Kadim din yorumunu şekilci diye aşağılıyoruz, öteliyoruz en çok da ben yapıyorum. Mesele kadimi inkar, redd değil. Burada iki mesele var.
1- Gelenekçilerin anlamadığı şu. Gelenek ancak buraya getirilirse, yorumlanırsa, gelenekçi onun uğruna zamanını, zihnini, emeğini harcarsa kıymetlenir.
Peygamber deveye binerken “Subhanellezi sehhara lena..” diye okurmuş siz de arabanıza binerken bunu okuyacaksın diyen ehl-i sünnet sarhoşu taife burada gayet güzel yorumluyor çünkü durumu anlıyor. Mesele, para, sosyal dinamikler olunca bir anda motor boğuluyor, öksürüyor niye çünkü tork düşük. Yokuşta tıkanıyor araba. Dedem de o kadarcık kıyası yapar. Piramiti keşfetmek mesele değil ki kör değilsen görürsün. Mesele teleskop ya da mikroskopla görülebilecek şeyleri görebilmek. Göremiyorsan görenlere laf atmayı bırak, herkes işine baksın.
2- Kadim din anlayışlarının tamamı şekilcidir. Hristiyanlık da Müslümanlık da. (Yahudilik milli ideolojiye dönüştü o yüzden değerlendirme dışı). Çünkü bu iki inancın kökenindeki tevhid köleliği kutsayan, sömüren, zulmün sistematikleştiği toplumlarda ortaya çıkmıştır. O toplumlarda sorun şekillerdeydi. Şekiller ve semboller üzerinden akıllar durdurulmuş, tıkanmıştır. Onu aşmak için de o şekillere müdahale edilmiş ve bir daha ona dönülmemesi için de şekillerin üzerine bastırılmıştır.
Bütün bu şekilci zulmün altında doğal olan taraflar var. O doğallıklar şu an modern toplumlarda yok. Akrabalık, doğal beslenme, doğala düşman olmama vs. Bugün modernleşme ile önce batı, sonra da doğu doğal insan ilişkilerinden sıyrıldı. Birbirimize dokunamıyoruz, En yakın meyve ağacı çoğu çocuğa otuz km uzaklıkta. İşte tarihi tarihten alıp gelemediği için bugünü tarihe göndermeye çalışanların bir türlü anlayamadığı, çözümleyemediği, çözemediği sorun, süreç burada.
Kadim Hristiyanlık da, kadim İslam kültürü de kendi toplumlarının hastalıklarına çare oldu. Sonra o toplumlar değişti haliyle. Hristiyan toplum papaz filozoflarıyla, Müslüman toplum fakihleriyle bu değişimi yönetti. An geldi o filozoflar, fakihler yetmedi.
Modernizme düşman olan arkadaşların anlamadığı yerlerden biri de burası işte.
Modernizm din düşmanı değil akıl dostu bir akımdır. O kendini öyle tanımlar en azından. Kadim din savunucuları aklı reddettiğinden modernizm canavar görünür. Modernizmin savunduğu aklın formu, biçimi, kültürü insanlarca yönetilir. Din merkezli toplumun temsilcileri olan kilise, cemaat, tarikatlar bu süreci çözebilseler çözüm üretecekler de düşman bellediklerinin mahiyetinden, tarihinden haberleri yok.
Çelik endüstrisi tencere tavalarını devasa fabrikalarda üretirken bakırcıların fabrika istemeyiz feryatları ne kadar makul ise, bugün biz sahabenin dinini isteriz diyen arkadaşların çırpınışının manası, müddeti de o kadar olacaktır. Üretmeyen tüketir, Tüketen köleleşir. Efendiler her zaman galip gelir. Kölelerin tabiatı efendileri için çalışıp gerekirse ölmektir.
Ahmet BAYRAKTAR

Son Yorumlar