Bir Mahkeme Dosyasından…

Sanık N:

On iki Nisan Perşembe günü sevgili karım Adonia kayboldu. Evet, tam olarak bu tarihte. Karım Adonia’yla evvelki gece evliliğimizin yedinci yıldönümünü kutlamak için Saint Lawrence Meydanı’na gitmiştik. Aynı gece bir rahip meydanda dolaşıyor, insanlarla konuşup onlara hediye paketine sarılmış kitaplardan veriyordu. Bu adam her gece dolaşır tanrı için bu hizmeti yapardı. Biraz sonra bizim yanımıza geldi. Kutsal kitaptan birkaç pasaj okuyup bizi kutsadıktan sonra ikimizin eline birer kitap sıkıştırarak uzaklaştı. Bu kitapları da bir evlilik yıl dönümü hediyesi farz edip mutlu olmuştuk. Ancak başımıza gelecek felaketten henüz haberdar değildik.

Meydan’da el ele biraz dolaştıktan sonra bir şişe şarap alıp evimize döndük. Adonia’yla birlikte içmek bana her zaman keyif vermiştir. Bir süre sonra şarabın kırmızı rengi sanki dalgalı saçlarına ve yanaklarına bulaşır. İçerken kontrolsüzdür, sarhoş oluncaya dek devam eder. Sonra da kalkıp eteklerini kaldırarak baştan çıkarıcı bir biçimde dans eder. Onu öyle görünce deli gibi arzularım. O geceyi ilk gecemiz gibi heyecanla bitirmiştik. Sabah uyandığımda karım Adonia yanımda değildi. Ona seslenerek kalktım yataktan fakat evde olmadığını da fark etmem uzun sürmedi. Komodinde evvelki akşam rahibin Adonia’ya verdiği kitap duruyordu. Hediye paketinden çıkardığı kırmızı kaplı kitabı, ortasından açılmış vaziyette ters biçimde komodine bırakmıştı. Ben uyurken O, sabaha kadar kitap okumuş olmalıydı. Adonia’nın sabah yürüyüşüne çıkmış olabileceğini düşünüp ofisime gitmek üzere hazırlandım. Kol saatim kitabın altındaydı, almak için kitabı kaldırmamla parmaklarımda büyük bir acı hissettim. Sıcak bir sobaya eliniz değer ya, o cinsten bir acı. O an refleksle yere fırlattığım kitabı bırakıp elime baktığımda parmaklarımın kıpkırmızı olduğunu gördüm. Gece fark etmeden yakmış olabileceğimi düşündüm. Sarhoştum, olabilirdi bu. Ardından saatimi takıp evden ayrıldım. İşten eve dönerken, yolda, neler olduğunu anlayamadan iki polis kollarımdan tutup beni götürdüler. Sonradan öğrendim, evimiz yanmıştı. Adonia’m da. O artık yoktu. Olanlara hâlâ inanamıyorum.

 Adonia’nın Ailesinin Avukatı:

On iki Nisan Perşembe günü yanan evi kontrol eden polisler bir cesetle karşılaştılar. Ceset tanınamaz hale geldiğinden kime ait olduğu hemen tespit edilemese de sonrasında yapılan adli kontrollerle bu cesedin bir kadın cesedi olduğu ve Bayan Adonia’ya ait olduğu anlaşıldı. Bay Sanık N’yi bulduklarında evine doğru yürüyormuş, ellerinde yanık izleri varmış. Dokunduğu kitabın ellerini yaktığını söyleyen sanık, kafasındaki hezeyanlara bu kadar insanı inandıracağını düşünüyor. Şu kitabı alın lütfen!( Hâkime bir kitap uzattı) Dokunun! Bunun yanıcı bir madde olmadığını hepimiz biliyoruz. Ayrıca gece kör kütük sarhoş olduğunu iddia ettiği karısının sabaha kadar uyumayıp kitap okuması ne kadar mümkün sizce? Bir de o haliyle evden çıkıp gidecek! Bunlar gülünç savunmalar! Bu yangını Bay Sanık N’nin çıkardığını ve Bayan Adonia’yı onun öldürdüğünü iddia ediyorum!

Sanık N’in Avukatı:

Sanık N’in evinden çıkmasından sonra, Bayan Adonia’nın eve gelip intihar etmediği ne malûm? Bunun olmadığını kim söyleyebilir!

Hâkim:

Sanık N, karınız Adonia intihara meyilli birisi miydi?

Sanık N:

Son zamanlarda tuhaf davranışları vardı. Benimle eskisi kadar ilgilenmiyordu. Genellikle akşamları erkenden yatak odasına çekiliyordu. Uyumak için yanına gittiğimde pencereden dışarıyı seyrettiğini görüyordum.

Hâkim:

Dışarıda seyrettiği neydi? Dikkatinizi çeken bir şey oldu mu?

Sanık N:

O gece de sarhoş olduktan sonra bir ara odaya çekildi, sessizce arkasından gittim, yine dışarıyı seyrediyordu. Yanına geçip ben de baktım. Sokakta bir adam vardı. Fakat beni görür görmez başını eğip uzaklaştı. Kim olduğunu anlayamadım, Adonia’ya sorduğumda, “kimse yok ki sokak boş”, demişti. Dikkat etmediğini düşünüp üstünde durmamıştım.

 Adonia’nın Ailesinin Avukatı:

Yalan söylüyor Hâkim Bey, Adonia’nın kendisini aldattığını düşünüyor olabilir. Kimse bu durumda bu kadar soğukkanlı davranamaz!

Hâkim:

Doğru mu bu,  Sanık N?

Sanık N:

Doğru değil. Soğukkanlıydım çünkü ona güveniyordum.

Hâkim:

Saint Lawrence Meydanı’nda size verilen kitaplardan söz eder misiniz?

Sanık N:

Dediğim gibi kitaplar paketlenmişti. Bana verilen kitabın ne olduğunu öğrenemedim. Adonia’nın kitabına da bakmak istediğimde neler olduğunu size söyledim. Bunun inanması zor bir şey olduğunun farkındayım. Fakat gerçek olduğuna tekrar yemin ediyorum. Size yalan söylemiyorum!

Mahkeme bir ay sonrasına ertelendi. Hâkim, bu arada Sanık N’nin bir psikiyatriste görünmesine karar verdi. Bir aylık tetkikler sonucunda Sanık N’nin ileri derecede şizofreni olduğu belirtilmişti. Ancak sonraki duruşmada bir sürpriz gerçekleşti. Kim olduğu meçhul bir adam mahkemede şahitlik etmek istemişti.

Şahit Adam:

Bu olaydan iki hafta önce haberim oldu. Bayan Adonia’yla bir defa karşılaşmıştım. Lumen Parkı’nda oturmuş güneşlenirken yanıma gelmişti. O gün bana anlattığı şeyleri çok ilginç bulmuştum. Bir roman yazdığını söylemişti. Alelade anlattığına göre kendine güveni yüksek bir yazar olduğunu düşünmüş, yazdığı romanını bana anlatarak fikrimi almak istemesinden ötürü gurur duymuştum. Romanda bir intiharı anlatacaktı. Fakat bunu anlatırken intihara bir şekilde cinayet süsü vermek istediğini söylemiş, gülümseyerek, “Cinayet, heyecanın dozunu artırır, değil mi?” demişti. Ben de ona hak vermiştim. Romanın kahramanı kadın, evini yakarak kendisini öldürecekti. Fakat Bayan Adonia’nın yapmak istediği şey, kadının kocasını katil olarak göstermekti. Roman, Saint Lawrence Meydanı’nda bu evli çiftin evlilik yıldönümlerini kutlamaları ile başlıyordu. Orada insanlara kutsal metinlerin olduğu kitaplardan hediye eden bir rahipten söz ettiğini, söyledi. Aynı rahip, anlattığı karı kocaya da birer kitap hediye ediyordu. Rahibin kadına verdiği kitabın Acta Sanctorum kitabı olduğunu, söyledi. “Bu kitap yakılarak öldürülmüş şehitleri anlatıyor,” dedi. Kitapları aldıktan sonra evlerine giden çiftin akşam yemeğinde şarap içtiklerini, kadın karakterini sarhoş ettiğini, çünkü hayalide olsa acı çekmesini istemediğini söylemişti. Fikir beni çok heyecanlandırmıştı. Çözemediği tek şey kadının kocasını nasıl suçlu göstereceğiydi. Resmen yalvararak ona fikir vermemi istedi. O anda aklıma gelenleri kendisine heyecanla anlattım. Sonrasında beni böyle bir işe alet edeceğini hiç düşünmemiştim. Sadece bir yazara yardımcı olmanın övüncünü hissediyordum. 11 Nisan gecesi kendisini evlerinin önündeki sokakta beklememi istedi. Sarhoş bir kadının sabahlara kadar sokaklarda nasıl dolaştığını, neler hissettiğini anlamak istiyordu. “Böyle yaptığımda karakteri yaşamış oluyorum, onu daha gerçek aktarıyorum,” demişti. Dediğini kabul edip gece evinin önünde beklemeye başladım. Gece yarısı evden çıkıp geldi. Ayakta duramıyordu. Sabah dokuza kadar dolaştık. Dolaşırken de içmeye devam etti. Sonra Onu evine bırakıp geri döndüm. Vedalaşırken, “yarın romanım bitecek,” dedi. “Ben de okuyabilecek miyim,” diye sorduğumda, kahkaha atmış, “muhakkak,” demişti. İki gün sonrası için aynı parkta görüşmek üzere sözleşip ayrıldık, fakat Bayan Adonia gelmedi. İki hafta boyunca parkta gözüm onu arayıp durdu, göremeyince nedense içimi merak sardı. Evine gitmeye karar verdim. Evin yerinde yanık ahşaplardan başka bir şey yoktu. Sonra olanları öğrenince bunları size anlatmam gerektiğini düşündüm.

Hâkim:

Peki, Sanık N’nin parmaklarındaki yanık izine ne diyeceksiniz? Bunu bir kitaba dokunarak yapmış olamayacağını hepimiz biliyoruz.

Şahit:

Bayan Adonia benden fikir almak istediğinde, koca karakterinin suçlu çıkması için bir işaret koyması gerektiğini söylemiştim. Bunun ne olacağını sorduğunda, kadının kitabını kocasının dikkatini çekecek biçimde anlatmasını söyledim. Bir şekilde koca karakterinin o kitabı eline almasını sağla, demiştim. Kadın karakter kitabın kapağına Lumenit 7 sürsün, diye eklemiştim. Bu, temas anında birinci dereceden yanık yapan bir maddedir. Bay Sanık N’nin ellerini yakan şey bu sıvı olabilir.

Mahkeme sonucunda Sanık N’nin suçsuz olduğu anlaşıldı. Şizofreni belirtisi gösteren anlatılarının, karısı Adonia tarafından uydurulmuş iyi bir kurgu olduğuna kanaat edildi. Muhtemelen gerçek şizofreni Bayan Adonia idi. Zaten sağlıklı insanları hasta hâle sokanlar da gerçek hastalardan başkası değildi. Fakat bu kez, şahitlik yapan adam gözaltına alındı. Kurguda, yardımcı yazarın da en az gerçek yazar kadar etkisi olduğuna karar verildi.

Hicret BİRİK

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir