Men Türkmenem

Suphi Bey, Türklerin Irak’a ilk gelişleri ve yerleşmeleri, bölgede Türkmen varlığının oluşumu ve tarihsel gelişimi hakkında neler söylersiniz?

Türkmenlerin Irak’taki tarihi Abbasiler dönemine kadar uzanır. Abbasi döneminden itibaren bölgede çoğalan Türkmenler, giderek yönetim üzerinde de söz sahibi olmuşlardır. Önceleri askerî birlikler olarak Irak’a giren Türkmenler, 1055 yılından itibaren dalgalar hâlinde ülkenin kuzeyine yerleşmişlerdir. Bölgede 1055 yılından 1258 yılına kadar hüküm süren Selçuklular, 1127’den 1233 yılına kadar da Musul Atabeyliği, 1144’ten 1233’e kadar Erbil Atabeyliği, Moğol istilası ve ardından 1258-1344 yılları arasında İlhanlılar, 1339-1310 yılları arasında Celayirliler, 1411-1468 yıllarında Karakoyunlular, 1468-1508 yılları arasında Akkoyunlular ve 1508-1534 yılları arasında Safevîler Irak’ta hüküm süren Türkmen devletleri oldular. Musul, Erbil ve Kerkük bölgeleri 13. yüzyıldan itibaren Türkmen şehirleri olarak tarih sahnesinde yer aldılar.

On altıncı yüzyılda Bağdat Türk kültür merkezi olmuştu. Bölgede yetişen Nesimi’den sonra Türkmen edebiyatının en büyük şairi Fuzûlî, bütün Türk dünyasının edebiyat tarihinde zirveye oturmuştur. Aynı yüzyılda yetişen Ahdî ve Ruhî gibi şairler, Bağdat’ta Türk dilinin ne kadar önem kazandığını gösterir.

Bin yıldan beri Irak’ta varlık gösteren Türkmenler, yaşadıkları topraklarda tarih boyunca mücadele vererek varlıklarını günümüze kadar sürdürebilmişlerdir. Son dört yüz yılını Osmanlı Devleti’nin sınırları arasında geçiren Türkmen toplumu, Birinci Dünya Savaşı sonucu Irak devletinin sınırları arasında kaldı. İtilaf devletleri Osmanlı mirasını paylaşırken, Türkmenlerin yaşadığı bölgeler İngilizlerin hissesine düşmüştü.

Kerkük’ün de dâhil olduğu Musul Eyaleti, mütareke tarihinden sonra İngilizler tarafından işgal edildi. Mütareke anlaşmalarına ve savaş kurallarına aykırı olan bu durumdan dolayı Türkiye’nin şikâyetlerini hiç kimse dikkate almadı. Böylece bin yıllık Türk(men) yurdu, İngiltere ve Türkiye arasında çekişme konusu oldu.  Lozan görüşmelerinde de Musul problemine çözüm bulunamadı. Lozan Barış Antlaşması imzalandı ancak Musul 9 ay zarfında Türkiye ile İngiltere arasında görüşmeler sonucu çözüme kavuşturulacaktı. Aksi takdirde, o tarihte Cemiyet-i Akvam olarak anılan Milletler Cemiyeti’nin hakemliğine başvurulacaktı. Yapılan Haliç Konferansı da sonuç vermeyince 9 ay doldu ve Cemiyet-i Akvam’ın hakemliğine başvuruldu.

Türkiye, Cemiyet-i Akvam’a üye değildi ve bu yüzden bunun kararını bağlayıcı bulamayacağını ifade ettiyse de yine dinleyen olmadı. Başlangıçta Cemiyet-i Akvam’ın bölgede yaptığı inceleme sonucu hazırladığı rapor Türkiye’nin lehine idi. Raporda Musul Eyaleti’nde yaşayan bütün halkların çoğunluğunun Türkiye yönetimini istemekteydi. Ancak yine İngiltere’nin o zaman bir oyuncağı olan Cemiyet-i Akvam, kararını İngiltere lehine verdi. Bu kararı tanımayacağını açıklayan Türkiye, sonunda 5 Haziran 1926 Ankara Anlaşması ile Musul’u İngiliz mandası olarak Irak’a bıraktı.

