“Ey yükselmek isteyen kişi! Zannetme ki dünyada el etek öpmekle maksada erişilir!”
“İyi huylu insan, yalnız kalsa da değersiz olmaz; inci, kabuğundan çıkınca kıymet bulur.”
Koca Râgıb Paşa
İnsan, çoğu zaman bulunduğu makamla ölçülür sanılır. Halbuki mevki insanı büyütmez; insan bulunduğu yere değer katar. Nice kimse vardır ki ne bir unvanı vardır ne de kapısında asılı süslü bir levhası. Fakat sözüne güvenilir, hükmüne itimat edilir, duruşuna saygı duyulur. Çünkü gerçek kıymet, makamdan değil, karakterden doğar.
Buna karşılık, kimi insanlar basamakları hızla çıkar. Fakat kimi yükselişler biraz daha eğilmeyi gerektirir. Eğile eğile çıkılan merdivenin sonunda varılan maksat, yüksek bir makama ulaşmış olmaktır belki; ama karakter artık eskisi kadar dik değildir. Yetki artmış, fakat vakar azalmıştır. İmza büyümüş, fakat insan küçülmüştür.
Ömer Seyfettin’in “Pembe İncili Kaftan” hikâyesini bilirsiniz: Muhsin Çelebi’ye sorarlar: “Niçin devlet mansıbına girmedin?” Soru sadedir ama verilen cevap ağır: “Ben boyun eğmem, el etek öpmem.”
Bu cümle, yalnızca bir memuriyeti reddetmek değil; bir hayat tarzı seçmektir. Çünkü bilir ki bazı mevkiler liyakatle değil, yaltaklanmayla elde edilir. Eğilerek yükselenler, yükseldikleri yerde kendileri gibi eğilmeye razı olanları ister; yanlarında doğruları değil, dalkavukları barındırırlar. Başı dik duran, vicdanının sesini dinleyen birini gördüklerinde ise bundan huzursuz olur ve onu yıkmaya çalışırlar. Zira doğruluk ve dürüstlük, menfaat düzenini sarsan değerlerdir.
Şahsiyetli insan zor olanı seçer. Bazen yalnız kalır, bazen geçim sıkıntısı çeker; fakat karakterinden ödün vermez. Çünkü onun gözünde en büyük makam, insanın kendi vicdanında aldığı rütbedir. Haysiyetini kaybettikten sonra kazanılan her mevki, aslında değer kaybının üzerine örtülen ince bir perdedir.
Toplumlar çoğu zaman makam sahiplerini alkışlar; fakat zaman, şahsiyet sahiplerini hatırlatır. Makam geçicidir, güç değişkendir. Bugün var olan yarın yok olur. Fakat karakter, insanın ardında bıraktığı en sağlam izdir.
Gerçek yükseliş, başkalarının omzuna basarak değil; şahsiyetini ve onurunu sağlam tutarak olur. Eğilmeden yürüyebilenler azdır belki, fakat asil şahsiyet onlardadır. Çünkü insanı yücelten şey, bulunduğu koltuğun yüksekliği değil; taşıdığı güzel ahlâkın derinliğidir. Sonunda şu hakikat kalır: Yükselmek kolaydır; değerli kalmak zordur.
Metin KAZAN

Son Yorumlar