General Nelson Miles (Doğ.1839), ABD Başkanına yazdığı resmi mektupta şöyle diyor: “…Amerika Yerlilerinin üç asi kabilesi –İnka, Maya ve Apaçileri kendi aralarında birbirine düşürdük. Silah verdik, içkiye alıştırdık. Aralarında rekabet oluşturduk, kültürel farklılıkları öne çıkardık, yönetim için tartıştırdık. Sonunda bunlar birbirini boğazlamaya başlayarak milli onurlarını kaybettiler. Büyük uğraş vermeden onları ele geçirdik. Bu tecrübe gelecekte diğer milletlere uygulanırsa muhteşem bir netice alınır…” (Rahimcan Otarbayev’in “BAŞ” romanından.)
Ankara Kitap Fuarında bütün kitap sergilerini gezme fırsatım oldu. Türkiye, Batı ile Arap dünyası kültür ve edebiyatları arasında bölüşülmüş. Kendi kültürümüz ve kendi edebiyatımız son derece azınlıkta kalmış. Kitap sergilerine katılan yayıncı, yazar, satıcı arkadaşlarla da kültürümüze yönelik ortak dil bulamadım. Çok büyük bir çoğunluğu referanslarını ya Batı ya da Arap kültüründen veriyor. Ortak kültür çok zayıf kaldığı için ortak duygu, ortak yürek atışı oluşmuyor ve toplum çatışmalı hale geliyor. Yönetici olan ötekini baskılıyor, öteki yüzbinleri sokağa çıkarıyor. Emek verimliliği tıkanmış. İnanılmaz bir enerji kaybı ülkeyi sarsıyor. Bu bölünmüşlüğü ortadan kaldıracak olan tek enerjik güç, ortak kültürümüzdür. Yeni kuşakları bu ortak kültürle büyütmek onlarca yılımızı alacak. Bu yazıdan başlayarak ortak kültürümüzün başyapıtlarını tanıtmak istiyorum.
Evet, Bir “Baş” Aranıyor
“BAŞ” Kazak yazarı Rahimcan Otarbayev’in bir romanının adıdır.
- Ünlü Kazak şair ve bağımsızlık savaşçısı Mahambet Ötemisulı(Ötemişoğlu-1804-1846) Rus işgallerine karşı İsatay Taymanulı (Taymanoğlu) ile birlikte yürüttüğü isyan hareketinin bir simgesi olmuştur. Rus Yöneticileri de tarih boyunca Amerika’nın yerlilere karşı yürüttüğü politikayı bize karşı gütmüştür. Yapay ayrılıklar, kültür farklılıkları yaratmışlardır. İsyancıların arasına yerleştirdikleri ajanlar aracılığıyla Mahambet’in planlarını öğrenmiş ve onu hedef almışlardır. 1846 yılında Rus yanlısı Kazak Baymuhanbet ve adamlarını isyanın önderleri Mahambet Ötemisulı ile İsatay Taymanulı’ya karşı kullanmışlardır. Bunlar, ünlü şairi pusuya düşürerek öldürmüşler. İsyanın bastırıldığını kanıtlamak ve halka korku salmak amacıyla o kutsal BAŞ’ı gövdesinden ayırarak Rus komutana teslim etmişlerdir. Ancak, başın nerede olduğu veya nereye gömüldüğü gizemini korumuştur.
Bağımsızlık kazanıldıktan sonra başı bulmak için Noel adında bir antropolog başın izine düşmüştür. Başı bulup heykelini yapacaktır. Fakat yine olayın önemini kavramayanlar engel çıkarmaktadır. İşte bu trajik olayın hikâyesini anlatıyor Rahimcan Otarbayev. Roman Bengü yayınları tarafından yayınlanmış. Güzel, insanı sarsan bir roman, yayınevine teşekkür ederken çeviriye ve yazım kurallarına da titizlikle uymalarını beklerim. Bir örnek verirsem meramım daha iyi anlaşılmış olur: 95.s: “Genç kız omuzunu sallayarak biraz durmuştu” değil “omzunu silkerek” olur. Bu deyimdeki “omuz” kelimesine ünlü ile başlayan bir ek (i, u) geldiğinde, kelimenin ikinci hecesindeki ünlü düşer ve “omzunu” şeklinde yazılır. Editörlerin bu hatalara düşmemesi dileğiyle.
Mahambet Ötemisulı, güneş gibi ışık saçan bir şair, hem 1836-1841 yılları arasında Rus işgaline karşı halk ayaklanmasının öncüsü olmuş hem de özgürlüğü, eşitliği isteyen kılıç gibi keskin şiirleriyle ayaklanmanın bayrağı olmuş ve halkın yüreğine ulaşarak coşku yaratmıştır.
Rahimcan Otarbayev, bu şairi cesur biçimde anlatıyor. Cengiz Aytmatov onun için şöyle diyor: “Rahimcan 21.yüzyılın Kazak entelektüel hayatının ve edebiyatının önde gelen temsilcisidir.”
Yücel FEYZİOĞLU

Son Yorumlar