi, 3. Baskı, C. III, Ks. III, TTK Bsmv., Ankara 1991b.
ÇOLAK, Mustafa; Alman İmparatorluğu’nun Doğu Siyaseti Çerçevesinde Kafkasya Politikası (1914-1918), TTK Bsmv., Ankara 2006.
BELEN, Fahri; 20 nci Yüzyılda Osmanlı Devleti, Remzi Kitabevi, İstanbul 1973.
BLEDA, Mithat Şükrü; İmparatorluğun Çöküşü, Remzi Kitabevi Yay., İstanbul 1979.
BOĞUŞLU, Mahmut; Birinci Dünya Harbi, Kastaş Yay., İstanbul 1997.
ÇAKMAK, Fevzi; I. Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi Harekâtı (1935 Yılında Harp Akademisinde Verilen Konferanslar), (Yay.haz. Ahmet Tetik, Sema Kiper, Ayşe Seven, Y. Serdar Demirtaş, Gnkur.Bsmv., Ankara 2005.
ÇOLAK, Mustafa; Enver Paşa Osmanlı-Alman İttifakı, 1. Baskı, Yeditepe Yay., İstanbul 2008.
E.Miralay BAKİ, Büyük Harpte Kafkas Cephesi, Harp Başından Sarıkamış’a (Hâriç) Kadar, Büyük Erkan-ı Harbiye Riyaseti,  X. Ş., C. II, Askerî Matbaa, İstanbul 1933.
EREN, Özhan; Sarıkamış’a Giden Yol, 6. Basım, Alfa Yayınları, İstanbul 2008.
GUZE, (Alman Yarbay) Feliks; I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesindeki Muharebeler, (Türkçeye çev. Yarbay Hakkı (Akoğuz), Yay.haz. Alev Keskin), Gnkur.Bsmv., Ankara 2007.
GÜRSEL, Haluk F.; Tarih Boyunca Türk-Rus İlişkileri, Baha Matbaası, İstanbul 1968.
HOPKIRK, Peter; İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun, (Çev. Mehmet Harmancı), Birinci Baskı, Bilgin Yayıncılık, İstanbul 1995.
ILTER, (Kur.Alb.) Aziz Samih; I. Dünya Savaşında Kafkas Cephesi Hatıraları, (Yay.haz. Zekeriya Türkmen ve Elmas Çelik), Gnkur.ATASE Bşk.lığı Yay., Ankara 2007.
İNÖNÜ, İsmet; Hatıralar, (Yay.Haz.: Sabahattin SELEK), 2. Basım, Bilgi Yayınevi, İstanbul 2006.
KINROSS, Lord; Osmanlı İmparatorluğun Yükselşi ve Çöküşü, (İngilizceden Çeviren: Meral GASPIRALI), 3. Baskı, Altın Kitaplar,  İstanbul 2009.
KOCABAŞ, Süleyman, Alman Kapanı, 1. Baskı, Vatan Yayınları, Kayseri 2002.
KARABEKİR, Kâzım; Birinci Cihan Harbine Neden Girdik, C. 1, Emre Yayınevi, İstanbul 1994.
İLDEN, Köprülülü Şerif; Şarıkamış, (Yay.haz. Sami Önal), 2. Basım, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2001.
KÖSOĞLU, Nevzat; Şehit Enver Paşa, 1. Baskı, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2008.
KURAT,  Akdes Nimet; Türkiye ve Rusya, Ankara Üni. Bsmv.,  Ankara 1974.
LARCHER, Maurice; Kafkas Harekâtı, (Çev. Can Kaypalı, Yay.haz. Bingür Sönmez), Omnia Yay., İstanbul 2010.
MAHMUT MUHTAR, Maziye Bir Nazar, (Osmanlıca’dan çev. Nurcan Fidan) Gnkur. ATASE Bşk.lığı Yay., Gnkur.Bsmv., Ankara 1999.
MÜDERRİSOĞLU, Alptekin; Sarıkamış Dramı, 2. Baskı, Kastaş Yayınevi, İstanbul 1997.
MUHLMAN, Carl; İmparatorluğun Sonu 1914, (Çev. Kadir Kon), Timaş Yayınevi, İstanbul 2014.
ÖNER, Öner; Yavuz ve Midilli Osmanlı’nın Son Savaşı, Yeditepe Yayınevi, 1. Baskı, İstanbul 2012.
ÖZSOY, Osman; Saltanattan Cumhuriyete Kurtuluş Savaşı (1918-1923), İkinci Baskı, Timaş Yay., İstanbul 2007.
PAKSOY, İrfan; Cihan Harbi’nde Osmanlı Devleti, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 2018.
PALMER, Alan; Osmanlı İmparatorluğu Son Üç Yüz Yıl Bir Çöküşün Yeni Tarihi, 5. Baskı, Bilgin Yayıncılık, İstanbul 1995.
POMIANOWSKI, Joseph; Osmanlı İmparatorluğu’nun Çöküşü, “1914-1918 Birinci Dünya Harbi”, (Çev. Kemal Turan), Kayıhan Yay., İstanbul 1990.
RENOUVIN, Pierre; I. Dünya Savaşı Tarihi 1914-1918,   (Çev. Adnan Cemgil), Üçüncü Baskı,  Altın Kitaplar, İstanbul 1982.
SABİS, Ali İhsan; Birinci Dünya Harbi Harp Hatıralarım, C. II,  Nehir Yayınları, İstanbul 1990.
SANDERS, Liman von; Türkiye’de Beş Yıl, (Çev. M.Şevki Yazman), Burçak Yayınevi, İstanbul 1968.
WESTWELL, Ian; I. Dünya Savaşı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 2012.
Makaleler:
ALBAYRAK, Muzaffer; “95. Yıldönümünde Sarıkamış Harekâtını Yeniden Değerlendirmek – 2. Bölüm”, http://www. geliboluyuanlamak.com,  Erişim Tarihi: 28.06.2015)ARI, Kemâl, Birinci Dünya Savaşı Kronolojisi, Gnkur.Bsm., Ankara 1997.
BİLGİN, Namık Kemâl; “Kara Zala’nın Sarıkamış’a Uzanan Feryadı”, Şehir Kültür Sanat,  Sayı 29, Kayseri 2019.
BODGER, Alan; “Russia and the End of the Ottoman Empire”, The Great Powers and the End of the Ottoman Empire, Marian Kent, 2 th Ed., London 1996.
KARPAT, Kemâl; “Osmanlı İmparatorluğunun Birinci Dünya Savaşına Girişi”, Türk Dış Politikası, (Çev. ve Yay.Haz.: Güneş AYAS), 1. Baskı, Timaş Yay., İstanbul 2012.
ŞABANOĞLU, Melih; ”Sarıkamış Harekâtı Sonun Habercisiydi”, Atlas Tarih, S. 30, İstanbul 2014.
URAL, Selçuk;  “1914-1915 yıllarında Yıllarındaki Kafkas Cephesi’nde Yaşanan Askerî Olayların Türk Basınındaki Yankıları”, Atatürk Üniversitesi, Atatürk İlkeleri İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Atatürk Dergisi, IV/4, Erzurum 2005.
ÖĞÜN, Tuncay; “Sarıkamış Harekâtı’nın Tarihsel Arka Planı”, http://kha. com.tr/guncel/11438-Sarikamis-Harek%C3%A2ti%E2% 80%99nin-tarihsel-arka-plani.html, 5.2.2015.
TAŞYÜREK, Muzaffer; “Kuvveyi Külliye Mahvoldu”, Ay Vakti, S. 124, Ocak 2011.
Bilimsel Tezler:
GÜREŞİR, Salih Koralp; Edebiyatımızda Sarıkamış Harbi (1914), Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı, İstanbul 2006.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir