Kendimi bildim bileli kelimelerle buluşmayı ve yazı yazmayı çok severim. İlkokuldaki kartpostalların küçücük alanına yazı yazmakta zorlanır, kartın her tarafını kullanırdım. Çünkü içimde biriken kelimeler olduğu yerde duramıyor, hepsi dışarı çıkmak için beni zorluyordu. Derken 7. sınıftaki Türkçe öğretmenim bizi günce tutmaya zorladı. Ödevlerden ve zorlamalardan nefret eden bir insan olarak önce bu zorlama görevden çok bunaldım ama sonra, özellikle de okulların bitimiyle, günlük yazmak hayatımdaki en büyük tutkulardan birine dönüştü.
Bulduğum her fırsatta sayfalarca yazdım, gittiğim her yere günlüğümü yanımda götürdüm. Artık ileride yazmayla ilgili bir şeyler yapmak istediğimi anlamıştım. Kendimce ufak tefek bir şeyler karalıyor, ara ara arkadaşlarımla bunları paylaşıyordum. Ama hiçbir zaman bir kompozisyon yarışmasına göndermek veya yazı alanında çalışan birilerine göstermek aklıma gelmiyordu. Dönüp baktığımda özgüvensiz miydim diye düşündüm, ne de olsa günümüz modern insanı olarak her şeyimizi bir travmaya bağlamayı çok seviyorduk; ama yok, ben özgüvensiz filan değildim, hatta bazen gereksiz bir özgüvenim de vardı. Ama bende eksik olan şey her zaman disiplin ve düzendi. Bir şeylere düzenli devam etmek, bu yolda çabalamak ancak başarı getirirdi. Oysa ben, ‘Kaizen’ felsefesinin disiplinli küçük adımları yerine, Türk usulü ‘hadi bakalım bir ucundan tutalım’ yaklaşımını benimsemiştim hep. Batılılar buna ‘mükemmeliyetçilikten kaçış’ dese de, ben adını ‘Bayramdan Bayrama Yazma Periyodu’ koydum.
Yıllar böylece günlük yazılarımla devam etti gitti. Derken bir gün dibace’den Muaz Bey bir mesaj yazdı ve sayfalarında düzenli yazmak isteyip istemediğimi sordu. Elbette bu teklife atladım; hiçbir çaba sarf etmeden bir teklif gelmişti nihayet. Ona da sosyal medyadan bir arkadaş önermişti beni. Büyük bir sevinçle yazılar göndermeye başladım. Ama sonrasında pandemi ve o dönemin bazı zorluklarıyla yazıları yazsam da tamamlayıp göndermeyi ihmal ettim. Bunu yaptıkça yeniden dâhil olmaya da utandım.
Hani düğünlerde/kınalarda halaylar olur ya, halay başlamıştır ve sen de neresinden dahil olacağını bir türlü bilemezsin. Hele ki dans konusunda usta da değilsen bütün bir ritmi bozmaktan çekinirsin. En başa geçmek zaten olmaz, ortadan bir yerden bölsen belki ritmi tutturamayıp halayın ahengini bozabilirsin. En en sona geçsen o da ayrı dert, yine kabak gibi görünür bir yerde kalmış olacaksın derken bir oraya bir buraya bakar durursun. Şanslıysan aradan bir arkadaşın seni zorla dahil eder, yarı doğru yarı yanlış ritimle beraber ilerler gidersin. İşte ben de yeniden yazmaya başlamakta böyle zorlandım. Ara ara öğrencilerim internette benim eski yazılarımı okuduklarını ve çok beğendiklerini söyledi. “İşte aradığım işaret fişeği!” desem de devam edemedim.
Muaz Bey de ara ara yeniden yazı gönderebileceğimi büyük bir kibarlıkla hatırlattı ama ben her seferinde hangi yazımla başlasam bilemedim. Önce “Ah Noel geliyor dedim, çok da severim Noel dönemlerini, onunla ilgili bir yazı yazayım.” dedim. Sonra dedim ki, “İlk yazı bu olmamalı bunca zaman sonra,” yine erteledim. Derken yılbaşı geldi, ramazan geldi geçti. İşte tam da bu noktada, bu fırsatı Ramazan Bayramı öncesi son çıkış olarak gördüm; zira bugün de göndermezsem, bir sonraki yazım için Kurban Bayramı’nı beklemek zorunda kalacaktım.
En sonunda da bu bilinmezlik haliyle dâhil olmaya karar verdim. Türk insanının en büyük sorunlarından biri bu değil mi zaten? Hayatı düzenleme becerimiz disiplin ve çalışmadan çok el yordamıyla hareket etmekten ibaret olmuyor mu? Ben de el yordamıyla yeniden dönebilirim o hâlde yazma hikâyeme diye düşündüm. Tam da bayrama bir gün kala, merhabalar efendim iyi bayramlar, ben yeniden buralardayım, yine kendim için ufak tefek şeyler yazmak istiyorum demek istedim. Herkese iyi ve huzurlu bayramlar! Tıpkı eski bayramlarınız gibi olsun demek istemiyorum çünkü bayramlarınızı özel ve güzel yapmak sizlerin elinde, unutmayın. Ritmi bozma korkusuna rağmen, el yordamıyla da olsa o halaya dâhil oluyorum. İyi bayramlar!
Şahika Can AKIN

Sizi halayın başına alalım hocam
Çok güzel , keyif alarak okudum. 💐