Dün gibi bugün de tükendi. Günler, birbirinin omzuna yaslanmış; aynı ağırlığı taşıyan bir sıradanlıkla akıp gidiyor. Farkı silinmiş zaman dilimleri… Ucu görünmeyen bir zincirin halkaları gibi; uzadıkça ağırlaşan, ağırlaştıkça insanın içine çöken günler.
İkindi vaktiydi. Karşı binanın üçüncü katına yeni taşınan, beyaz tülbentli kadın çamaşır asıyordu. Ellerindeki o dikkat, o özen… Sanki iğne oyası işler gibi, sabırla ve kusur bırakmadan yerleştiriyordu her parçayı. Gözüm takıldı, kaldı. Daha önce de görmüş, yine aynı yerde durmuş, yine aynı saygıyla izlemiştim.
Benim nazarımda çamaşırını güzel seren kadın, hayatını da derli toplu yaşayan kadındır. Garip bir şekilde içimde yer eden bir saygı bu. Kendimden biliyorum. Çocuklar çamaşır serdiğinde çoğu zaman sessizce gider, hepsini indirir, yeniden sererim. Çünkü çamaşır sermek… basit bir iş değil; bir intizam meselesi, bir estetik meselesi, belki de küçük bir hayat disiplini.
Beyazlar ayrı, renkliler ayrı… Çoraplar kendi içinde; uzunlar kısalara gölge etmeden… Her şey yerli yerinde. Annem derdi ki eskiden oğluna kız bakan anneler, kızın çamaşır serişine bakarmış; düğünde halayına… İnsan kendini en çok o iki yerde ele verirmiş. Düşündükçe yerinde bir gözlem.
Uzunca baktım. Kadın işini bitirdi, içeri girdi. Geriye, ipte sallanan bir düzen kaldı.
Ben ise etrafı, kendime has dikkatli gözlerle seyretmeye devam ettim…
Karşı yolda, pazardan dönen yaşlı bir teyze, ağır görünen pazar arabasını kaldırımlardan çıkarmakta zorlanıyordu. Ardından gelen genç, adımlarını hızlandırdı; hiç tereddüt etmeden arabayı elinden aldı, binanın önüne kadar taşıdı. Teyze, mahcup bir minnetle cebine uzandı. Genç, uzanan eli nazikçe kapattı; sonra diğer elini öpüp alnına koydu.
Bir anlığına zaman durur gibi oldu.
Kalabalığın içinde, sessizce geçen bu küçük sahne…
İnsana hâlâ bir şeylerin yerli yerinde olabileceğini hatırlatıyor.
Parkta bağırış çağırış oynayan çocuklar, köpeğiyle ağır adımlarla yürüyen iki genç, çapraz bahçede birbirine dolanan iki yavru kedi…
Ve bütün bu kalabalığın ortasında, hayatım boyunca yerini hiç kaybetmeyen o tanıdık his:
Benimle birlikte yürüyen yalnızlığım.
Aysel ÖZDEMİR

Son Yorumlar