Hocam genelde Irak Türklerinin Kerkük, Erbil ve Musul gibi yerlerde yaşadıkları bilinir. Buralar dışında Türklerin yaşadığı yerler ve bölgeler var mı?

Osmanlı döneminde Irak 3 eyalet olarak yönetilmişti. Kuzeyden güneye doğru sayarsak Musul Eyaleti, Bağdat Eyaleti ve Basra Eyaleti. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Türkmenler, coğrafi olarak Anadolu’ya bağlı olan Musul Eyaletinde yerleştirilmişlerdir. O zamanki Musul Eyaleti içinde önemli yerleşme merkezleri olan bugünkü şehirler Kerkük, Erbil ve Musul’du. Türkmenler de bu şehirlerin merkezi ile bunlara bağlı ilçe, nahiye ve köylerde yaşamışlardır. Ayrıca Bağdat’a kadar uzanan sahada da Türkmenler iskân edilmişlerdir. Diyala ilinin etrafında bulunan kasaba ve köylerde varlık göstermişlerdir. Kerkük, Erbil ve Musul’dan başka Türkmenlerin yoğun oldukları yerleşme merkezleri Telafer, Reşidiye, Karayatağ, Efkenni, Şeyh İbrahim, Kadıköy, Tuzhurmatu, Bastamlı, Amirli (Eymürlü), Dakuk, Kifri, Hanekin, Mendeli, Karatepe, Beşir, Tazehurmatu, Çardağlı, Kümbetler, Yayçılı, Topzava, Türkalan, İmam Zeynelabidin ve 50’den fazla Bayat köyü…

Suphi Bey, Irak’taki Türklere neden Türkler ya da Irak Türkleri denmiyor da Türkmenler ya da Irak Türkmenleri deniyor. Bunun herhangi bir siyasi/politik temeli ve sebebi var mı?

Irak’ta yaşayan Türk kökenli topluluklar, tarih boyunca Türk adı ile anılagelmiştir. 14 Temmuz 1958 tarihinde meydana gelen askerî darbe sonucu Irak’ta iktidarı eline geçiren General Abdülkerim Kasım tarafından, 1959 yılından itibaren Irak’taki Türklere ‘Türkmen’ adı verilmiştir. Bunun temelinde siyasî bir hedef vardı. O da Irak Türklerini, Anadolu’dan koparmak… Nasıl ki Yunanistan sınırları içinde yaşayan Türklere devlet Müslüman azınlık adını verdiyse, Irak’taki hükümet de Türklere Türkmen adını vermiştir. Tabiidir ki devletin baskısı ve zoru ile takılan Türkmen adı hakaretamiz bir anlam taşımadığı, aksine Batı’ya göç eden ve İslamiyet’i kabul eden Oğuzlara da işaret ettiği için halk, yeni verilen Türkmen adını kullanmakta sakınca görmedi.

Sizin de kitaplarınızda vurguladığınız gibi Irak Türkleri her zaman bağlı bulundukları siyasi otoritelere karşı savaş açmamışlar, ayrılıkçı faaliyetler içinde bulunmamışlar. Yine dediğiniz gibi Türkler kendi topraklarında birer vatandaş olarak insanca yaşamak istiyorlar. Ama Türkler sürekli olarak zulme, baskıya ve asimilasyona maruz kalıyorlar. Buradaki Türklerin tarihine katliamlar tarihi de diyebiliriz. Bu katliamlar ve katliamların sebepleri hakkında neler söylersiniz?

Türkmenlere yapılan katliamların başlıca sebebi ve hedefi, Irak’ın en ileri ve entelektüel toplumu olan Türkmen nüfusunu sindirmek, göçe zorlamak ve Irak’ta her zaman yönetim üzerinde etkili olan bir kesimi devre dışı bırakmaktır. İkinci sebebi Türk kökenli olan bu toplumun Türkiye’ye karşı duyduğu ilgiyi bir potansiyel tehlike olarak görmektir.

Suphi Bey Irak, Suriye başta olmak üzere bütün coğrafya, Ortadoğu emperyal savaşların, aşırı grupların çatışmalarının, dini/etnik grupların birbirlerini yemelerinin, istikrarsızlıkların, kardeş kavgalarının, yokluğun, yoksulluğun hızla arttığı yer. Bunun nedenleri hakkında neler söylersiniz? Kerkük Türklerinin durumu ne olacak?

Bunun başlıca nedeni, bölgenin zengin petrol yataklarına sahip olmasıdır. Bu zenginlik tarih boyunca sömürgecilerin iştahını kabartmıştır. Sadece burada değil, bütün İslam ve Arap coğrafyasında petrolü olan ülkelerin üzerinde sömürgeci Batılı ülkelerin eli ve baskısı vardır. Bu yüzden bu ülkelerin başları bu beladan bir türlü kurtulamamıştır. Kerkük Türklerinin durumu ilelebet böyle kalamayacaktır elbette… Evelallah, sonra Anavatan Türkiye’nin destek ve himmetiyle güneş mutlaka doğacaktır, inşallah…

Hocam siz aynı zamanda başarılı bir mimarsınız. Kerkük de kültürel açıdan oldukça zengin bir bölge. Irak Türklerinin mimari, edebiyat, sanat vb… kültürel zenginliği konusunda neler söylersiniz?

Irak Türklerinin kültür zenginliklerini birkaç grupta incelemek mümkündür:

Mimarî Zenginlikler

Bin yıllık geçmişleri ile medeniyet tarihine önemli katkılar sağlayan Türkmenler, Irak’ta zengin bir kültürel miras bırakmışlardır. Özellikle Bağdat, Musul, Kerkük ve Erbil gibi şehirler Selçukluların ve bunların devamı olan Musul ve Erbil Atabeylerinin zamanında Türk eserleri ile donatılmışlardır. 1534’ten 1918 yılına kadar devam eden Osmanlılar döneminde de bölge büyük imar hareketlerine sahne olmuştur.

Irak’ın en eski ve en ünlü eseri olan, 1172 yılında inşa edilen Musul’daki Ulu Cami yahut Nurettin Zengi’ye nisbetle Camiü’l-Nuri’nin minaresi, 1240 yılanda yapılan İmam Yahya Ebu’l-Kasım Kümbeti, Karasaray ve Baştabya Atabeyler döneminden kalan önemli yapılardır. Erbil Atabeyi Muzaffereddin Gökbörü döneminde şehir, altın çağını yaşamıştır. Gökbörü’nün yaptırdığı külliyenin minaresi günümüze ulaşmıştır.

Türkmenlerin kimliğini yansıtan Kerkük kalesi, anıtları ve ananevi dokusu bir anıt-şehri simgeler. Kerkük kalesindeki anıtlar, uygarlığın birer ürünü olarak günümüze kadar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Kalenin içi daracık sokakları ve Türk kültürünü yansıtan evleri ile zengin bir dokuya sahipti. Ancak dikta rejimi kaledeki birçok tarihî evi yıktırmıştır.

Türkmenler, yaşadıkları topraklarda kendilerine özgü bir mesken mimarîsi üslubu geliştirmişlerdir. Bu konut mimarîsi üslubuna ait örnekler sadece Türkmenlerle meskûn bölgelerde karşımıza çıkar. Evlerin tasarım üslubuna paralel olarak yörede Türkmenlere özgü bir mimarî sözlük bile gelişmiştir. Kendine özgü planı ve tasarımı ile Türkmenlerin geliştirdiği konut mimarîsi, bölgede oluşturulan parlak bir medeniyeti yansıtır.

Basın-Yayın faaliyetleri

Bağdat’ta ilk matbaa 1869 yılında kurulmuştur. Midhat Paşa’nın vali olarak tâyin edildiği Bağdat’ta Zevra adlı Türkçe/Arapça ilk gazete 15 Haziran 1869 tarihinde yayımlanmıştır. Kerkük’te yayın hayatına başlayan Havadis Gazetesi’nin ilk sayısı 25 Şubat 1911 tarihinde çıkmış ve 14 Mayıs 1918’de tarihinde İngiliz işgali üzerine kapatılmıştır. Maarif Dergisi, on beş günde bir yayımlanır Türkçe edebî, fennî ve ilmî bir dergi idi. 19.11.1913 tarihinde yayınlanmaya başlamış, 11. sayıdan sonra kapanmıştır. Kerkük’te Türkçe ve bir kısmı Türkçe-Arapça çıkan süreli yayınlar sırası ile şunlardır: Maarif Mecmuası, Kevkeb-i Maarif Mecmuası, Nemce, Kerkük, İleri, Afak ve Beşir gazeteleri.

El Sanatları

Türkmen toplumu etnografik malzeme ve el sanatları alanında zengin bir geleneğe sahiptir. Kerkük’te testi, küp, kâse ve çanak gibi kullanım eşyaları olarak pişmiş topraktan yapılan ve adına küzecilik denilen sanat yaygındır. Bu sanatın özellikle sıratlı tekniğiyle yapılan firuze renkli kâse ve küpleri en makbul örneklerdir. Ayrıca Kerkük yöresinde kilim ve cicim dokumacılığı, maden, ağaç ve deri işçiliği ilgi çeker. Çanak-çömlek işçiliğinde Türkmen yurdu Tuzhurmatu, bütün Irak’ta ün salmış bir merkezdir. Halk el sanatının üstün örnekleri olan ve topraktan imal edilen su testileri ve küpleri ile Tuzhurmatu dünya markası olmuştur. Özellikle hayvan figürlerinin uygulandığı su testileri, birer obje olarak müzelerde sergilenmiştir.

Nihal Atsız, Suphi Saatçi

Hasır örgü işleri bakımından zengin bir diğer Türkmen yöresi de Altunköprü’dür. Burada imal edilen çeşitli sepetler, beşik, şapka, tepsi, çamaşır sepeti gibi kullanım eşyaları, Altunköprü’yü turistik açıdan ön olana çıkarmıştır.

Hocam Kerkük türkülerini, uzun havalarını, hoyratlarını dinleyip de etkilenmemek mümkün değil. Bu müzik insanı yüreğinden yakalar, sonsuzluğa alıp götürür. Kerkük müziğinin bu kadar derin olmasını, dokunaklı olmasını nasıl açıklarsınız?

Irak Türkmenleri zengin musiki mirasına sahiptir. Her şeyden önce bu mirasın yaşatılması ve eğitimi akademik bir kurumun çatısı altına alınması gerekir.  Kerkük Türkmen müziği içinde zengin tür ve makamlar vardır. Bunlar hoyrat, türkü, divan, gazel ve Karabağî gibi makamlar.

Türkmenlerin ezgileri de kendi durumlarını ifade eden hüzün, dert ve acı yüklü havaların içinde, aynı biçimde sözlerden oluşmuştur.

Samimî, içten ve doğal güzelliğiyle söylenen Türkmen ezgileri bu yüzden insanı yüreğinden yakalayıp götürür. Bu yanık müzik ortamı beraberinde yanık ses sanatçılarının doğmasına da zemin hazırlamıştır.

Bu açıdan rahmetle andığımız Abdulvahit Küzecioğlu ve Abdurrahman Kızılay gibi içli sanatçılar yetişmiştir. Bu müzik zenginliği günümüzde de Kerkük’te, Erbil’de, Telafer ve Tuzhurmatu’da bütün haşmetiyle varlığını sürdürüyor. Türkmenlerin varlığı devam ettikçe, bu sesler her zaman gök kubbede yankılanacaktır inşallah…

Türk Sanat müziği makamlarından bayati (beyati)’nin İstanbul’a Kerkük Türklerinden Bayat boyuna mensup musikişinas kişilerce İstanbul’a getirildiği ve buradan yayıldığı söyleniyor. Bu doğru mu? Neler söylersiniz?

Bunun doğru olduğuna inanıyorum. Çünkü Irak’ta varlığını sürdüren Türkmenlerin çoğunluğu Bayat boyuna mensuptur. Bu boya ait izler hem aile hem de yerleşme adlarında görülüyor. Bunun yanı sıra yörede yaygın olan ve en çok sevilen de Beyati makamıdır. Kerkük türkülerinin %70’i bu makamdadır.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Türkmenler Osmanlı yetimleri olarak Türkiye’nin siyasî sınırlarının dışında kalmışlardır. Ancak Türkmenler her zaman Türklerin gönül coğrafyasının içinde bulunmuşlardır. Bu bağ ve bu sevgi Türkmenleri ümitle geleceğe bakmağa yönlendirmiştir. Türkiye’ye bağlı olma sevdası günün birinde mutlaka vuslat ile sona erecektir inşallah. Bütün Türk dünyasına selam olsun…

Hocam çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

Suphi Saatçi

Muaz ERGÜ

Prof. Dr. Suphi SAATÇİ (Yüksek Mimar)

    • Kerkük’te doğdu (1946).
    • İlk ve orta öğrenimini Kerkük’te tamamladı.
    • 1966 yılında İstanbul’a geldi.
    • Girdiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi)’nin Yüksek Mimarlık Bölümü’nden 1974 yılında mezun oldu.
    • Bir süre çeşitli kurum ve kuruluşlarda tarihî çevre koruma uzmanı olarak danışmanlık yaptı.
    • Kerkük Evleri üzerine yaptığı doktorasını İTÜ Mimarlık Fakültesi Fen Bilimleri Enstitüsünde 1992 yılında tamamladı.
    • 1994 yılında doçent unvanını aldı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin çeşitli kademelerinde görev yaptı.
    • 2002 yılında profesörlüğe yükseltildi.
    • Daha sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin rektör yardımcılığı görevine atandı (1 Şubat 2011).
    • Bu görevde iken yaş haddinden (1 Temmuz 2013) emekliye ayrıldı.
    • Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesinin Mimarlık ve Tasarım Fakültesine girdi (Ekim 2014) ve Mimarlık Bölüm Başkanlığına atandı.
    • Halen aynı görevi sürdürmektedir.
    • Ulusal ve uluslararası sempozyum ve toplantılarda sunulmuş bildirileri ve yayımlanmış bir çok makale, inceleme ve araştırma yazıları vardır. Saatçi’nin 30’a yakın basılmış kitapları bulunmaktadır.

Kitaplarından…

    • Kerkük Çocuk Folkloru
    • Mimar Sinan     
    • Mimar Sinan ve Tezkiretü’l-Bünyan       
    • Irak Muasır Türk Şairleri Antolojisi         
    • Kerkük Güldestesi         
    • Başlangıcından Günümüze Kadar Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi
    • Kerküklü Mehmet Râsih Öztürkmen
    • Kerkük Evleri   
    • Tarihten Günümüze Irak Türkmenleri 
    • Hasretin Adı Kerkük     
    • Kerkük / Kent Dokusu ve Geleneksel Evleriyle
    • Osmaneli ve Geleneksel Evleri
    • Evliya Çelebi Kerkük’te
    • Mimar Sinan     
    • Mimar Sinan Bir Osmanlı Mucizesi         
    • Başımın Tacı Kerkük     
    • Tarihi Gelişim İçinde Irak’ta Türk Varlığı
    • Irak Türkmen Boyları Oymaklar ve Yerleşme Bölgeleri 
    • Sinan Atlası       
    • Darağacında Sallanan Bayraklar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir