Sayın Bingöl, Erzurum Mahalli Basın Tarihi adlı eserinizin ortaya çıkış süreci nasıl başladı? Sizi bu çalışmaya yönlendiren temel saikler nelerdi?
1994 yılında yaptığım yüksek lisans çalışmamın ne olması gerektiği konusuna düşünürken, hocam Prof. DR. Muammer Yaylalı’ya bu konuyu teklif ettim. Ama o zaman Erzurum’un mahalli basının ekonomik olarak irdelenmesi şeklinde teklif etmiştim. O da bunu kabul etti. Yüksek lisansımı verdikten sonra epey bir zaman kenarda kaldı. Sonra bazı dostlarım bunu genişleterek kitap haline getirmem konusunda ısrarcı oldular. Ben de onların ısrarların kıramadım ve yüksek lisans çalışmamı yeniden ele alıp uzun müddet üzerinde çalışarak yayımladım. Tabii bunda akademik hayattaki bazı dostlarımın büyük yardımları olduğunu belirtmeliyim. Bunlardan ikisi; Prof. Dr. H. Ömer Özden ve Doç. Dr. Ahmet Karakuş’tur. Kendilerine buradan tekrar teşekkür ediyorum.
Kaynaklara erişim süreci nasıl gelişti? Arşiv materyallerine, eski nüshalara ve görsel belgelere ulaşmada ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
Erzurum Mahalli Basını ile ilgili kaynaklar genelde gazetelerin arşiv dosyalarında ve Atatürk Üniversitesi, Halk kütüphanesinde bulunuyordu. Buraları tararken hiçbir zorlukla karşılaşmadım. İlgili kişilerin hepsi gerekli yardımı yaptılar. Yıllarını bu mesleğe vermiş olan duayen gazeteciler konuşmalarıyla çok yardımcı oldular. Bunlardan biri Milletin Sesi gazetesinin sahibi rahmetli Kemal Alyanak’tır.
Kitabınızda okuma parçaları başlığıyla özgün bir bölüm yer alıyor. Bu tercihiniz neye dayanıyor? Hedeflediğiniz okur kitlesiyle nasıl bir etkileşim amaçladınız?
Gazeteciliği bir hayat tarzı, mesleki açıdan da bir yol olarak benimsemiş bu kişilerin tavsiyelerini çok önemli bulduğum için kitaba aldım. Bunların okur kitlesi üzerinde çok önemli etkileri olacağına inanıyorum.
Erzurum basınının Cumhuriyet öncesi dönemine dair ulaştığınız en erken yayınlar hangileridir? Bu yayınların ideolojik, kültürel ya da sosyal yönelimleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
İsmail Bingöl: Doğu Anadolu’yu fikren aydınlatacak yayımlar yapılması amacıyla bu alandaki ilk çalışma Erzurum’da 1866 yılında Envâr-ı Şarkiyye (Doğu Işıkları) adıyla bir gazete yayımlanır. Gazete devletin resmi yayın organı olduğu için yazı ailesi yoktur. Yalnız matbaa müdürü tarafından yayımlanmaktadır. Haftada bir defa dört büyük sayfa halinde perşembe günleri çıkan gazete iki bin baskı yapmaktadır. Azınlıkların bulunduğu vilayetlerde çıkan bu gibi gazetelerin iki sayfası Osmanlıca, iki sayfası da azınlıkların konuştuğu dilde çıkardı. Bu yayınların ideolojik, kültürel ya da sosyal yönelimleri yoktu. Çünkü resmî gazete hüviyetindeydi. Yalnızca resmi yazılar yayımlanırdı.
Erzurum gibi bir taşra kentinde, II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında çıkan gazetelerin dönemin siyasal-toplumsal yapısıyla ilişkisi nasıldı?
İsmail Bingöl: Halk gazeteyi yeni yeni tanıyordu ve siyasal ve toplumsal hayatında nasıl bir etki yaratacağını henüz kavramamıştı. Fakat giderek oluşan bilinçlenme sonucunda gazeteler halkın hayatında önemli bir yer edinmeye başladı. Mesela 1919- 1921 yılları arasında Erzurum’da yayınlanan Albayrak Gazetesi’nin hem şehir hem bölge ve hem de ülke açısından önemi büyük olmuştur. Erzurum’da yayınlanıp İstanbul’a kadar ulaşan gazetenin milli kurtuluş davamızdaki yeri üzerine çok şey yazılabilir.
Erzurum basınıyla mahalli otoriteler ya da merkezi yönetim arasında yaşanan baskı, sansür veya müdahale örneklerine kitabınızda değindiniz mi?

Doğrusu bu konuya çok girmedim. Çünkü bunlar kitabın çerçevesi dışındaki konulardı. Ama eğer ikinci baskısı yapılırsa değinmeye çalışabilirim.
Kitabınızın başında “Gazeteci kimdir?” sorusuna yer veriyorsunuz. Sizin nazarınızda yerel gazeteci kimdir? Mahalli basın çalışanlarının ulusal basına kıyasla hangi sorumlulukları ön plana çıkıyor?
Yerel gazeteci daha çok bulunduğu bölgenin problemlerini öne alan ve bunları mümkün mertebe ulusalın dikkatine sunan, bunun için gerekli çabayı gösterendir. Mahalli basın çalışanlarının ulusal basına kıyasla öne çıkan sorumlulukları, yerel basında öne çıkması gereken konuları titizlikle takip edip, bunları ulusal basın haberlerinin etkisinden kurtararak okunmalarını sağlamak ve böylece bu yönde bir kamuoyu oluşturmaktır.
Erzurum’daki mahalli basının, şehrin sosyal, kültürel ve hatta ekonomik gelişimine katkı sağladığını düşündüğünüz örnek vakalar var mı?
Bu durum her zaman mümkündür ancak bu geçmişte daha görünür halde idi. Dijital medyanın öne çıkışıyla bu durum irtifa kaybetti. Çünkü bunların çoğu yayın hayatlarını internet ortamında sürdürmeye başladılar. Zaten insanların gazete okuma tarzı değişti ve çoğu kişi gazeteyi internet ortamından okuyor. Eskiden mahalli gazetelerin okuyucu üzerindeki etkisi çok büyüktü ve atılan her manşet büyük yankı uyandırıyordu.
Kitabınızda gazeteyi ihtilallerin baş silahı olarak tanımlıyorsunuz. Erzurum özelinde bu tezi destekleyen tarihsel olaylar veya yayınlar mevcut mudur?
İhtilallerin olmasa bile kurtuluş mücadelesinde büyük payı olan gazeteler vardır ve bunların başında Albayrak gazetesi vardır. Yaptığı yayınlarla tarihe mâl olmuştur.
Çalışmanızda hangi tarihsel yöntemleri benimsediniz? Sözlü tarih, arşiv çalışması, içerik analizi gibi yöntemlerden hangileri ağır bastı?
Hepsini yaptım ama en çok arşiv çalışması öne çıktı. Ayrıca anket çalışmalarıyla halkın mahalli basına olan ilgisini ortaya koymaya çalıştım.
Kitabınızda yer alan görsel belgeler gazete künyeleri, ilk sayfalar, manşetler araştırmanızı nasıl zenginleştirdi?
Kitaba farkı bir değer kattı ve insanlar yıllarca önceki gazete kupürlerindeki haberleri okuyunca oldukça etkilendiler ve o yıllarda şehirde neler olduğunu görüp, buna dair bilgi edindiler.
Okuyucunun Erzurum basınının geçirdiği dönemleri hissedebilmesi için görsel malzemenin hangi fonksiyonu üstlenmesini hedeflediniz?
Görsel malzeme-mesela fotoğraf–okuyucu üzerinde her zaman etkilidir ve bir sayfa yazıyla anlatmak istediklerinizi bir fotoğraf vasıtasıyla rahatlıkla anlatabilirsiniz. Onun için de geçmişti ve bugün basılmış gazetelerin kapaklarını fotoğraf şeklinde kitabın sonuna koydum.
Erzurum mahalli basınının, Türkiye genelindeki basın hareketleriyle nasıl bir etkileşim içinde olduğunu gözlemlediniz?
İsmail Bingöl: Belirli bir merkezle (İstanbul, Ankara gibi) güçlü bağlar kuruldu mu? Ne yazık ki geçmişte mesafelerin uzak olması nedeniyle böyle bir etkileşim olmadı, olamadı. Ama ilimizdeki büyük gazetelerin büroları yardımlaşma şeklinde bu işin bir parçası oldular. Günümüzde ise internet vasıtasıyla bu durum daha kolaylamış durumdadır.
Yerel basının zamanla profesyonelleşmesi, dijitalleşmesi ya da ideolojik dönüşümü konusunda Erzurum örneği nasıl bir seyir izliyor?
Günümüzde yere basının profesyonelleşmesi, dijitalleşmesi ya da ideolojik dönüşümü ne yazık ki istenilen oranda değil. Çünkü maddi imkanlar açısından yerel basın sıkıntılı dönemler yaşıyor. Bunu aşabilmesi için devletin yardımı gerek. Fakat kime yardım yapılacağı hususu çok karışık.
Bugün hâlen yayın hayatını sürdüren mahalli gazetelerin yaşadığı dönüşümler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çoğu bu dönüşümü gerektiği gibi yapamadı. Bazıları kapandı. Bazıları internet ortamında gazeteliği sürdürmeye çalışıyor. Fakat bunların bağımlı ve bağlantılı olmadığını söyleyemeyiz.
Erzurum Mahalli Basın Tarihi çalışmanızın ileride yerel tarih çalışmalarına ya da basın tarihi literatürüne nasıl bir katkı sunmasını arzu ediyorsunuz?

Yani bunun benimle pek ilgisi yok. Ben uzun süren araştırmalarım sonucunda bu kitabı ortaya koydum. Tabii ki bu alanda çalışacak olanlar benim eserime mutlaka bakma ihtiyacı hissedeceklerdir. Eğer bakmazlarsa yaptıkları çalışmanın eksik olacağını düşünüyorum.
Bu kitabı yazarken sizi en çok etkileyen belge, haber ya da olay neydi?
Batının gazeteye yüklediği görev hakikaten çok büyük. Gazete onlar için ekmek ve su kadar önemli. Kitabımda bulunun bir geminin batış hikayesiyle ilgili anlatım bunun en iyi örneğidir. Geminin batmasını engellediklerinde kaptanın onlardan istediği üç şey; Peksimet, gazete ve sudur. İşte bu olay beni çok etkilemiştir.
Basın tarihine dair yeni bir çalışma planlıyor musunuz? Erzurum’un dışında başka bir şehri ya da dönemi merkeze alan projeleriniz var mı?
Şimdilik başka çalışmalarımla ilgileniyorum. Ama zamanın ne göstereceğini bilemiyorum.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Bana bu imkânı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.
Biz teşekkür ederiz.
Ahmet ŞAHİN

Son Yorumlar