Karşıt

Ben tasavvuf karşıtıyım, sen fıkıh, diğeri hadis, öbürü tefsir, berikiler din… Devletin, paranın, ailenin karşıtları da var. Her şeyin zıddını savunan birini bulmak mümkün. Devletçiler ve anarşistler bu toplumda yaşıyor. Sadece bu bile ikisinin de sonsuza kadar yaşayacağını hiçbirinin diğerini yok edemeyeceğini anlamak için yeterli.

Bir kurumu yok etmenin yollarını aramak onun varlığını sürdürmesi için uğraşan insanları uyarır, tehlike sinyallerini tetikler. “Bu insanlar senin savunduğunun yok etmek için uğraşıyor buna izin veremezsin” der kimlik algımız.

Bu tavrın adı fanatizm. Fanatizm, insanın özgürlüğünü ketler. Duyguları aşırı tepkilere yönlendirir. Dünyanın en sakin insanları sövmeye, sopayla dövüşmeye gidebilir. Hava geçince herkes eskiye döner ve kimse o fanatikliği savunmaz.

İnsanı ketleyen, öteleyen, köleleştiren bu tavırları doğuran en önemli etken de özgürlük ortamıdır. Özgür toplumlar duygularının peşinde örgütlenebilir. Başkasının hiçbir anlam bulmadığı faaliyetlerde çılgınca eğlenebilir, onun için ölmeyi dahi göze alabilir.

Oyun oynarken ölen ile yazarken bütün dünyayı unutan kişi aynı bağımlılığın kurbanıdır. Hiçbir taraf mutlak haklı değildir. Oyun bağımlısı için kültür faaliyetleri, kültürlü kesim için oyun boş iştir. Aslına bakılırsa dolusu yoktur. Yazmak, oynamak bu dünyada icra edilen insan eylemleridir ve insan da boştur. O kendi ürettiği anlamları örüntüleyerek kendini başkası olmaktan korur. Her ilmek karşısında gördüğü bir eyleme verdiği tepkiyle atılır.

Yaşamın kendisi karşıtlıklarla örülür, örüntülenir. Biz ötekimiz olmadan kendimiz olamıyoruz. Bu bile bizim ne kadar anlamsız ve o kadar anlama muhtaç olduğumuzun ifadesi.

Ahmet BAYRAKTAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir