Selvigül KANDOĞMUŞ ŞAHİN: “Yazı Yolculuğum Aynı Zamanda Hakikati Arama Yolculuğumdur.”

Yazmak, çoğu zaman içe doğru yapılan uzun bir yolculuğun dış dünyada bıraktığı izdir. Her yazar kendi sessizliğinden, kendi karanlığından ve kendi hakikatinden yola çıkar; zamanla bunlardan bir dünya kurar. İçten Kozmosa, yazarların bu yaratım serüvenine iki soru eşliğinde yaklaşmayı amaçlıyor. Çünkü bazen bir yazarı anlamak için bütün kitaplarını okumak yerine, doğru iki soruyu sormak yeterlidir.

 

İç dünyanızdaki duygu ve düşünceleri özgün bir anlatı evrenine dönüştüren yazarlık yolculuğu nasıl şekillendi?

İlk hatırladığım çocukluğumda annemin sıcak nefesine yükleyerek anlattığı hikâyelerle, çocuksu yalnızlıklardan sıyrılıp hayaller kurduğum toprak evimizdeki hatıralar. Rüyalarım ve hayallerim çocuk yüreğimi büyütürdü belki de o zamanlar. Köyümün toprak yollarını bırakıp küçük bir kasabanın coşkun, hayat dolu atmosferine geldiğimde, beni teselli eden kasabadaki arkadaşlarım ve beraber okuduğumuz kitaplar olmuştu. O yıllarda bizi ayartanlar yoktu, internet, sosyal medya vs. Sadece hafta bir izlediğimiz Heidi çizgi filmi vardı ama aşkla okuduğumuz elden ele dolaşan kitaplarımız, dergilerimiz vardı. Süreli yayınlardan ansiklopedi fasikülleri biriktirirdik. Yazmanın duraklarına çocuk yıllarımda başladığım okumalarımla geldim diyebilirim. Şöyle ki ilkokul son sınıfta okuma çeteleri kurardık arkadaşlarımızla. Gizli Yediler, Afacan Beşler gibi kitapları okur o kahramanlar gibi olmaya çalışırdık.

Ortaokul yıllarında öğretmenlerimizin yönlendirmesiyle dünya ve Türk edebiyatından önemli eserler okumaya başlamıştım. Yazmaya da bu yıllarda başladım. Kompozisyonlarda dereceye girerdim. Edebiyat öğretmenlerim beni yarışmalara yönlendirirlerdi. Hatırlıyorum sıra arkadaşım lise bire giderken “Suç ve Ceza” romanını getirmişti ve ben bir hafta evden çıkmadan bu kitabı okumuştum.

Üniversite sıralarına gelene kadar hiçbir yazarla tanışma şansım olmadı. Bunu şans mı, yoksa şanssızlık olarak mı görmeliyim bilemiyorum. Okuma duraklarından sonra yazma sancılarımın ayyuka çıktığı demlerde yazarlar benim için eşsiz ve ulaşılmaz kimselerdi. Belki bu duyguya bir yazarla tanışamama, canlı müşahhas bir şekilde muhatap olup gözgöze gelememe, sebep olabilir. Ama en büyük sebep yüreğimde an an büyüyen yazma aşkıyla, yazıya ve yazarlığa duyduğum ulaşılmaz duraklarda soluklanmak diyebilirim.

İlkokul yıllarından başlayarak okuduğumuz nice romanlar, hikâyeler, şiirler… Bunlar çoğunlukla toplu okumalar şeklinde olurdu. Mahalledeki arkadaşlarla paylaşımlar yapardık. En verimli dönemlerim, okumanın beni kuşatan zamanları ilkokul, ortaokul, lise yıllarımdı. Lise yıllarında zaten artık kitaplar benim için vazgeçilmez olmuştu. Bir Şeftali Bin Şeftali, Cahit Uçuk’un romanları, Gizli Yediler, Afacan Beşler, Kimsesiz Çocuk Remi, Agatha Christie’nin polisiye kitapları, Ömer Seyfettin hikâyeleri, Reşat Nuri’nin romanları ve hikâyeleri, Halide Edip,  sonrasında İngiliz Edebiyatından romanlar, Sefiller, Suç ve Ceza, Peyami Safa, Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve şimdi aklıma gelmeyen pek çok eser… Tüm bu okumaların muhayyilemde oluşturduğu yazı sancılarının sonucunda kaleme aldığım ilk hikâyelerim… Özellikle Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’ndan sonra kaleme aldığım ruh çözümlemelerinin yoğunlukta olduğu kısa öyküler… Kompozisyonlarda aldığım dereceler sonucunda, edebiyat öğretmenlerimin yazmam konusundaki ısrarlı çabaları. Kasaba ortamından büyük şehrin kapılarına gelip dayandığımda, düştüğüm bunalımlarda sığındığım uzun mektuplar, cilt cilt yazılan günlükler…

Üniversite yıllarında, arayışlarla kendini bulma, bilme, inanç anlamında ruhsal devrimsel dönüşümler ve okumalardaki farklılıklar… Benim inanç eksenli düşünsel anlamdaki değişimimle birlikte okuduğum kitaplar, yürüdüğüm yollar, görüştüğüm insanlar bir bir değişti. Varlık dergisine yazı gönderme telaşındayken, Yılmaz Güney’in filmlerini seyretmeye giderken, ters okumalarla Rabbim’in Yüce Kitap’ıyla karşılaştım. Ve o Kitap’a götüren tüm Hızır soluklu kitaplar ve üstatlar yolumun üzerinde inci taneleri gibi dizilmişlerdi. Ters okumalar yaparak ulu mabetlere yolum düşüyor önce. Ters okumalar yaparak alnım secdelere değiyor. Ters okumalar yaparak, okuduğum ama doyumsuz beslendiğim; “İkra” diye seslenişiyle yüreğimi hakikat duraklarına taşıyan Kitap’a doğru gerçek bir okuma yolculuğu başlıyor. Hiç alıp elime okumamışım, korkmuşum hep okumaktan, hep uzak durmuşum. Küçücük bir meal geçiyor önce elime… Sonra anlıyorum, bir yük biniyor yüreğime… Çünkü biliyor ve inanıyorum ki artık üzerine yemin edilmiş bir kalemle yazmaktayım. Kalem Suresi’ni okuyunca, elimdeki kalemim de hakikat ve arayış duraklarına doğru yolculuğa çıkıyor.

Rilke’yle, İsmet Özel’in Erbain’ini; Eliot’la, Kemal Sayar’ın Hızırla Roza’sını; Nazım Hikmet’le, Necip Fazıl’ı; Neruda ile İslamoğlu’nun Yasini’ni… Nurettin Durman’ı, Mürsel Sönmez’i, Süleyman Çelik’i, Arif Ay’ı, Osman Sarı’yı, Şaban Abak ve o dönemdeki şu anda aklıma gelmeyen şairleri keşfediyor ve şiirler yazıyorum…

Sezai Karakoç’un ‘Diriliş Muştusu’nu, Necip Fazıl’ın ‘Cinnet Mustatili’ni, Cemil Meriç’in ‘Bu Ülke’sini… Mustafa Kutlu’nun ‘Yoksulluk İçimizde’siyle, Nuri Pakdil’in ‘Batı Notları’yla, Rasim Özdenören’in ‘Gül Yetiştiren Adam’ıyla… Hasan Aycın ‘Müşehedat’, Ali Haydar Haksal ‘Sokağın Adı Issız’, Hüseyin Su ‘Gülşefdeli Yemeni’, Cemal Şakar ‘Gidenler Gidenler’Osman Bayraktar, Cahit Zarifoğlu, Ramazan Dikmen, Necip Tosun, Ömer Lekesiz, Yıldız Ramazanoğlu, Fatma Barbarosoğlu, Cihan Aktaş, Nazan Bekiroğlu ve aklıma gelmeyen birçok yazarın müstesna eserleriyle, okumanın yüreğimdeki sorgulama duraklarına ayrı lezzet ve derinlik katan hakikat okumalarına doğru, kıldan ince kılıçtan keskince bir yola girdiğimi neden sonra anlıyor ve yazımın rotasını da çizmiş oluyorum.

Yaklaşık otuz yıldır yazıyorum. Yazmak, yazıyla okumayla iştigal etmek bir yolculuktur ve bu yolculuk sabır, sebat ve direnç gerektirir. Bu yürüyüş uzun ve zorlu bir yolculuk hâlini alır zamanla, sanatçı eserlerini ortaya koyduğunda bu zorlu yola da koyulmuş olur.

Yazdığınız onca hikâye, karakter ve dünyanın merkezinde yer alan; hâlâ da peşinden gitmeyi bırakmadığınız temel soru nedir?

Yazı yürüyüşü aslında sanatçının kendisine, kendi derununa bir yürüyüştür. Hakikati arama yürüyüşü. Sanatıyla, yazı eylemiyle hak ve hakikat yolunda, dosdoğru, istikamet üzere bir yürüyüş hâlinde olmasıdır.

Yürüdüğü yol, yoldaş oldukları, birlikte oturup kalktıkları, beslendikleri, ilham aldıkları, ilham oldukları önemlidir. Bir yandan hayat yolculuğunda yürürken bir yandan da sanatçı olarak bir duruş sergiler. İşte bu yolculukta sanatçının kumaşı da belli olur. Yola çıktığı bu yolculuk sahici mi, sahte mi, samimi mi, yürekten mi olduğunu açığa çıkaran bir platformdur aslında.

“Fe eyne tezhebûn” (Bu gidiş nereye?) diye sorar Rabbimiz Tekvîr Suresi 26. Ayet’in girişinde. Ben de daima yazı yolculuğumda soruyorum, “bu yazı yolculuğunda nereye doğru gidiyorsun, neyi yazıyorsun, niye yazıyorsun ve ne için yazıyorsun?” Bu soruları sorarken, hakikatin, hayrın ve güzelliğin peşinde olmayı murat ediyorum.

Anlamlı sorularınız için teşekkür ediyorum.

Biz teşekkür ederiz.

Muaz ERGÜ

Selvigül Kandoğmuş ŞAHİN

    • Tokat Reşadiye, Demircili Beldesi doğumlu Şahin ilkokulu ve ortaokulu Babaeski’de, liseyi ve üniversiteyi İstanbul’da okudu.
    • Yazı hayatına İstanbul Üniversitesi’ndeki bir grup arkadaşı ile “Üniversiteli” adlı dergiyi çıkartarak başladı.
    • Edebiyat dergilerinde ve pek çok düşünce dergilerinde yazıları ve öyküleri yayımlandı.
    • Türkiye Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu üyeliğinde ve Edebistan Sitesi’nin söyleşi editörlüğünde de bulunan yazar halen Milat gazetesinde köşe yazarlığını sürdürürken, düşünce ve edebiyat dergilerine yazılar yazıyor. 
    • “Arınma Zamanlarına” adlı kitabı, 2021 Yılı Türkiye Yazarlar Birliği Deneme kitabı ödülüne layık görüldü.
    • “Kadim Şehirler” eseri ESKADER tarafından 2023 Yılı Gezi Kitabı Ödülü’ne layık görüldü.
    • Resim çalışmalarına Cemal Toy Atölyesinde başladı, daha sonra İlhami Atalay Atölyesi’nde devam etti. Yazı ve resim çalışmalarını sürdürürken gençlerle seminerler ve eğitim programları yapmaya devam ediyor.
    • Şahin, Meryem Zehra’nın, Hacer’in, Mustafa Harun’un ve Hümeyra’nın annesi, İstanbul’da ikamet etmekte, Üsküdar’daki atölyesinde resim çalışmalarını sürdürmekte, eğitimler vermektedir.

Yayımlanmış Eserleri

    • Gülendamın Renkleri (Öykü 2001, 3. baskı 2017 Okur Kitaplığı),
    • Hayırlı Haber (Öykü 2002, 3. baskı 2017 Okur Kitaplığı), 
    • Yusufhan (Roman 2006, 4. baskı 2016 Okur Kitaplığı), 
    • Eylül Sancısı (Toplu Öyküler 2011), 
    • Hızırla Yolculuk (Deneme 2011, 3. Baskı 2018 Okur Kitaplığı),
    • Savrulan (Öykü 2014, 2.baskı 2015 Okur Kitaplığı),
    • Kalemin Yazgısı (Deneme 2014 Okur Kitaplığı), 
    • Kırık Zamanlar (Öykü 2015,  2. baskı 2017 Okur Kitaplığı),
    • Kalbin Duası (Deneme 2016 Okur Kitaplığı),
    • Allah Her Yüreğe Dokunur (Öykü 2018 Okur Kitaplığı),
    • Ahir Zaman Notları (Deneme 2019 Okur Kitaplığı),
    • Allah Her Yüreğe Dokunur Osmanlıca Türkçesi ( Öykü 2019 Okur Kitaplığı),
    • Gülendamın Renkleri Osmanlıca Türkçesi ( Öykü 2019 Okur Kitaplığı),
    • Arınma Zamanlarına (Deneme 2021, Okur Kitaplığı),
    • Senden Daha Güzeli Yok (Öykü, 2022),
    • Kadim Şehirler (Gezi Yazıları, 2023).

Katıldığı Resim Sergileri

    • Cemal Toy ve Genç Temsilcileri Resim Sergisi, 2017 İstanbul Tasarım Merkezi,
    • Cemal Toy ve Genç Temsilcileri Karma Resim Sergisi 2018 İstanbul Tasarım Merkezi,
    • İlhami Atalay ve Cemal Toy Genç Temsilcileri Karma Resim Sergisi 2019,
    • İstanbul Tasarım Merkezi,İlhami Atalay Genç Temsilcileri Karma Sergisi,
    • Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi Selvigül Şahin Kişisel Sergi, 29 Kasım 2019,
    • 2020 Abbare Kitap Kahve Üsküdar, Galeri Apollon Yılbaşı Sergisi Aralık, 2021,
    • Galeri Apollon Karma Sergi Şubat 2022, Suvare Art Galeri Resim Sergisi 1. Ekim. 2022,
    • Yeni Dinamizm Resim Sergisi 9 Şubat 2023 Esenler Belediyesi,
    • 8 Ekim 2024 Hazar Derneği Gazze Yararına Resim Sergisi,
    • 6 – 27 Mayıs 2023 Gülendam’ın Renkleri Deprem Yararına Kişisel Sergi, Fatih Kültür Sanat Merkezi,
    • 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Karma Sergisi Başakşehir Kültür Merkezi, 8 Mart 2024,
    • İlhami Atalay ve Öğrencileri Resimsel Seyahatler Birlik Vakfı Resim Sergisi,
    • 9 Mayıs 2024,  İlhami Atalay ve Öğrencileri Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi Resim Sergisi 16 Nisan 2024,
    • Hilalin Işığında Gazze Yararına Resim Sergisi, TBMM Şeref Salonu, 6 Kasım 2025,
    • Maya Sergisi İlhami Atalay ve Öğrencileri Grup Sergisi, Dolmabahçe Sarayı Resim Müzesi, Hüseyin Zekai Paşa Sergi Salonu, 4 – 27 Nisan 2026,
    • Hilalin Işığında Gazze Yararına Resim Sergisi Atatürk Kültür Merkezi, 11 Nisan 2026,
    • TBMM’nin Kuruluşunun 103. Yıl onuruna düzenlenen Uluslararası Karma Sergi, Tokat Şehir Müzesi, 10 – 14 Nisan 2026.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir