Çok Gelişmişlik Ne Ola ki?…

“Azgelişmişlik Üstünlüktür” Lütfi Bergen’in ilk defa 1996’da yayınlanmış kitabı. Yazarın Ülke ve Dergah dergilerinde yayınlanmış yazılarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kitap bu yıl Haziran ayında Yazıgen Yayınları tarafından yeniden yayınlandı. İlk yayın tarihinin üstünden uzun yıllar geçmiş olsa da kitabın içeriğini oluşturan düşünceler, eleştiriler, dile getirilenler önemini koruyor. Hatta daha da artarak… Teknik, teknoloji ve ürettiği yaşam biçimi çok despot bir şekilde insanları kuşatıyor. İnsan eylemi olarak ortaya çıkan teknoloji insanı mahkum eden bir paradigmaya dönüştü. Kendini dayatan teknoloji insanı, insani değerleri, bütün etik anlayışları yerinden ediyor. Âdeta bir makineye dönüşen, saat gibi kurularak hayatın içine katılan insan tamamen teknik koşullar altında yaşamak zorunda. İnsani hisler bu teknik dünyada anlamsı, gereksiz ve zaman kaybına yol açan olgular haline geldi. Son surat çalışan, hızdan kendini ve çevresini göremeyen insan fıtratına, doğasına yabancılaştı. Teknik koşullar insanı  bir makinenin dişlileri haline getirerek insanlar arasındaki bağları aşındırdı. Tek amaç sistemin devam etmesi, dişlilerin dönerek çarkı durdurmaması…

Lütfi Bergen bugün daha yoğun hissettiğimiz ve kayıtsız şartsız bağlandığımız teknoloji ve teknikle ilgili bu kitapta yazdığı, sorduğu, anlatmaya çalıştığı düşüncelerinin kalkış noktasının Nurettin Topçu ve İsmet Özel olduğunu belirtiyor. Müslümanların kapitalizme eklemlenmesi, modernleşmesi sorununa bu iki yazarın ortaya koyduğu perspektiften bakıyor. Bu birikimin üzerine bir şeyler koyma peşinde. Tarihimizde Anti-endüstriyalizm biçiminde tezahür eden anlayışı muhafaza ederek, gelenekten kopmadan yeni mümkünler arama cehdi… Tam da burada Bergen’in fikirleri, dile getirdikleri ütopik, uçuk kaçık, soyut, fantastik olarak düşünülebilir. Yalnız şu an yaşadığımız dünyaya baktığımızda modern düşünme biçiminin, tekniğin, teknolojinin dünyamızı nasıl yorduğu ve dengeyi nasıl bozduğu ortada. Bu teknik gidişatta akıbetimiz pek hayırlı görünmüyor.

“Azgelişmişlik Üstünlüktür” kışkırtıcı bir başlık. Kitapta yirmi civarında makalede tekniğin ne olduğu, tekniğin kitleselleştirilmesi, Osmanlı modernleşmesi, Türkiye’deki aydınların tekniğe, modernliğe bakışları, teknolojinin dönüştürülemez yapısı, çalışma hayatı, medeniyet ve kapitalizm gibi birçok konu ele alınıyor. kitabın sonuna yazarla yapılmış iki söyleşi de eklenmiş. Günümüz ezberlerinin sorgulanması konusunda kayda değer. Önceki yıllarda dindar/muhafazakâr camiada modernizm, teknoloji, gelenek daha çok sorgulanıyor ve kafa yoruluyordu. Gidişatın aksine modernizme, kapitalizme muhalif bir damar kendini gösteriyordu. Bergen’in de fikirlerini dayandırdığı Nurettin Topçu ve İsmet Özel Osmanlı modernleşmesine, endüstrileşmeye, kapitalizme yüksek perdeden eleştiriler getiriyorlardı. Ne yazık ki bugünlerde eleştir ya da muhalif olmak yerine daima ve hemen modernleşen teknolojik araç gereçleri büyük bir iştah ve hevesle arzu eden bir camia var. Asıl farklı söylemin,değişik düşünce kanallarının açılmasına bugün daha fazla ihtiyaç var. Dünyamız her an daha yaşanmaz bir hale geliyor.

Modernleşme Osmanlı’nın son dönemlerinde gündemi yoğun bir şekilde meşgul eden bir olguydu. “Müslümanca modernleşme”, “Batı’nın ilmini alalım, İslam’ın ahlakını” gibi konular çok tartışılıyordu. Osmanlı son dönemlerdeki yenilgilerini askeri teknolojinin olmamasına ya da bu teknolojide geri kalmaya bağlıyordu. Yenilgileri durdurmak ve rahat nefes almak için Batı teknolojisine sahip olmak, eğitim, iktisat, idare, hukuk alanlarında Batılılaşmak tek yol olarak seçildi. Lütfi Bergen işte tam da bu mantığa ve mantaliteye karşı çıkıyor. “Azgelişmişlik Üstünlüktür kitabı işte bu üç yüz yıllık sürecin paradigmasının hatalarını göstermek; teknolojinin ve bilim anlayışının ithalinin Müslüman toplumları değiştireceği, İslam ahlak değerlerinden yalıtacağı tezini savunmak için yazıldı. “Batı’nın teknolojisini almak” son tahlilde Türk insanı için “tüketim toplumuna dönüşerek küresel kapitalist sisteme Pazar olmak” derekesine inmek anlamı taşımaktadır.”

Hepimizin bildiği gibi insanı medeni yapan tutum, davranış ve duygular merhamet, sevgi, saygı, hürmet, yardımlaşma, vefa, konu komşuyu gözetme vb… şeylerdir. bunlar olmadan ne kadar çok araç gerecin olursa olsun, paran olursa olsun bir anlamı olmaz. bu açıdan bakığımızda Lütfi Bergenaz gelişmişlik üstünlüktür” diyor. “Modern teknoloji bize ahlâk bahşetmez. Dahası bize ahlâk ve erdem sahibi insanlar olarak yaşama imkânı vermez. Teknik çalışmalar, ahlâki yönelişimizi kısırlaştırmaktadır… Bize yeni bir çevre sunan teknik; makinaların, işleyişin, tiktakların, telaşın yapay ritmini icra eder.” diye yazıyor kitabında.

Lütfi Bergen‘in kitabında öne çıkan noktalardan biri de ahlak meselesinin tartışılması.  Burada aslında modern zamanlarda Müslümanların da kendi ahlaki durumlarını gözden geçirmeleri gerekir. Bahanelerin ardına sığınmadan. Biz bugün ne kadar ahlaklıyız? Hem teknik dünyanın hem de yaşanan vasatın sorgulanması… “Teknoloji insan eylemi olduğuna göre, etiğin konusu içindedir, etiğin meselesidir. İnsanlığın kitlesel kullanımına açılan teknolojiler ahlak değerlerini hayattan söküp atmakta,fıtratı değiştirmekte ve insanlığın yeryüzüne sorumluluk etiği ile yaklaşmasını engellemektedir.” 

“Azgelişmişlik Üstünlüktür” modernleşme serencamımıza dair ciddi şeyler söylüyor. Batılılaşma ya da Batıya yetişme mantalitemizin yanlışlarına işaret ediyor. Modernleşme, teknik, teknoloji, kapitalizm… Bizim için iki yönlü bir meseleyi işaret eder. Birincisi Batı’dan alınmaları dolayısıyla bizim toplumsal bünyede yarattığı sonuçlar, ikincisi ise bizzat bunların neden olduğu sorunlar…

Muaz ERGÜ

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir