Batı’nın Ukrayna İle İmtihanı

1970’li yıllarda Iğdır’da ilkokul öğretmenimiz Ali Ekber Çelis bize dünyanın politik durumunu anlatmaya çalışıyordu. “Nato”, “Demir Perde”, “Kapitalist Amerika” gibi kavramları anlamadığımızı görünce de şöyle bir örnek vermişti:

“Çocuklar, Amerika deyince, şık giyinmiş, hep gülümseyen bir adam aklınıza gelsin. O adam gülerek size yaklaşacak ve sizi sömürmeye başlayacaktır. Ruslar ise tam aksi bir adam görüntüsündedirler. O elinde bir sopayla gelir sizi döve döve elinizde ne varsa alır götürür.”

Ne zaman Amerikan emperyalizmi ve Rus zorbalığı aklıma gelse hep bu güzel örneği hatırlarım.

Öğretmenimin de dediği gibi Rusya 21. yüzyılda yine eline sopasını alarak bir ülkeyi işgal etmeye ve bağımsızlığını elinden almaya çalışıyor. Aslında Batı dünyası özellikle pandemi nedeniyle bir korku ve yılgınlık içerisindeydi. Ekonomiler zayıflamış, pahalılık artmıştı. Kimsenin ne savaşı, ne de NATO’nun durumunu düşünecek hali vardı.

Geçen yıl temmuz ayında Ukrayna devlet Başkanı Zelenski Almanya Başbakanı Merkel ile yemeğe gittiği sırada Putin‘in bir makalesi de Kremlin’in internet sitesinde yayınlanıyordu. Makale 19 sayfaydı ve Putin Rusya’nın tarihine atıflarda bulunularak Rusya’nın geleceği konusunda önemli konulara değiniyordu.

Rusya ve Ukrayna ilişkilerinin anlatıldığı “Eşit Olmayan Kardeşler” kitabının yazarı Viyanalı Tarihçi Andreas Kappeler‘e göre Putin bu makalesinde Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi için tarihsel meşruiyet arıyordu. Kappeler, Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ile ilgili Putin’in görüşlerinin de soru işaretleriyle dolu olduğunu belirtiyordu.

Putin’in yazdığı makale ve Rus ordusunun Ukrayna sınırına yakın bölgelerdeki hazırlıkları Batı’yı endişeye sevketmişti. Ama hiç kimse Ukrayna’nın toptan işgalini beklemiyordu. Rusya’nın Donbass’ı işgal edeceği söylentileri yayılsa da Kasım 2021 tarihinden itibaren Ukrayna sınırına doğru yola çıkan Rus ordusu Avrupa’da ister istemez endişe yaratıyordu. Bazı gazeteler kısa haberlerle Ukrayna’daki endişeyi okuyucularına duyuruyordu.

24 Şubat saat 05.00’de başlayan Rus işgali, Avrupa’ya Hitler’in 1939’daki Polonya işgalini hatırlattı ve korkuttu. Bu kez savaş Suriye’de ve Irak’ta olduğu gibi uzakta değildi ve her an Avrupa’ya sıçrayabilirdi.

Avrupalıları en çok endişeye sevkeden konu ise Rusya tarafından eski defterlerin açılması ve “tarihi bölgelerden” söz edilmesiydi. Artık bütün Avrupa medyası Rusya ve Ukrayna haberleriyle doluydu. Putin’in dünyayı nükleer savaşla tehdit etmesi Almanya’da ilkokullarda bile öğretmenler tarafından dile getirilerek olayın önemi ve korkusu dışa vuruluyordu.

Köln’de 24 Şubat’ta başlayan karnaval toplantıları, eğlenceleri, yürüyüşleri bu kez barış yürüyüşlerine ve Ukrayna’ya destek mitinglerine dönüştü. Bu mitinglerde Köln’de yaşayan bizler de yer aldık. İlk günkü mitinge Köln’deki Azerbaycan Evi’nden gelenlerle katılırken pazartesi gün yapılan yürüyüşlere yazar Yücel Feyzioğlu ile katıldık. Çoğunlukla Ukrayna bayrakları ile yürüyen insanlar savaş karşıtı şarkılar söylediler. saatlerce devam eden yürüyüşlere 250 bin insan katıldı.

Avrupa insanı artık ne tarihe dayanarak sınırların değişmesini ne de yeni bir savaş istiyor. Sokaktaki her insan savaş denince korkuyla etrafına bakıyor. Çoğu insan dünyanın bu hızlı değişimi içerisinde Rusya’nın da kendisini değiştirmesini ve insanlarını barış içinde  yaşatmasını bekliyor.

Orhan ARAS

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir