Mucizemin Mucizesi

Şah ve Geda isimli mesnevisinde İstanbul`a bir bölüm ayıran Taşlıcalı Yahya Bey Ayasofya`yı öyle bir anlatır ki… şehir içinde, gökyüzü gibi yüksek, eşi benzeri olmayan, tanınmış bir şeyh gibi olan bir yer. İnsanlar akın akın bu yerin ayağına gelir. Âlem halkının, duasına muhtaç olduğu, başında kubbeden ulu bir taç bulunan bu yer cezbeye tutulan kimseleri vecde getirir.

Girişteki kemeri, secde etmiş bir insana, her tarafı ak mermerlerle kaplı olan bu yer de aba örtünen bir mürşide benzer. İki minaresi, dua eden iki ele benzeyen bu cami (Şuşa’da Gevher Ağa camii de iki minareli), dua  harmanı gibidir. Yuvarlak büyük kubbesi, âlem sadefi içindeki cevhere benzer. Kemerleri zühd haletiyle vecde gelerek Allah`a secde etmiştir. İçerisindeki direkleri, saf saf namaza duran insanlara benzer.

Âlem halkının, duasına muhtaç olduğu, başında kubbeden ulu bir taç bulunan bu yer İstanbul’a her geleni efsunlar, Ayasofya. Muhteşem güzelliği, mistik bir çekiciliği ile beni öyle bir efsunladı ki… Tarihten, fetihten, kitaplardan tanıştığım Ayasofya’yla görüşüm 2011’de oldu. İstanbul’dakı müzelere ziyaretimiz Panorama 1453 Tarih Müzesi’nden başladı. Panorama’da izlediklerimden öylesine etkilendim ki… Sanki kendim bizzat fethi yaşamışımdır. Ayasofya’ya ziyaretimde öyle coşkulu, mistik duygu doluyum ki… Kızım içeri geçmek için acele ediyor, ben Ayasofya’yla bir az hasbihal etmek istiyorum. “Sen geç, geliyorum” diyorum. Başında kubbeden ulu bir taç bulunan Ulu mabedin önündeyim. Ben İstanbul’a mucizem diyorum. İstanbul ruhumun ait olduğu şehir. Âşık olduğum, vuslatına geç kavuştuğum mucizem. Ayasofya mucizemin mucizesi. Ayasofya’yla hasbihal ediyorum, selam diye sesleniyorum:

“Selam dünyanın mucizesi, İstanbul!
Selam, ruhumun ait olduğu şehir.
Selam fethin sembolü,
İstanbul`un  gözbebeği, Ayasofya!
Selam, mucizemin mucizesi!”

Kızım el sallıyor içeriden; gelsene. İçeri geçiyorum. İkinci görüşümüz 2018’de. Yine mucizemin mucizesiyle hasbihal ediyorum, ilk görüşü hatırlıyorum:

“Seninle önünde ruhumun eğildiği
durulduğu,
el açıp dua ettiğim gün,
görüştük, Ayasofya.
Tarihi bildim bileli,

Seni duymuşumdur,
Senle tanışmışımdır.
Görüşümüz 2011’de
bir yaz günüydü,
hatırlıyor musun Ayasofya?
Ben seni hep hatırlıyorum
Fethin gururu gibi,
Ruhumda çınlıyorsun.
Minberinden ezan sesi kesilse de,
Sen ruhumun  camisisin,
Mucizemin mucizesisin, Ayasofya
L.Asgerzade

Dünden günümüze kilise, camii, müze olarak kullanılan Ayasofya camiye (2020) dönüştü. Müslümanlar için mabet değil, mana olan Ayasofya daha mahzun değil, ağlamıyor. Kelepçeler kırıldı, olması gereken oldu. İkinci Fetih yaşandı. Fatih Sultan Mehmet’in ruhu bayram etti; O gün İslam’ın engin hoşgörüsünü tüm dünyaya gösteren Fatih Sultan Mehmet Han “Atından inerek Ayasofya önünde şükür secdesine kapandı. O gün fetih hakkı ve sembolü olarak Ayasofya’yı camiye döndürdüğünü ilan ederek ilk Cuma namazını da burada eda etti. Biliyor musun, Ayasofya, kademlerin kardeşlerine iyi geldi, topraklarımız işgalden kurtuldu. Yıllar sonra Ayasofya’da okunan Ezan’a karşılık Karabağ’dan, Şuşa’da ilk Ezan okuyan Azerbaycan askerinden geldi. Senin cami oluşun, Şuşa’da Ezanın okunması, İslam’ın ve Türklüğün coşkusu, kardeşliğimizin, ruh birliğimizin temeli oldu. Söylenenlere göre, Fatih, Ayasofya’ya girer ve içeri girdikten sonra kubbesinin büyüklüğünün önünde Hafız’ın ayetini yüksek sesle okur: “Şukr-i hoda ki herçi taleb kerdem ez hoda/Ber muntehayi himmet-i hod kamran şodem.” (Tanrıya şükür ondan istediğimi sordum/Bütün dileklerim gerçekleşti, mutluyum).

Şükürler olsun, bizler de mutluyuz, bütün dileklerimiz gerçekleşti!

Lutfiyye ASGERZADE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir