Rüya Kılıç’ın, İletişim Yayınları arasından 2023 yılında çıkan, Erken Modern Osmanlı’da Deliler ve Delilik başlıklı çalışmasının diğer çalışmalarının uzantısı olmakla kalmayarak onları beslediğini vurgulamak mümkün çünkü Kılıç, Kitap Yayınevi’nin sözü edilen mevzuyla alakâdar olan okura, 2005 senesinde takdim ettiği ilk kitabı, Osmanlı’da Seyyidler ve Şerifler’den itibaren, hem klişe vurgunun dairesindeki hem de dışındaki delilikte derinleşmeye gönül düşürdüğünü belgeleyen bir isim.
2014’te Tarih Vakfı Yurt Yayınları’ndan, Deliler ve Doktorları: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Delilik ve altı sene sonra yine Kitap Yayınevi’nce yayımlanan, Hasta, Doktor ve Devlet: Osmanlı Modern Tıbbında Hastalıkla Mücadelenin Bitmemiş Hika’yeleri’nde, 2023 yılına kayıtlı kitabının müjdesini veren Kılıç, Kitap Yayınevi’nin gayretiyle, 2018’de raflardaki yerini alan, İntiharın Tarihi: Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyette İstemli Ölüm Halleri’nde de delilikle organik bağlamda buluşturulan intiharın bu topraklardaki sergüzeştine ışıldak tutmuştur.
Diğerlerinde olduğu gibi, onları bütünleyen kitabında da sistematik ve analitik perspektifi birbirinden ayırmadan ilerleyen Kılıç’ın, disiplinler arasındaki sadece diyalogdan değil, hasbihâlden istifade etmesi çalışmasının vasatta kalmasını ve onun altına düşmesini engellemiştir.
Michel Foucault’nun, Mehmet Ali Kılıçbay’ın sorun yüklü Türkçesiyle Türkiye’de tanınan Deliliğin Tarihi isimli zevahiri kurtarma derdinde olmayan eseri için bir parantez açmasa da, Foucault ve onun öncesinde Annales Okulu’nda bir araya gelen tarihçilerin-ki ayrıca kavramsal çerçeve çizmediği için, tarihsel gelişimi sağlıklı bir şekilde konumlandırmanın anahtarlarından olan Annales Okulu’nun mevzuya yaklaşmasındaki katkısından da söz etmemiştir- cümlelerinden ziyadesiyle istifade ettiğini bilinçli okura hissettiren Kılıç, kapısını aşındırdığı disiplinlerin esaretine girmediği için çalışması, onu gün yüzüne çıkaranın neyi amaçladığını berrak bir şekilde göstermiştir.
Söz delilikten açıldığında Osmanlı Tarihi’ne, popülizmin katkısıyla ilgi duyanların aklına ilkin Deli lakaplı Sultan İbrahim’in geldiği malûm. Kılıç bu malûmu umursamadığını, deliliği; velilik, mecnunluk, meczuplukla ilişkilendirerek gözler önüne sermiştir-ki zaten Sultan İbrahim’in konumu da standardize delilikle açıklanamaz.
Tarihin, statik değil, dinamik bir disiplin olduğunu bilen Kılıç, kitabını, başlığındaki dönemle sınırlandırmayarak, Türklerin İslamlıkla buluşmasının öncesine ve sonrasına kadar uzanmayı ihmal etmemiştir. Bu girişimin arka planında doğal olarak, dönemler değişse de anlayışların sabiteden kurtulamadığını vurgulama düşüncesi vardır.
Delilik, patolojik bağlamda psikiyatri hatta Türkiye’de alanını yeterince genişletemeyen nöropsikiyatriyle ilişkilendirilse de, işin içine, delinin, aynı zamanda; veli, mecnun ve meczup olması girince hatlar ister istemez karışmaktadır. Kılıç, böylesi bir karışıklığın, beraberinde sığlığı getireceğini bildiği için onu beyhude yere yormayacak soru ve sorunlar üzerinde durmamıştır.
Analitik perspektifin, sistematik ilerleyişin gölgesinde kalmasına rıza göstermeyen tarihçiler; delilik, velilik, mecnunluk, meczupluk gibi standart dışında kalan kavramlara ve fiillere yaklaşırlarken erkek egemen söylemin tuzağına düşseler de Kılıç; deli, mecnun, meczup yaftası vurulan kadınların gasp edilen haklarını alma mücadelesinden söz açarak onlarla aynı kümenin elemanı olmayacağını diğer çalışmalarında olduğu gibi bu kıymetli kitabında da vurgulamıştır.
Sanıldığı gibi sadece Ortaçağ değil, Yeni ve Yakınçağ Avrupası’nda da delilik, cezalandırılmak için yeterli bir gerekçeyken, deliliğin; velilik, mecnunluk ve meczuplukla ortak paydada buluşturulması, ilericilik diskuru çeken Avrupalının da aklının ucuna bile gelmezken, ilericilikle karıştırılan modernizm, hem deliliğin patolojik bağlamda esiri olanları, hem de deli olarak görülenleri Ötekileştirme mekanizmasına tâbi tutmaktan imtina etmezken Osmanlı’nın erken veya geç fark etmez modernizmle arası nahoşken, Avrupa’nın merkez dışında kalan yerleri de, sözü edilen bağlamda Osmanlı ile aynı dertten mustariplerken, hayırlı bir işe imza atan Kılıç’ın kitabının başlığındaki Modern vurgusu cümlelerine gölge düşürmüştür.
Modernizm gibi bir illeti iğne ve çuvaldız yağmuruna tutmasa ve modernizmi ona eğreti gelen bir yerde oturtsa da Rüya Kılıç’ın kitabı, yıllar sonra da okurunun mevzuya odaklı sorularına taşı gediğine oturtan cevaplar vermeye devam edecektir.
Mehmet Akif ERTAŞ

Son Yorumlar