Acı mutsuzluğun adı. Mutluluk her hangi bir yerden edinilebildiği için çok boyutlu. İnsan bütün yollardan mutluluğa erişmek ister ve engellendiğinde acır, acınır.
İnsanın acısının kaynağı mutluluk erişimi için beynini evriltmesi, beynini buna şartlamasıdır. Başladığı her yerden mükemmel sonuç, her yazısına mükemmel yorum, tepki, paylaşım bekleyen beyin bu yüzden sürekli acıya maruz kalır.
Acının yolu tektir, mutlu olmadığın her yol acıdır, acıtır. Acıya erişmek daha kolay, basittir. Bizim mutluluk beklediğimiz her an ve mekan bize acının besmelesini çeker. Bu kadar basit iken acıya erişmek, zor olanı tercih eder beyin, bütün ilkesini alt üst ederek.
Beyin zoru tercih etmez, edemez. Erişimi kolay olan neyse, neredeyse ona koşar. Park bahçelerde taşların döşendiği yolların yanında bir de patika izleri vardır dikkat ederseniz. İnsanlar taşlardan değil, kısa yoldan gittikleri için oranın çimleri ezilmiş, toprak ortaya çıkmıştır. Hal böyleyken neden zor mutluluğun yerine de kolay acının peşine düşmüyor beynim.
Niye yasaklanır https://www.dibace.net/ahmet-bayraktar/niye-yasa-k-lanir yazısında yazdığım nokta burada karşımıza çıkar. İnsan tabiatı kolayı tercih eder ama zoru başarmak idealidir. Çelişkimizin kaynağı burada. Biz acıtması, mutluluğa eriştirme ihtimalinden daha fazla olan bilinmezlere gözümüzü dikiyoruz. İçimizde bir yer dur orada seni acı bekliyor derken yine aynı sesin yanında duran bir başkası “İşte tam sana kendini ispat etmen için fırsat” diyor, biz onu dinliyoruz.
Acıya maruz kalmamızın ardında kendimizi kabullenmeyişimiz yatar. Sen sensin, eksiğinle fazlanla bunu kabul et ve sakinleş, diyemiyoruz içimizdekine. O illa ötekiyle karşılaş(tır)acak. O öteki kim ama? Buradaki çelişkimiz de bizden kaynaklı. Biz ötekini hep ötekinde aradığımız için kendi içimizdeki ötekilerin farkında değiliz. Halbuki varoluş savaşımızı kendi içimizde de sürdürebiliriz.
“İki günü eşit olan zarardadır” sözüne bir de buradan bakalım. Kendini başkasına değil kendinle kıyasla. Bunu keşfedebilen birinin mutlu olmaması mümkün olabilir mi ya da sahte mutluluklarla avunması.
Mutlu insan kendini bilen, gören ve kendine sabredendir. Acıyı bekleyen onu kabullenenler.
Biz mutlu olmak için tasarlanmış varlıklar değiliz. Mutsuzluğumuzun en büyük nedeni bizim kendimizi keşfedememiz.
Ahmet BAYRAKTAR

Son Yorumlar