Somerset Maugham’un Boyalı Peçe Kitabı

Kitty Londra’da ailesiyle birlikte yaşıyor. Annesi Kitty’i umut vaat eden bir genç kız olduğu için özenle yetiştiriyor. Tüm umutlar Kitty’in iyi bir evlilik yapmasına bağlıdır. Bayan Garstin hırslı bir kadın ve gücü elinde tutmayı seviyor. Kitty ile ilgili düşüncelerini; kızının Londra’da mevkii sahibi biriyle evlenmesini sağlamak, bu sayede ailesinin olanaklarını iyileştirmek olarak özetleyebiliriz. Kitty diğer pek çok yaşıtları gibi dans etmeye, partilere gitmeye meraklıdır. Kitty’nin bir de kız kardeşi var ama çok güzel olmadığı için geri planda tutuluyor. Tüm bakışlar Kitty’nin üzerinde yoğunlaşırken kız kardeş ile ilgilenen yok. Güzellik olarak ablasıyla yarışamayacağı gibi nitelik olarak da onun yanına bile yaklaşamıyor. Hâl böyle olunca da Bayan Garstin tüm ilgisini ve alakasını büyük kızına gösteriyor ki Kitty toplum içinde saygınlıklarını artırabilecek bir evlilik yapsın. Bunun için de tabii hiçbir masraftan kaçınılmıyor.

Kitty yirmi beş yaşına geldiğinde hâlâ kendisi için uygun birini bulamadığından annesi tarafından dışlanmaya başlıyor. Kız kardeşi bile -ki ona hiç dikkat edilmiyordu- nişanlanırken Kitty bekardır. Bu durumda acilen evlenmesi gerekiyor ama kiminle o da bilmiyor. Önüne çıkan adaylar yeterli değil ve Kitty hiç kimseye âşık değil. Kityy uçarı bir kız, gülmeyi eğlenmeyi seviyor, danslı toplantılara katılıp etrafına toplanan genç erkeklerle flört etmeyi de huy edinmiş. Bayan Garstin’in baskısı olmasa uzun yıllar evliliği düşünmeyecek bir genç kız Kitty.

Kitty üzerinde büyük bir baskı hissediyor, aynı evin içinde annesiyle sürekli tartışma ve kavga hâlinde yaşıyor. İyi bir evlilik yapamadığı için Kitty suçlanıyor çünkü ona varlıklı, itibar sahibi bir aday bulması için tüm olanaklar tanınmış durumdadır. Evde bir baba faktörü var ama oldukça silik bir karakter aslında iki kızı ve Bayan Garstin, Bay Garstin’e onlara daha ferah bir hayat veremediği için kızıyorlar. Bayan Garstin entrikalar çevirmeyi seven bir kadın, kocasının yüksek makamlara atanması için her türlü fedakârlığı gösteriyor. Bay Garstin ise önüne çıkan fırsatları değerlendirmede beceriksiz biridir.

Kitty, kız kardeşi nişanlandığı için zor durumda kalmıştır, etrafında da evlenebilmek için uygun bir aday yoktur. Walter böyle bir zamanda Kitty’nin karşısına çıkar üstelik de Kitty’e âşıktır. Kitty’le daha evvelinden bir partide tanışmışlardır, dans da etmişlerdir ama Kitty onu hatırlamada zorluk yaşar. Kitty sevmediği, hatta son derece soğuk bulduğu bu genç adamla kendini mecbur hissettiğinden evlenmek zorunda kalır. Annesi kızına daha fazla bakmak istememektedir ve Kitty bu sefer yakaladığı bu fırsatı iyi değerlendirmelidir. Kitty evlendikten sonra Walter ile Hong Kong’a gider. Walter bir bakteriyologdur, İngiltere’nin sömürgesi olan Hong Kong’da Walter’a çalışma fırsatı sunulmuştur. Kitty kocasını sevmeyi bir türlü başaramaz, iki yılın sonunda Kitty kendini Walter’a karşı daha da yabancı hisseder. Walter, Kitty’e göre soğuk biridir hiçbir çekici özelliği de bulunmamaktadır.

Bu öyküde büyük bir aşk hikâyesi yok aslında tam da hayatta olabilecek olaylarla bezenmiştir. Belki de sayın buna sebep yazarın romanını oluştururken etrafındaki insanlardan esinlenmiş olmasıdır.

Kitty’nin hayatına başka biri girer, bu adam etrafı tarafından sevilen biridir, çekici özellikleri vardır. Kitty sanır ki büyük bir aşk yaşamaktadır. Townsed evlidir, üç çocuk babasıdır. Üstelik Kitty, Townsed’in karısını tanımaktadır onunla Hong Kong’da düzenlenen çay partilerinde ya da çeşitli davetlerde karşılaşmaktadır. İlişkileri bir müddet devam ettikten sonra bir gün Walter’a yakalanırlar. Walter en başta durumdan haberdar değilmiş gibi yapsa da bir gün tüm gerçeği bildiğini Kitty’nin yüzüne bir tokat gibi çarpar. Ama Kitty kendini hiç de suçlu görmemektedir. Walter soğuk ve anlaşılmaz biridir, oysa Townsed öyle midir? Townsed öyle muhteşem bir adamdır ki Kitty’i aşkıyla sarıp sarmalamıştır. Başarılı bir kariyeri vardır, pek çok güzel niteliğe sahiptir.

Walter bir şartla Kitty’den boşanacağını söyler o da şudur: Eğer Townsed da karısından ayrılırsa ve Kitty’le evlenme taahhüdünü hemen yazılı olarak verirse boşanacaktır. Aksi takdirde Kitty, Walter’la birlikte Mer-tan-ju’ya gidecektir. Kitty, Walter’la birlikte koleranın yaşandığı bu şehre gitmek istemese de Walter onu zorlamıştır. Kitty kocasına ihanet ettiği için Walter’ın onu Mer-tan-ju’ya götürdüğünü düşünmektedir. Bu şehirde kolera salgını vardır ve her gün yüzden fazla kişi ölmektedir. Walter’la gitmek istemediğini defalarca söylese de kendisine başka seçenek sunulmaz.

Walter’in teklifini Townsed tabii ki kabul etmez ve o âna kadar hiç söylememiş olduğu bir gerçeği Kitty’nin yüzüne vurur. Townsed karısını çok sevmektedir ve asla onu terk etmeyi düşünmemiştir. Üstelik Townsed’in Hong Kong’da yükselebilmesi için karısı Doris’nin kuracağı bağlantılara ihtiyacı vardır. Townsed, Kitty’i de sevmektedir ama ona en başından karısından ayrılamayacağını söylemiştir. Kitty onun bir alçak olduğunu haykırır, ayrılır yanından. Büyük bir aşk acısı yaşayarak, gözleri şişene kadar günlerce ağlar. Walter’la birlikte kolera salgını yaşanan şehre giderler. Kitty kendisini öldürmek için buraya getirdiğini bildiğini söylese de Walter ona cevap vermez, günlerini çalışmakla geçirir.

Kitty’nin varoluşun anlamını kavradığı yer olarak bu kolera salgınının olduğu şehirde yaşadıkları gösterilse de ben tam olarak bu şekilde düşünemedim. Kitty’nin asıl hayat dersi aldığı olay Townsed’le yaşadığını sandığı aşk hikâyesidir.

Kitty Mer-tan-ju’da yaşarken Fransız rahibeleriyle tanışır, onların yanında çeşitli işlere yardım eder. Kitty’nin başka bir yaşamın olabileceğine dair tohumların atıldığı zamanlar diyebiliriz. Kitty o zamana kadar sosyetenin olmadığı bir ortamda bulunmamıştır. Hayatı çay partilerinde geçmiş, önce babasının parasıyla sonra da kocasının parasıyla yaşamaya alışmış bir insanın başka hayatların da yaşanabilir olduğunu gördüğü zamanlardır.

Kitty, Fransız rahibeleriyle birlikte koleradan yetim kalan çocuklara bakmaktadır. Gün geçtikçe buradaki hayatından da mutluluk duyar. Tahtırevan üzerinde taşınması ise bana oldukça garip geldi. Sömürge hâlinde olan Hong Kong’da İngiliz hanımefendiler dört hamalın taşıdığı tahtırevanda taşınmaktadır. Kitty’nin Mer-tan-ju da yaşadığı hayat zor değildir, aksine evinde hizmetçileri vardır, refah bir hayatı ve dışarıya çıktığında onu tahtırevanda taşıyacak hamalları bulunmaktadır. Kitty’nin manastırda çalışmaya başlaması onun için yeni bir şeydir. O zamana kadar hiç bilmediği ve tatmadığı lezzetleri tatmaya başlamıştır. İnsanlara yardımcı olabilmek, bir işe yarıyor olmak hoşuna gitmiştir. Kolera salgınının yaşandığı bu şehre kocası Walter onu öldürmek için getirmiştir belki ama Kitty burada yaşamayı sevmiştir. Walter ise sürekli çalışmaktadır ve genelde Kitty’e ayıracak fazla bir vakti yoktur. Kitty’nin kocasını sevmesi mümkün değildir, yalnız Walter’ı hiç tanımadığının idrakine varmıştır ve onu ahmağın biri olarak görürken Walter’in fazlasıyla zeki olduğunu anlamıştır. Kitty’nin Mer-tan-ju’da bir arkadaşı da olmuştur onun ismi Waddington’dur. Bu adam sıradan biri değildir ve Kitty’e bu şehirde yaşarken arkadaşlık etmektedir. Waddington, Kitty’le Walter arasındaki soğukluğu da fark etmiştir. Kitty’nin hamile olduğunu öğrendiğinde yaşadığı utanç duygusu rahibeler tarafından onun bir melek olduğunun sanılmasına sebep olsa da Kitty hissettiği yenilginin vermiş olduğu azap duygusu yüzünden utanç hissetmektedir.

Kitty kocasını aldattığı için vicdan azabı duymaz daha çok aşkı karşısında yenildiği için, vicdansız bir adama körü körüne inandığından üzülmektedir. Aşkına çok inanmıştır ama Townsed için kolay ve görünenlerin arasında rahatlıkla ele geçecek bir av olduğunu da anlamış bulunmaktadır. Kitty’nin uyanışı tam da burada başlamaktadır aslında bir adama âşık olmuştur, onun da kendisine karşı aynı duyguları hissettiğini sanmaktadır. Birlikte çok mutlu bir hayat sürebileceklerini ve hatta evlenebileceklerini düşünürken sevgilisinin tam aksi şekilde davranması onu uyandırmıştır. Kitty aşk ve eğlence dışında başka bir hayatın olabileceğini de artık görmüştür.

Çocuğunun babasını belki gerçekten Kitty de bilmiyor olabilir bu ikinci darbe Walter’a ağır gelmiş olmalı. Çünkü Kitty ona bebeğin babasının kim olduğunu bilmediğini söylemiştir. Walter gerçekten de bu şehre hem kendisini hem de karısını öldürmek için getirse de sonradan Kitty’de oluşan bazı güzel hâlleri gözlemlemiş ve onu salgından korumaya çalışmıştır. Ama Walter çok acı çektiği için tehlikeli bazı deneyler üzerinde çalışır ve en sonunda koleraya yakalanıp bu hayata gözlerini yumar.

Kitty’nin Walter’ın ölümüne üzüldüğünü görsek de o aslında özgürlüğe doğru yürüyor olduğu için memnuniyet duymaktadır. Bu yüzden kendi içinde ikilem yaşamakta ve kendi kendine iç muhasebesini yaptığında böyle hissediyor olduğunun anlaşılabilirliğini savunup yine kendini teselli etmektedir. Kitty hayatı seven, komik, ağzı iyi laf yapan biridir, Walter’ı sevememiş olmasının suçlusu değildir ki. O böyle düşünmektedir.

Bebeğiyle ilgili olarak da babasının kim olduğuyla artık ilgilenmemektedir, bebek onundur ve o bundan sonra iki kişilik yaşayacaktır.

Kitty Hong Kong’a döndüğünde ilginç bir durumla karşılaşır. Townsed’in karısı Doris onu bir melek olarak tanımlamakta ve kendi evine misafir olarak çağırmaktadır. Genç kadının bir başına kocasıyla birlikte yaşadığı evde kalması uygun değildir. Kitty bu teklifi ilk başta kabul etmek istemese de sonradan kabul eder ve Townsed’in evinde kalmaya başlar. Doris ona karşı son derece iyi ve naziktir. Kitty eski sevgilisinin evinde kalmaktadır ve onun karısıyla ilişkisine birebir şahit olmaktadır. Townsed ile Doris çok iyi anlaşan bir çifttir, Doris her zaman çok kibar, nazik ve akıllı bir kadın olduğunun izlenimini vermektedir.

Kitty bir zamanlar bu adamla aşk yaşıyor olduğuna inanmak istemese de bu olmuştur. Townswd Kitty’i bir kez daha ele geçirir, onu çok sevdiğini söyler. İkinci kez Townsed’in sözlerine inanması Kitty için son nokta olmuştur. Kitty, Townsed’in aşağılık biri olduğunu bilmektedir ama kendi de en az onun kadar aşağılıktır. Bu durumun içinden kurtulmak için, adamın metresi olmak istemediğinden Hong Kong’dan kaçar gibi ayrılır.

Townsed, Kitty’nin hamile olduğunu bilmektedir, neredeyse çocuğun ondan olduğundan emindir. Kitty onu terk ediyor olsa bile kız olacağını düşündüğü bebeğin hayatının sonuna kadar Kitty’e kendisini hatırlatacağını bilerek mutlu olur.

Kitty Londra’ya döndüğünde annesi ölmüştür, kendi kendine karar verir. Kitty de bebeğinin kız olacağını tahmin etmektedir. Bebeğini çok güzel yetiştirecektir, Kitty’nin kızı sırf bir erkek ona barınak ve yemek verecek diye evlenmek zorunda kalmayacaktır.

Romanın vurgulamak istediği düşünce güzeldir. Yanlışlar yapan insanların bir gün doğruyu keşfedebileceğini ve güzel, onurlu bir hayat yaşamak için çaba gösterebileceğini savunmaktadır. Bu romanda hiç kimse çok mükemmel ya da iyi değildir yalnız yine bariz bir şekilde çok kötü olan da yoktur. İnsanların birileri tarafından çok iyi bir insan olarak görülürken ve gerçekten iyiliklerine, yaptığı güzel işlere şahit olunurken diğer bazı kişilere kötülüğü dokunabilmektedir.

Kadınların ayakları üzerinde durması, sırf kendisine baktırsın diye de evlenmek zorunda kalmaması gerektiğinin önemi belirtilir.

Burcu BOLAKAN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir