Jacob Abbot’un Jül Sezar Adlı kitabından Yola Çıkarak Arkadaşlık Olgusuna Bakmak

İnsanlar sosyal varlıklardır ve sağlıklı bir duygu gelişimi için iyi arkadaşlıklar, dostluklar kurmak gerekir diye söylenir. Bazen de arkadaşlığın ayrı bir anlamı, dostluğun ayrı bir anlamı olduğu herkesle arkadaş olunabileceği ama çok az insanla dostluk ilişkisi kurulabileceğiyle ilgili cümleler duyarız. Nedir arkadaşlık, nedir dostluk o hâlde? Bir insanın arkadaşlık ya da dostluk sözcüklerinden ne anlıyor olduğu da mühim olsa gerek bu doğrultuda. Herkesle arkadaş olabilir miyiz? Hayır dediğinizi duyar gibiyim. Peki kimlerle dost olabiliriz?

Herkesle arkadaş olamıyoruz ve yine dost olarak gördüklerimiz de az oluyor gibi geliyor bana. Şanslı insanlardansanız belki üç beş dostunuz vardır pek çok arkadaşınız. Kendi kabuğunda yaşamayı sevenlerdenseniz arkadaş sayınız hâliyle düşüyor olmalı ve keza dost sayınız da. Yeni tanıştığımız insanlarla arkadaş olabiliriz; onlarla iş yapabilir, bir yerlere gidebilir bazen de oturup sohbet edebiliriz. Yalnız aramızda dostluk ilişkisinin doğması için bir zamana ihtiyaç vardır. İnsanların birbirlerine içtenlikle kalplerini açması, sır tutması ve yine birbirlerine destek olmalarıyla güzel dostluklar inşa edilebilir. Jül Sezar hikâyesini okurken Jül Sezar’ın çok arkadaşı olduğunu ama hiç dostu olmadığını anlıyor insan. Sezar’ın dostu olsaydı; yirmi üç bıçak darbesiyle öldürülürken az ilerisinde olayın yakın tanığı olan Antony en azından onu kurtarmak için çaba gösterirdi; Antony, Sezar’ın en yakın arkadaşlarından biriydi. Oysa Antony bir köşede durup olayı izleyenlerden oldu, o da diğerleri gibi canının derdine düşmüştü.

Sezar’ın pek çok arkadaşı vardı, onlar Sezar’ın desteği sayesinde iyi mevkilerde görevler alıyorlar, büyük servete ve üne kavuşuyorlardı. Tabii ki bu karşılıklı kurulan menfaate dayalı arkadaşlık ilişkilerinde faydalanan kişiler yalnızca Sezar’ın arkadaşları değildi.

Arkadaşları da Sezar’ı destekliyordu, onlar sayesinde yerini sağlamlaştıran Sezar, Senato ve halk karşısında hükmetme gücünü artırabiliyordu. Brütüs de Sezar’ın affına mahzar olmuş önce Sllya’yı daha sonra Pompey’i destekleyenlerden olduğu hâlde Sezar tarafından affedilmiş ve yükselmişti. Onların ilişkisini bozan ise Sezar’ın kral olma isteğiydi. Romalıların bir kısmı -Brütüs gibi düşünenler- başlarında bir yönetici istiyorlardı ama kral sıfatıyla değil. Jül Sezar’ın kral olma isteği onun sonu olacaktı ve öyle de oldu. Jül Sezar çoğunluğu arkadaşım dediği kişiler tarafından öldürülmüştü.

Roma Devleti birbirinden farklı, değişik diller konuşan, gelenek ve görenekleri bakımından ayrılan bir devletler topluluğudur. Bu devletlerin bazıları Roma’yla yakın bazıları ise uzak ilişkiler içindeydi ama sonuçta hepsi Roma’ya bağlıydı. Roma Devleti tarafından atanan valiler vilayetleri yönetir ve buralardan vergiler toplardı. Zengin vilayetlerin taliplisi çok olurdu ve yine buralara şöhretli kişiler seçilirdi. Vilayetlerde rüşvet alarak, vergi toplayarak zengin olan memurlar, Roma’ya dönünce çeşitli entrikalar çevirirdi. En yükseğe çıkmak için kazandıkları servetleri de harcarlardı. Memurlar savaşa gitmek için her zaman çok fazla isteklidir. Barış zamanında vilayet yöneterek elde edecekleri servetten çok daha fazlasını savaşlardan elde ediyorlardı. Savaşlarda ün kazanan büyük komutanlar halk tarafından coşkuyla karşılanıyor, büyük şölenler yapılıyordu. Komutanlar yanlarında gladyatörler, vahşi hayvanlar getirerek halkı eğlendirirdi. Romalılar kral isminden nefret ederlerdi; kurdukları monarşiye cumhuriyet deseler de aslında Roma bir cumhuriyet de sayılamazdı. Romalılar kralların baskılarından bıkıp usanmışlardı, bu yüzden krallarını sürgüne gönderdikleri de oluyordu. Yalnız Romalılar hem kral istemiyordu hem de birileri tarafından yönetilmeyi seviyorlardı. Beş yüz yıl sonra Roma İmparatorluğu bir cumhuriyete dönüşmüştü.

Sezar kral olmak istiyordu, bunu talep etmeden önce halkın ne düşündüğünü bilebilmek için arkadaşları bilgi toplamaya başladı.

Brütüs şehir yargıcıdır ve aynı zamanda iç savaş sona erdiğinden beri de Jül Sezar’ın en yakın arkadaşlarından biridir. Brütüs aslında eskiden Sezar’ın hasmı olan Pompey’in tarafındadır. Pharsalia Savaşı’nda Pompey’le birlikte Sezar’a karşı savaşmıştı. Savaşı Jül Sezar ve ordusu kazanınca Brütüs de esir edilenler arasındaydı. Sezar bu iç savaştan galip çıkmış Brütüs’ü de pek çok kişiyle birlikte muzaffer bir komutan olarak bağışlamıştı. Brütüs Sezar’ın hizmetine girer ve zamanla yükselerek onurlu makamlara gelir. Brütüs başlangıçta Roma’nın en zengin bir vilayetinin yönetimine getirilir. Vilayetten büyük bir servet edinen Brütüs Roma’ya döndükten sonra kentin yargıcı dolarak bizzat Jül Sezar tarafından görevlendirilir. Sezar, Brütüs’ün yakın ve kendine bağlı arkadaşlarından biri olması için ne gerekiyorsa yapmıştı. Görünüşte de Sezar ve Brütüs iyi birer arkadaştır. Sezar Brütüs’ün yakın bir arkadaşı olduğunu düşünüyordu ve davasına gönülden bağlı olduğunu sanıyordu. Brütüs’ün rica ettiği hiçbir şeyi reddetmiyordu.

Sezar’ın kral ilân edileceği gün Brütüs, Jül Sezar’ı evinde ziyaret eder. Jül Sezar bugün evinden çıkmakta karasızdır. Birkaç gündür önüne çıkan işaretler; kahinlerin ayın on beşinde başına kötü bir iş geleceğini bildirmesi, karısının gördüğü kötü rüya, atlarının huysuzlaşması onu Senato binasına gitmekten alıkoyuyordu. Sezar’ın Senato binasına gitmemesi kurulan komplonun yapılamaması anlamına geliyordu. Brütüs bu ihtimali göze alamazdı, Sezar’ı ikna etti ve Senato binasına doğru yola koyuldular.

Senato binasında komploculardan biri Sezar’a yaklaşarak bir başkası adına özür diledi ve Sezar’dan bahsettiği kişinin özür dilemesini kabul etmesini istedi, Sezar reddetti, diğer komplocular da Sezar’ın etrafını sarmıştı, hepsi birden Sezar’dan özrü kabul etmesini talep ettiler. Sezar ve onu öldürmek isteyen komplocular arasında itiş kakışlar yaşandı. Komploculardan biri Sezar’ın boğazını hafifçe yaraladı, ardından vücuduna giren sayısız kılıç darbeleriyle ağır yaralanan Sezar yerde sürünmeye başladı. Büyük bir kargaşa oldu, Senatörler şaşkınlıkla ayağa kalktılar, herkes kaçışmaya başladı. Katillerin arasında Brütüs’ü gören Sezar ‘’Sen de mi Brütüs!’’ diye haykırdı, kendi kanında boğularak öldü. Antony ve Lepidus da Sezar’ın görünüşte en sadık adamlarıydılar fakat onlar da can derdine düşmüştü Sezar’ı kurtarmak için yeltenmediler bile, Senato binasından hızlıca kaçtılar.

Görüldüğü üzere arkadaşlığı sağlam temeller üzerinde oturan kişilerin ilişkisi ancak dostluğa evrilebilir. Dost olan insanların ise birbirlerine ihanet etmeleri bazen görülse de bu ihanet sıklıkla olmaz. Aslında arkadaşlar da birbirine ihanet etmezler ama rüşvet ve menfaat ilişkileri üzerine kurulmuş arkadaşlıklar büyük ihanetlere her zaman kapı aralar. Jül Sezar da büyük paralar harcadığı, pahalı hediyeler verdiği, önemli görevlere getirttiği arkadaşlarını servet sahibi yapmıştı. Ama Sezar’ın hırslı yapısı, başarıları bazı insanların ona düşmanlık beslemesine neden olmuştu. Dostu ise hiç olmamıştı güzel ve iyi niyet duygusu üzerine inşa ettiği arkadaşlıkları da yoktu.

Burcu BOLAKAN 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir