Yol havası, yol havaları… Karadeniz bölgesinde söylenen bir uzun hava çeşidi. Genelde Trabzon ve Rize’de yaygındır bu havalar. Yayla havası olarak da bilinir. Nerede olursanız olun içinizi yaylaların iklimiyle doldurur. Kentin betona kesmiş, toprağa hasret bağrından bir isyan gibi yükselir ve alır götürür sizi çam kokulu serin rüzgârlara. Alır götürür sizi anasını arayan emlik kuzunun melemelerine. Buz gibi pınarlara, kokusundan mest olacağınız yarpızlara… Yelelerinden yangınlar yükselen atlara bindirip dağlara koşturur sizi içinde boğulduğunuz yapay, sentetik bir hayatın içinden. Alır götürür dumanlı dağlara, yemyeşil ovalara… Yaylalara… Değil mi ki yüreğimizin yarısı hep yaylalarda, çocuklukta hep…
İç Anadolu’da Bozlak derler Ege’de gurbet havaları… Yayla zamanı gelince yola dizilen yaylacılar bir yollara bir dağlara bakıp içlerinden taşan ne varsa onu seslerler. Onu söylerler, ona söylerler… Bakıp bakıp ağlarlar… Ağlatırlar durup durup… Kemençe ve tulumun hem duygu dolu hem hareketli melodisiyle yola düşer yayla havaları. Uzakları yakınlaştırır, zoru kolaylaştırır, yol arkadaşı olur, yola revan olur yol havaları.
Geçmişi bugüne taşıyan yada insanı bugünden alıp geçmişine götüren en etkili ve etkin araç müziktir. Yalnız günümüz hız ve haz çağında gerçek anlamda bir müzik ve hafızadan söz edemeyiz. Sürekli tüketim ve tükenme… Hatırasız, geçmişsiz ve geleceksiz bir bocalama… Müzik yok. Sadece gürültü, tekno gürültü… Bugünkü tekno müzik insana, varoluşa dokunmaz. Oysa gerçek müzik hatırlatır hem de en siste kalmış olanları bile. Dinleyeni bir zamansızlığa sokar. Zaman kavramını unutur insan müzik deryasında. Pusulasız, yelkensiz… Tam da bu anda bilinçaltının da tetiklemesiyle insan hayatındaki anlara döner. Mutlu olduğu, hüzünlendiği yada varoluşunu hissettiği anlara… Hisleri hatırlatır aynı zamanda, sızıyı…
Karadeniz müziği uzun dönemdir ne yazık ki bu tekno gürültüden çokça etkilendi. Kulakları tırmalayan bir gürültüye dönüştürüldü. Popülerliğe kurban edildi. Neyseki bu bölgenin otantik, orijinal müziğini günümüzde de icra edenler var. Popülizme, tekno gürültüye teslim olmayanlar… Karadeniz müziğinin sadece horondan ibaret olmadığını gösterenler. İşte onlardan biri de Zeynep Başkan. Günümüz geleneksel Karadeniz müziğinin başkanı. Yol havalarını çok söyler Zeynep Başkan. Dinleyeni sesinin terkisine alıp Karadeniz yaylalarından dağlara oradan bozkırlara götürür… Bir Anadolu seferine çıkarır dinleyenleri. Sadece Karadeniz’den söylemez yani. İç Anadolu’dan da Ege’den de havalandırır türküleri. Kırşehir’den bir bozlak alır, Aydından zeybek havası… Urfa’dan bir uzun hava, Erzurum’dan bir tatyan… Harput’tan da söyler Diyarbakır’dan da… Söylenmesi en zor türküleri de büyük ustalıkla okur. “Müzik eğitimi almadım, alaylıyım ama kendimi TRT ile eğittim. Çocukluğumdan beri hep TRT 4 izliyordum. Onlar gibi türkü okumaya çalışıyordum. Saz çalmayı da böylece kendi kendime öğrendim.” diyerek açıklıyor müzik serencamını Başkan.
1984 Trabzon Tonya doğumlu Zeynep Hanım. Tonya Trabzon’un denize kıyısı olmayan ilçelerinden. Dağları, tepeleriyle bol engebeli bir doğal yapıya sahip. Ormanlarla kaplı arazisi sürekli nemi çeker. O yüzden sislidir Tonya. Sis basar her yeri. Yazın güneş neredeyse görünmez. Sonbaharda yüzünü gösterir güneş yaza inat. İnsan doğduğu, yaşadığı yere benzer derler ya Başkan’da memleketi gibi Anadolu’nun terkibidir adeta. O söylerken, biz Onu dinlerken gâh Sis dağının başındaki sisler gibi gönlümüzün ovalarına sis çöker, gâh Karadeniz gibi hırçınlaşır içimizdeki deli taylar, gâh Tonya’nın utangaç güneşi gibi utangaç olur gönlümüzün hiç ölmeyen çocukları.
ilkokulu, ortaokulu Tonya’da liseyi Beşikdüzü’nde bitirdi. Küçüklüğünden itibaren müziğe ilgiliydi. Lise döneminde çeşitli yarışmalarda ödüller aldı. Birçok etkinlikte türkü söyledi. Onu bizimle tanıştıran Anadolu Ateşi & Bu Toprağın Sesi adlı türkü yarışmasıdır. Arif Sağ’ın koordinatörü olduğu, içinde önemli isimlerin de jüri üyesi olarak yer aldığı bu yarışmada Zeynep Başkan söylediği Karadeniz türküleri yanında Dersini Almış da Ediyor Ezber adlı söylenmesi zor Yozgat sürmelisini de söyleyerek dikkatleri çekti. Bu yarışmada okuduğu türküleri bir albümde topladı. Sonrasında bu yarışmanın ilk üçüyle ortak bir albüm… 2005’de Zifin Çiçeği ve 2009’da Azize adlı solo albümlerini çıkardı. TRT’de Türkülerle Süper Gece adlı müzik programında bir yıl yer aldı.
Zeynep Başkan söylediği türkülerle, duruşuyla Karadeniz müziğinin gerçek temsilcilerinden oldu. İnsanı derinden etkileyen sesiyle, yorumuyla bir alternatif olarak kendini ispatladı. Bir söyleşisinde çok önemli bir noktaya parmak basarak müziğimiz için önemini göstermiş oldu: “Oysaki Karadeniz müziği horondan ibaret değil. Biliyor musunuz en fazla ağıt Karadeniz’de var. 200 yıllık Nokta Ana destanı mesela. Bir annenin çocuğuna yaktığı ağıttır bu. Böyle türküler popüler müzisyenler tarafından icra edilmediği için halk Karadeniz müziğinin horondan ibaret olduğunu sanıyor.” https://www.arihaber.net
“Ne İşlerin Varidi Sis Dağı Başlarında, Gemiler Girasuna, Oy Asiye, Ordunun Dereleri, Nayino, Azize, Puşim Karadır Benim, Şu Dağların Dumanı, Yaylanın Soğuk Suyu, Yol Gider Mi, Samistal Yaylası, Bizim Köyün Düzüne, Yüzdürdüm Kayığımı, Gitme Turnam, Cevizin Yaprağı, Yüce Dağ Başında Yanar Bir Işık, Şu Karşıki Dağda Lambalar Yanar, Harman Yeri, Kiremitte Buz musun, Başındaki Yazmayı Sarıya mı Boyadın, Altın Yüzüğüm Kırıldı, Geçti Dost Kervanı, Nar Danesi, Ah Tonya, Keklik İdim Vurdular, Havayısın Deli Gönül, Çarşamba Dedikleri…” gibi yüzlerce türküyü kendine özgü tavrıyla okuyan Zeynep Başkan’ın sesine kulak vermeli. Bazen hüzne, bazen coşkuya, bazen derde, bazen sevince, bazen ayrılığa, bazen vuslata ses vermeli. Oradan yükselen sese kulak vermeli.
Habire çoraklaşan, alabildiğine yozlaşan bir hayatı yaşıyoruz. Kupkuru, tıkır tıkır bir zaman… Duygu yok, derinlik yok, gam yok… Yok diyecek halimiz bile yok. Böylesi fetret zamanlarında, varlığın fetretini yaşadığımız dönemlerde türkülere kulak vermeliyiz. Bir türkünün terkisine atlamalıyız. Bir türkünün… Kaostan, karmaşadan bir türkü sükunetine… Bir türkü… Paramparça ruhumuzu bir türküyle sağaltalım. Bir türkü… Çocukluğumuzun yemyeşil bahçelerine… Bir türkü buz gibi pınarlara… Bir türkü… Karda kışta bir toprak damın duldasına… Bir türkü… alatav toprakta çiğdem toplamaya… Bir türkü… Yayla yollarına revan olmuş sürmeli kuzulara…
Bir türkü çığıralım. Bir türkü çığırsın bizi… Bir tek türkü…
Selam olsun Zeynep Başkan’a!…
Muaz ERGÜ

Son Yorumlar