Şahin: “Galip Erdem Zorlu Yaşam Öyküsü Olan, İnanmış Bir Adam…”

Tarafınızdan hazırlanan “Galip Erdem – Adanmış Bir Ruh” adlı kitap geçtiğimiz aylarda yayımlandı. Umarız okuru bol olur. Böyle bir kitabı hazırlama gayeniz neydi? Böyle bir kitap hazırlama isteği ya da ihtiyacı nasıl doğdu? Neler söylersiniz?

Teşekkür ederim… Mizacım itibariyle dervişmeşrep, inanmış ve kendini bilen insanları çok severim. Özellikle kitap okumalarında biyografi/portre eserlerine sıkça başvururum. Oradaki yaşam öykülerini, hatıraları okumayı severim. Yaşamın ince ve farklı taraflarını görmek ve tecrübelerini okumak son derece önemli  benim için. Galip Erdem, zorlu bir yaşam öyküsü olan, inanmış bir dava adamı. Türk milliyetçiliği fikrine sahip bir insan olarak Galip Erdem’in adını çokça duymuş ve kitaplarını okumuştum. Özellikle serdengeçen bir üsluba sahip olması, dünya nimetlerinden berî bir biçimde yalnızca inandığı fikir uğruna uğraşlar vermesi beni etkilemiştir.

Kitabı hazırlama gayemin başlıca sebepleri arasında popüler kültür içerisinde mütefekkirlerin de bundan yara almasıdır. Daha açık bir ifadeyle onların çeşitli veciz sözleri etrafında gelişen anlayışa karşı fikirleri, demeçleri ve yaşam öykülerinin birer numune olarak alınmasının taraftarıyım. Veciz sözlerin tüketilmesiyle değil, yaşamı ve ilkeli duruşlarıyla kutup insanları dikkatle takip edilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Bu açıdan Galip Erdem’i etraflıca ele alan bir kitap hazırlamak istedim. Bu çalışmadan önce Nevzat Kösoğlu, Osman Oktay gibi kıymetli büyüklerimizin çalışmaları bulunmakta idi. Ben mesele daha çok fikir alanında ve akademik hüviyetle bakmaya gayret ettim. Bu iki ismin eserinde de çokça istifade ettim. Özellikle Osman Bey’e eserin hazırlanması sürecinde birçok yardımından ötürü şükranlarımı sunarım.

Hazırladığınız kitaptan bahseder misiniz? Çalışmanız hangi bölümlerden oluşuyor? İçerik hakkında neler söylersiniz?

Galip Erdem: Adanmış Bir Ruh (Hayatı, Mücadelesi ve Eserleri) başlıklı eser dört ana gövdeden oluşmaktadır:

1- Türk Milliyetçiliği ve Galip Erdem,
2- Hatıralarda Galip Erdem,
3- Başlıca Eserleri,
4- Bütün Eserleri şeklindedir.

Eserin temel amacı: Galip Erdem’in düşünce dünyasını bir bütün olarak ele almaktadır. Bu bütünlük bir ‘istif’ anlayışından ziyâde Galip Erdem’i Galip Erdem yapan ‘mesele’yi mercek altına almaktır. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır.

Galip ERDEM

İlk bölüm Galip Erdem’i akademik bir tarzla inceleyen makaleleri kapsamaktadır. Hayatını vakfettiği Türk milliyetçiliğine ithafen “Türk Milliyetçiliği ve Galip Erdem” başlığını verdiğimiz bu bölümde Galip Erdem’in şahsiyeti, hayat hakkındaki görüşleri, Türk milliyetçiliği ve Turancılık üzerine görüşleri, 12 Eylül 1980 Darbesi’nin akabindeki faaliyetleri, şiirleri, Türk milliyetçiliği fikrinin yayın dünyasındaki önemli temsilcileri olan Devlet gazetesi ile Türk Yurdu, Töre ve Bozkurt dergilerindeki yazıları incelenmiştir. İkinci bölüm “Hatıralarda Galip Erdem” başlığını taşımaktadır. Bu bölümde Galip Erdem’in yakın çevresinde bulunan isimlerin hatıraları mümkün olduğu kadar tekrara düşmekten kaçınılarak kayıt altına alınmıştır. Üçüncü bölüm de Galip Erdem’in eserleri ve kendisi hakkında yazılan eserlerin değerlendirildiği yazılardan oluşmaktadır. Dördüncü bölümde ise -ilk defa olarak- Galip Erdem’in tüm kitaplarının ve yazılarının bir araya getirilmesinin amaçlandığı “Galip Erdem Bibliyografyası Üzerine Bir Deneme” yer almaktadır. Bu bölümlerde yer alan yazılar Galip Erdem’i tüm yönleriyle idrak etmeyi ve düşünce dünyasına bir gezinti yapmayı amaç edinmektedir. Bununla birlikte, bundan sonra Galip Erdem hakkında yapılacak çalışmalarda başvurulabilecek bir eser ortaya konulması hedeflenmiştir.Kitabı hazırlarken herhangi bir kriteriniz var mıydı? Mesela Galip Erdem’le ilgili yazıları toplarken nelere dikkat ettiniz? Onlarca yazıyı toplama, seçme kriterleriniz…

Galip Erdem’in düşünce dünyasına ‘akademik bir bakış’ açısıyla bakma gayretimiz vardı. Onun ortaya koyduğu fikirlerin -teorilerin- masaya yatırılması, özellikle çeşitli gazete ve dergilerde yönetici olmasının yanında yazmış olduğu yazılar minvalinde değerlendirilmesi bu çalışmanın önemli bir gövdesini oluşturmaktadır. Evvela düşünce dünyasındaki çeşitli konuları bir araya getirmek istedik. Alanında uzman ve hocaları bu konuda tespit etmeye çalıştık. Bir alan taraması mahiyetinde bu tespitleri ele alarak görüşmeleri gerçekleştirdik. Görüşmelerden de birçok tavsiye çıktı. Hocalarımızın ve araştırmacılarımızın tavsiyelerine kulak verdik. Bu tavsiyeler minvalinde tekrardan şekillendirdik. Özetle alanında uzman hoca ve araştırmacıların olmasına gayret ettik. 

Bize kısa bir Galip Erdem portresi çizer misiniz?

Galip Erdem’in ahlakî ve insanî bakımından üstün vasıflara sahip bir kimse olduğunu söylesek abartmış olmayız. Gönül adamı olduğu kadar kalemini ‘kılıç’ mahiyetinde kullanan bir fikir adamı ve yıkılmaz bir kaledir. Fedakârlığı ve diğerkamlığı ilke edinen ahde vefanın en önemli timsalidir. Galip Erdem, kendisini inandığı davası uğruna feda etmiş, inanmış bir Ülkücüdür. 

Galip Erdem milliyetçi camiada temayüz etmiş birisi. Onun milliyetçilik düşüncesi, anlayışı hakkında neler söylersiniz? Ya da Galip Erdem milliyetçiliği bize ne söyler? Onun milliyetçilik anlayışı genel milliyetçilik anlayışlarından farklılık taşır mıydı?

Galip Erdem, Türk milliyetçiliğine yönelik suçlamaların başlangıcını II. Meşrutiyet’e kadar götürmektedir. Irk-millet ve ırkçılık-milliyetçilik gibi kavramlar hakkında literatüre çok katkıda bulunmuştur. Erdem, millet kavramının anlaşılmasından sonra milliyetçiliğin üzerinde durulması gerektiğini savunmuştur. O milliyetçiliğin sınırlarını, millet ölçüsüne göre belirlemektedir. Erdem’e göre Türk milliyetçiliği ve Türk milliyetçileri bir bütündür. O Türk milliyetçiliğini ırkçılık esasına dayandırmaz bu onun en önemli çizgileri arasındadır. Milliyetçilik, milletin çıkarlarını ve birlikteliğini savunan bir çizgidir. Türk gibi düşünmek, Türk’ü sevmek ve Türk tarih şuuruna sahip olmak yeterlidir. Galip Erdem, millet ve milliyetçilik kavramlarının Fransız İhtilali ile kullanım kazandığını kabul etmekle birlikte Türklerde Türk milliyetçiliğinin doğuşunu Göktürkler dönemi olarak kabul eder. Kültür milliyetçiliği anlayışıyla da ön plana çıkan Erdem, Türk dilinin ve Türk milli kültürünün savunucusu olmakla birlikte ortak tarih, dil ve değerler konusunda canlı tutulmasını savunmuştur. Onun bu fikrine göre kültür, milli şuurun oluşumunda en önemli araçtır. Bu konuda derleme çalışmamızın yazarlarından Zühre Ayvaz’ın hazırlamış olduğu “Galip Erdem’de Milliyetçilik” başlıklı doktora tezi önemli bir başvuru kaynağıdır.

Erdem çok ciddi işlerle uğraşıyor. Bunun yanında mizah gücü yüksek biri. Yazılarını ironik bir üslupla ele alıyor. Sıradan olayları anlattığı yazıları aslında çok derin siyasi anlamlar barındırıyor. Galip Beyin bu üslubuyla ilgili neler söylersiniz?

Belirttiğiniz gibi Erdem’in mizahi yönünün en başlıca kaynağı olarak onun güçlü zekâsını söylemek mümkündür. Bundan ötürü zekice kurgulanmış bir ironi verilmek istenen mesajı itinayla karşıya iletmektedir. Galip Erdem milliyetçi camiada “Serbesti Tarikatı Şeyhi”, “Şeyh Galip” ya da “Şeyh” unvanlarıyla tanınmaktadır. Tarikatın üyeleri Üniversiteliler Kültür Derneği’nin üyeleridir, öğrencilerdir. Özellikle ona karşı duyulan saygı, sevgi ve muhabbet bunu perçinlemiştir. 1952 yılında da Kara Kedi isimli bir mizah dergisini de çıkardığını belirtmekte fayda var.

Galip Erdem 12 Eylül darbesi sonrasında mağdur olan, darbenin zararını gören, darbe dolayısıyla hayatları altüst olan ülkücülere, onların ailelerine hem maddi hem de manevi açıdan insanüstü bir gayretle yardımcı oluyor. Bu hususla ilgili neler söylersiniz?

Galip Erdem’in “Mektupları” onun vefa duygusunun eyleme dökülmüş halidir. Mektup demişken açıklayalım. Galip Erdem, Yeni Sözcü’de Bilge Erdem müstear adıyla “Mektuplar” köşesinde yazı yazmasının yanında 12 Eylül yargılamalarında mahkûm olan Ülkücüler “Mektup” şifresi adı altında çeşitli yardımlar yapmıştır. Erdem, hapishanelerde bulunan Ülkücülerin ihtiyaçlarını tespit edip, dışarıda bulunan durumu iyi olan kimseleri tespit etmiş ihtiyaç kadar olan parayı zarfa koymasını istemiş ve adına da “mektup” demiştir. Bu zarfı ihtiyaç sahibi ülkücüye ulaştırıp müşkül durumundan bir nebze olsun kurtarmayı amaçlamıştır.

Galip Erdem bu konuda o kadar hassastır ki Osman Kaynar bu hususu aktardığı anekdotta: “Hani bir defasında, Sitelerden aldığın yardım zarfını -ki sen buna mektup diyordun- cebine koyup yola koyulmuştun. Kerim Ünal da sizinle birlikte idi. İkiniz de ceplerinize baktınız; otobüse, dolmuşa ya da taksiye verecek paranız yoktu. Yol arkadaşınızın, “Ağabey, zarftaki paradan alıp taksiye binelim. Kızılay’a gidince maaşımı çeker, yerine fazlasıyla koyarım” teklifini, “Kafamı bozma da, yürü!” diyerek şiddetle reddetmiştiniz. Çünkü o para yardım parası idi, emanetti ve yerine konmak üzere de olsa başka bir iş için kullanılamazdı. Siz bu kuralı daha işin başında koymuştunuz ve hiç taviz vermeden uyguluyordunuz. “Akıl Dükkânı” dediğiniz Avukat Bürosu’nda çalışanlar da bunu çok iyi biliyorlardı. Çünkü aynı gerekçe ile üzerinizde bulunan yardım paralarından -yine yerine konmak şartıyla- onlara kahvaltılık bile almamıştınız” şeklinde ifade etmektedir. Galip Erdem 1981 yılında başladığı “mektup” hareketini 1987 yılına kadar sürdürmüştür. Erdem, bu süreçte “mektup verenler” ve “mektup vermeyenler” olarak insanları sınıflandırmıştır.

12 Eylül yargılamalarında yalnızca mektuplarla kalmayıp, Ülkücülerin hukuki anlamda savunmalarını üstlenmiş; Kenan Evren başta olmak üzere mahkeme heyetine çeşitli mektuplar yazmıştır. Buradan cesur bir kimse olduğunu tekrardan idrak etmek mümkündür. Ayrıca bu konuda çalışmamızda Dr. İsmail Yıldız hocamızın makalesini okumaya davet ediyorum.

Galip Erdem gerçekten tanınıyor mu? Toplum nezdinde hak ettiği yeri buldu mu? Neler düşünüyorsunuz?

Bu sorunuz gerçekten çok önemli. Galip Erdem’i çalışmamızın esas sebeplerinden birisi de budur. Yani isim olarak çok tanınmış olsa da gerçek manada tanındığını ve hak ettiği konuma geldiğini düşünmüyor olmamızdır. Kendi benliğinden vazgeçerek idealleri uğrunda büyük fedakarlıklar yaptığı Galip Erdem’in en çok tanınan yönüdür. Bunu kolaylıkla müşahede edebiliyoruz. Fakat Galip Erdem’in keskin zekâsı, siyaset bilgisi, hafızası, dünyayı tanıması gibi öne çıkaran özellikleri için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Burada daha önce söylediğim popüler kültür hususunu tekrardan hatırlatmak isterim.

Günümüzde var olan değer yargıları Galip Erdem’in değer dünyası ile uzak olduğundan ve popüler kültürün baş döndürücü hızı maddi menfaatten uzak bir şekilde idealleri uğrunda fedakârlık gösteren Galip Erdem’in dünyasıyla bağdaşmadığından dolayı toplum nezdindeki bilinirliğinin sadece isim seviyesinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu da doğal olarak hak ettiği yeri bulmadığı anlamına geliyor.

Kitabı hazırlarken özellikle de bu düşünceden hareketle Galip Erdem’i her yönüyle anlamaya ve anlatmaya çalışarak hak ettiği yeri bulmasında bir nebze de olsa katkı sağlamayı amaçladık.

Son olarak neler söylersiniz?

Takdir okuyucularımızındır… Galip Erdem’i rahmet ve özlemle anıyorum. Onun hakkında yapmış olduğumuz bu mütevazi çalışma inşallah faydalı bir çalışma olmuştur.

Teşekkür ederiz.

Muaz ERGÜ

Ahmet ŞAHİN

    • 1998’de Osmaniye’nin Bahçe ilçesinde doğdu.
    • İlk ve orta öğrenimini Gaziantep’te tamamladı.
    • 2016’da Necip Fazıl Kısakürek Anadolu Lisesi’nden mezun oldu.
    • 2021’de Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu.
    • Aynı tarihte Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkiye Cumhuriyeti Anabilim Dalında başladığı yüksek lisansını devam ettirmektedir.
    • Türk Yurdu, Çelebi, Töre, Bozkır, Millî Mecmua, Millî Devlet, Edebice, Tarihi Kritik adlı gazete ve dergilerde; çeşitli makaleleri yayımlandı.
    • Kuruluşundan beri Çelebi dergisinin Genel Yayın Yönetmenliği görevini yürütmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir