Suçlu Kim? Herkes ve Hiç Kimse…

Düşündüm düşündüm, bu yazıya bir başlık bulamadım… Ne yazsam olmadı, ne yazsam yetmedi…

İki gün üst üste iki okul, kendi öğrencileri tarafından silahla taranıyor… O silahlar hepimizin kalbine saplanıyor; hepimiz nefes almakta zorlanıyoruz, gökyüzünü göremez hâle geliyoruz…

Düşünüyoruz… Düşünüyoruz… Düşünüyoruz…

Dün ikinci olayın ardından oğlum dedi ki:

“Bunlar hep yalnız çocuklar. Yalnızlaştıkça internette kendileri gibi olanların olduğu gruplara giriyorlar, kendilerine rol modeller seçiyorlar. O çocuğun da modellerinden biri Elliott Rodger’mış. Hesabında fotoğrafı varmış.”

Sonra annem televizyonda bazı oyunların içeriklerini görmüş:

“Ah, hep bu oyunlardan etkileniyordur çocuklar. Oyunların içeriği hep adam öldürmek, hep kötülük üzerine,” dedi. Ona göre oyunların suçu büyüktü…

Ben de ilk anda oyunları düşündüm. Sürekli oyun oynayan çocukların bakışlarındaki donukluktan bile ayırt ederim; ne kadar zeki olurlarsa olsunlar, muhakeme yeteneklerinin zayıfladığı gün gibi aşikâr olur bu çocuklarda…

Sonra annemi biri aradı:

“Ah, hep bu öğretmenler!” dedi. “Derse gitmemeye bahane arıyorlar. Oysa bu çocukları yetiştiren de onlar. Yani suçlu kendileri. Okullar saçma sapan öğretmenlerle dolu…”

Sonra bir uzman gördüm. Televizyon dizilerindeki şiddet unsurlarını gösteriyordu:

“Bakın, tüm diziler eli silahlı eşkıya gibi adamlarla dolu. Dizilerin baş kahramanlarının en büyük becerisi çok sinirli olmaları ve çokça insan öldürmeleri. Bunları izleyen çocuklardan nasıl sağlıklı olmalarını bekleriz?” dedi…

Sonra biri çıktı ve bambaşka bir yerden baktı:

“Çocuklar artık sokakta oynamıyor,” dedi. “Şehir düzeni, yönetimler… Nerede kaldı o eski sokaklar? Hep evlere kapalılar, kapalı bir hayata mahkûm ediliyorlar.”

Sonra bir kız çocuğu:

“Hep erkek çocuklarından çıkıyor ne çıkıyorsa. Gençlik diyorsunuz ama suçlular hep erkek çocukları,” dedi…

Sonra bir öğretmenle konuştum, o da velilere kızdı:

“Kimse çocuğundaki sorunu görmüyor. En küçük bir olumsuz yorumda bulunsak şikâyet ediliyoruz. Kimse ‘ayranım ekşi’ demiyor da tüm suçu öğretmene atıyor. Biz de çocuklara karışmaktan korkar olduk. Ne yapsak, hem idareler nezdinde hem de öğrenciler nezdinde biz suçluyuz. Öğrenciyle gerilim yaşadığımızla kalıp, üzerine bir de suçlu ilan ediliyoruz,” dedi…

Sonra televizyonda bir konuşmacı gördüm. Bunların hep Amerika sisteminin eseri olduğundan dem vuruyordu. Amerika’da yıllarca var olan bu gerçekliğin bize bulaştırıldığını iddia ediyordu…

Bu liste böyle tüm gün uzayıp gitti. Herkes kendi söylediğinin doğruluğundan emindi. Herkesin zihninde bu meseleye dair net çözümler vardı:

Okullara X-Ray cihazları takılmalı, öğretmenlere daha çok hak verilmeli, öğretmenlere daha az hak verilmeli, sosyal medya uygulamalarının tamamı yasaklanmalı, bilgisayar oyunları engellenmeli, aileler çocuklarına telefon vermemeli, farklı olan çocuklar dışlanmalı, farklı ya da öfkeli olan çocuklar dışlanmayıp onların üzerine daha çok düşülmeli, idareler kurallar konusunda çok daha katı olmalı, “düzgün olmayan” ailelerin çocuk sahibi olmasına izin verilmemeli… vb.

Hepimiz çaresiziz ve üzgünüz. Aslında çırpınıyoruz ama bu esnada şunu atlıyoruz:

Bütün bu sorunların tek bir nedeni yok. Yukarıda pek çok farklı kişi tarafından söylenenlerin hepsi bir neden ve belki de hepsi doğru.

Her bilgisayar oyunu oynayan çocuğun okulu taramaması, bu oyunların onların zihninde yarattığı tahribatı yok saymamızı gerektirmez. Ya da “artık çocuklar Türk televizyonu izlemiyor, yabancı platformları izliyorlar” demek, bizim televizyonlarımızdaki apaçık sorunları görmezden gelmemizi gerektirmez. Kaldı ki her çocuk aynı şeyleri de izlemiyor. Hâlâ televizyon izleyen çocuklar da var, platformlardaki dizileri ezbere bilen çocuklar da…

Sorun tek değil. Sorunlar yığını bir araya gelip çok daha büyük bir sorun olarak çıktı karşımıza.

Bunu hamasi konuşmalarla, “fırsat bu fırsat” deyip sevmediğimiz kişilere saydırarak çözemeyeceğiz.

Umarım başta Millî Eğitim olmak üzere tüm ülke kurumları oturup düşünür; özel komisyonlar kurulur ve bu komisyonlarda gerçekten sahada olan kişilerle çözümler aranır…

Bu yas, bu ülke, bu çocuklar hepimizin…

Şahika Can AKIN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir