Türklerin Müslüman oluşundan evvel var olan ve çok büyük bir ihtimâlle yazıya da geçirilmiş bulunan Oğuz Destanı, Oğuz Han etrafındaki menkıbelerden teşekkül etmiştir. Türkler Müslüman olduktan sonra İslâmî motiflerle de bezenen Oğuz Destanı, evvelâ tarihçi Reşideddin tarafından yazılan Câmiü’t-Tevârih[1] adlı tarih eserinin birinci ve ikinci ciltlerinde yazılı olarak yer almıştır. Bundan başka Ebülgazi Bahadır Han’ın (1603-1663) yazdığı Şecere-i Terâkime[2] adlı eser de, Oğuz Destanı’nın yazılı ve mensur şekillerindendir. İncelememizde esas alınan üçüncü nüsha ise, Reşideddin Oğuznâmesi’nin özeti mahiyetindeki 104 beyitlik manzum Oğuznâme‘dir.[3]
Türk cemiyetinin yaşayışında mühim bir yeri bulunan ailede, kadın önemli bir yer tutar. Kadından kendi cinsiyet yapısına uygun işlerin yanında, erkeğin yaptığı işleri de yapabilmesi –bilhassa savaşçılık- beklenir. Kadın, Oğuz Destanı’nın en önemli unsurlarından birisidir. Sosyal hayatın her yönünde kadına rastlanır.
- Ailede Eş Olarak Kadın
Oğuz destanında eş olarak rastlanılan kadın iki kısımda karşımıza çıkar:
- Eş olduğu halde sevilmeyen kadın,
Oğuz Hanın ilk iki eşi bu kısma girer. Oğuz Hanın amcaları olan KÜZ H A N ve KÜR HAN’ın kızları Müslüman olmadıkları için güzellikleri yerinde olduğu halde, Oğuz tarafından sevilmezler. Bu yüzden de Oğuz’un gizli din tuttuğunu babası KARA HAN’a haber verirler ve hattâ savaşmaların sebep olurlar.

- Sevilen eş olarak kadın,
Oğuz’un diğer amcası OR-HAN’ın kızı olan üçüncü eşi ise, sevgili ve eş olarak kadın tipini temsil eder. Müslüman olur, babasının kendisini öldürme kararını da Oğuz’a haber verir.
Bu ikinci bölüme Türk hakanlarından Tuman Han’ın karısı da girer. Tuman Han karısına olan sevgisi uğruna savaşlar yapar.
- Ailede Kadının Annelik İşlevi
Ailede kadının doğal işlevi “ANNELİK”tir. Destanın hemen girişinde biz Oğuz Han’ın annesi ile karşılaşırız. Annelik işlevinin temel göstergesi evlat sevgisidir. Oğuz Han’ın annesi oğlunu çok sever. Rüyasında Oğuz Han kendisine Müslüman olmasını söyleyince, bütün tehlikeleri göze alarak Müslüman olur. Oğul sevgisi, eş sevgisinden daha üstün gelir. Biz, rüyada Müslüman olma motifine Battal Gazi destanında daha sık rastlarız. Bu destanla ilgili bölümde görülecektir ki, destanın kadın kadrosunu meydana getiren şahısların pek çoğu, rüyalarında Hz. Muhammed’i görerek Müslüman olurlar. Oğuz Destanı’nda söz konusu motife annenin oğlunu rüyasında görerek Müslüman olması şeklinde rastlanır. Salur Kazan Alp isimli Türk hükümdarının annesi ÇAÇAKLI da, esir düştüğü düşmandan mal verilerek oğlu tarafından kurtarılır ki, anne sevgisinin belirmesi bakımından mühimdir.
- Aile ve Toplumda Kadının Yeri
Oğuz destanı incelendiğinde kadının aile ve toplumun ayrılmaz bir parçası olduğu görülür. Hattâ kadın, aile ve toplumu ayakta tutmakta, erkekten daha fazla rol sahibidir. Destanda kadınlar toplum içinde şu özellikleri ile öne çıkarlar:
- OğuzDestanı’nda kadınlar orduyla sefere çıkarlar.
- Kavimlere isim verilmesine vesile olurlar.
- Bilge ve hayırsever kadınlar mevcuttur.
- Aile veya devletin geleceği hakkındaki kararlara iştirak ederler.
- Kadın son derece iffetlidir. İffetsiz bir iki kadın vardır. Onlar da suçları sabitleştiğinde acımasızca cezalandırılırlar.
- Ebülgazi Bahadır Han’ın tertip ettiği Oğuznâme’de biz kadına idâreci-hükümdar olarak da rastlarız.
Kadının bu özellikleri hakkında Oğuz Destanı’nda çeşitli örnek tipler ve olaylar vardır.
İlk iki maddede belirtilen özelliklerle ilgili örnekler şunlardır:
3.1-2. Oğuz Han’ın çıktığı bir seferde, bir askerin karısı doğum yapar. Bir oğlan çocuk dünyaya getirir. Çocuk ağaç kovuğunda doğduğundan ona, Oğuz Han tarafından KIPÇAK adı verilir. Böylece kadın KIPÇAK kavminin adlandırılmasında rol oynar.
Yine Antakya şehrini alan Oğuz Han, bu şehre askerlerini kadın ve çocuklarıyla kondurur. Bu, ordudaki erlerin kadın ve çocuklarıyla beraber sefere çıktıklarını gösterir. Bir başka seferde hamile bir kadın, yine bir çocuk dünyaya getirir. Kocasıyla beraber oraya yerleşir ve onlara KALAÇ denilir. KALAÇ’lar da isimlerini böylelikle alırlar.

Karaşit isimli düşman ülkesi Oğuzları güç duruma sokar. Ama Oğuzlar kadın-erkek toplanıp, “gayret, hamiyyet, istek ve mertlikle” düşmanı bozguna uğratırlar. Kadın, en zor şartlarda bile erkeğinin yanındadır. Böylece Oğuz Destanında kadının mutlaka orduda ve savaşta yerinin bulunduğu anlaşılır.
3.3. Destanda bilge kadınlara da rastlanır. Bu kadınlar isabetli görüşleriyle, erkeğin hata yapmasını önlerler. Onlara tecrübe kazandırırlar. Meselâ Oğuz Han’ın müşavirlerinden KARA SÜLÜK, zor durumlarda iyi tedbir göstermesiyle tanınmıştır. Oğuz Han ona, bu tedbirleri nereden öğrendiğini sorduğunda: “Babamdan ve annemden” cevabını alır.
Buğra Han’ın karısı BAYIR (RO) veya BABÜR (EO) Hatun, “akıllı, işbilir, bilgili ve ibâdetli” bir kadındır. Kocasına devlet işlerinde yardım eder. O vefat edince, Buğra Han üzüntüsünden bir yıl, eşikten dışarı adım atmaz. Yas tutar.
Arsarı Bay’ın kızı MAMA BİKE ise, hayırsever bir kadındır. Horasan Beyi Koma Bey ile evlenir. Koma Bey ona âşıktır. Ama erkek çocuğu olmayınca, mal ve nedimeler tahsis ederek onu geri, Salur iline gönderir. Mama Bike malının hepsini Allah yoluna harcar.
3.4. Oğuz Destanı’nda, Buğra Han’ın hatunundan başka, devlet ve aile işlerinde söz sahibi olan kadınlar da yer alırlar.
Oğuz’un babası Kara Han, bazen hatununu ve gelinlerini bir araya toplar, onların hatırlarını sorar, dert ve isteklerini dinler. Kara Han’ın oğlu Oğuz’u öldürmeye karar vermesi, böyle bir toplantının sonunda olur.
Türk hükümdarlarından Arslan Han, hizmetkârı Suvar hakkındaki dedikodular karşısında nasıl davranacağını, eşleri BAL HATUN ve GEVAR HATUN’la müşavere ettikten sonra tespit eder.
3.5. Oğuz Destanı’nda kadının iffetli olması son derece üzerinde durulan bir husustur. Bu konuda söylenmiş atasözleri destana girer. Ebülgazi Bahadır Han’ın Oğuznâme’sinde (EO) şu söze rastlarız:
“Bir kına iki kılıç sığmaz ve bir kadını iki erkek alıp oturamaz ve bir yurda iki töre sığmaz.”
Kadının iffetine el uzatmak, Oğuzeli’nde büyük infiallere yol açar. Hattâ devletin sarsılmasına bile sebep olur. Bu noktada kadının iffeti, devleti ayakta tutan manevî hasletlerin başında gelir.
Oğuz hükümdarlarından Ali Han’ın oğlu Kılıç Arslan Beğ (Şahmelik), beğ kızlarının namusuna el uzatır. Oğuz kabileleri ayaklanırlar. Kılıç Arslan Beğ’i öldürerek, dört bir yana göç ederler. Ülkede birlik kalmaz. Ebülgazi’nin tabiriyle: “Oğuz ili, ev başına Kara Han olur.[4]“
Kadının iffetine el uzatan erkek nasıl ölümle cezalandırılıyorsa, iffetsizlik yapan kadın da aynı akıbete uğrar.
Karısı ölen Buğra Han, yıllar boyu yas tuttuktan sonra, oğlu Korı Tekin tarafından Avşar İlinden bir güzelle evlendirilir. Fakat bu kız, Buğra Han’a ihanet etmeye kalkar ve oğlu Korı Tekin’e iftira atar. Mesele araştırılır. Kadının iftirası sabit olur. Kadın, boyun, kol ve ayaklarından beş taya bağlanır. Taylara kargı ile dürtülür. Ve kadın parça parça olarak can verir.
3.6. Hükümdar Kadınlar
Bütün bunlardan başka, Ebülgazi Bahadır Han’ın Oğuznâme’sinde, karşımıza hükümdar kadın tipi de çıkmaktadır. Oğuznâme’deki “Oğuz iline beğlik kılan kızların zikri” bölümünü buraya aynen alıyoruz:

“Türkmenin tarih bilen iyileri ve yazıcıları söylemişlerdir; Yedi kız bütün Oğuz ilini ağzına bakındırıp, çok yıllar beğlik kıldılar. Onların birisi, Altun Közeki Sundun Bay’ın kızı ve Salur Kazan Alp’in karısı, Boyı Uzun Burla (Bular) idi.
İkinci, Karmış Bay’ın kızı ve Mamış Bik’in karısı Barçın Salur idi. Onun kabri Sir suyunun yakasındadır ve halk arasında meşhurdur. Özbek ona Barçın’ın Kök Kâşânesi der. Sanatkârâne işlenmiş güzel künbettir.
Üçüncü, Kayı Bay’ın kızı ve Çavuldur Bala Alp’ın karısı Şabatı idi.
Dördüncü, Kondı Bay’ın kızı, Biyeken Alp’ın karısı Künin Körkli idi.
Beşinci, Yumak Bay’ın kızı, Kalkın Konak Alp’ın karısı, yine bir Künin Körkli idi.
Altıncı, Alp Arslan’ın kızı, Kestan Kara Alp’ın, karısı, Kerce Buladı idi.
Yedinci, Kınık Bay’ın kızı, Dudal Bay’ın oğlu Kırmaç’ın karısı, Kugadlı idi.”
İsa KOCAKAPLAN
[1] A. Zeki Velidî Togan, Reşideddin Oğuznamesi Tercüme ve Tahlili, Ahmet Sait Matbaası, İstanbul 1972. (Kısaltma: RO)
[2] Ebulgazi Bahadır Han, Şecere-i Terâkime/Türklerin Soy Kütüğü (Haz. Muharrem Ergin), Tercüman 1001 Temel Eser No: 33, İstanbul tarihsiz. (Kısaltma: EO)
[3] Kemal Eraslan, “Manzum Oğuznâme”, Türkiyat Mecmuası, C. XVIII, İstanbul 1976, s. 169-236.
[4] Ev başına kara han olmak: Her ailenin başına buyruk olması. Devletin yıkılması, ülkede birliğin kalmaması.

Son Yorumlar