Ermeni Mezâlimi ve Uluslararası Camiâya Yansımaları

“… Kadın ve kızların namus ve iffetleri Hristiyanlar (Ermeniler) tarafından çiğnenmiş ve çiğnenmekte ve birçokları Hristiyanların şevk ve eğlenceleri uğrunda kurban kılınmış ve kılınmaktadır. Her türlü salgın hastalıklar bir kıvılcım ateşi hızıyla yayılmaktadır. Doğu Anadolu Müslümanlarının durumu son derece dikkat çekici ve merhamete muhtaçtır. Bunların çektiklerini bir Allah’tan başka hakkıyla ifade edecek yoktur. Onların ah ve vahlarını duyan, işiten, gören yok. ….”

 (Rusya’daki Ekim Devrimi sonrası Doğu Anadolu’daki Ermeni zulmüne ilişkin Rus gazetelerine de yansıyan yakıcı tespitlerden)

GİRİŞ

28 Temmuz 1914 tarihinde başlayan I. Dünya Savaşı’nın üçüncü yılında Kafkas Cephesinde genel bir çatışmazsızlık hâli söz konusu olmuştur denebilir. O dönemde Rusya’da kullanılmakta olan Jülyen Takvimine göre 23 Şubat (Gregoryen Takvimine göre de 8 Mart) 1917 tarihinde Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle Çarlık Rusya’sının başkenti Petrograd’da başlayan gösterilerin kapsamının ve ivmesinin hızla artması sonucu 13 Mart 1917 tarihinde Çarlık Monarşisinin yıkılmasıyla sonuçlanan Menşevik Devrimi’nin [1] ardından Rusya genel bir istikrarsızlık içine girmiş, yedi ay sonra 25 Ekim (Gregoryen Takvimine göre de 7 Kasım 1917) tarihinde gerçekleşen ve Ekim Devrimi [2] olarak bilinen gelişmelerin ardından Rus Kafkas Ordusunun firarlar ile Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgelerinde işgâl ettiği yerleri boşaltması sonucu Rus Kafkas Cephesi çökmüş, gerek bu durum gerekse de eşzamanlı olarak Kafkasya’da meydana gelen gelişmeler Kafkasya coğrafyası, Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz bölgeleri ile Osmanlı Devleti adına avantaj oluşturmuş, önemli fırsat ve imkanları da beraberinde getirmiştir.

1915 BAHARINDA VAN’DAKİ MÜSLÜMAN KATLİAMI

Osmanlı vatandaşı olan Ermeni çete ve silahlı milisler ile Rusya vatandaşı olan Ermeni çete, silahlı milis ve askerî birliklerin I. Dünya Savaşı döneminde Kafkas Cephesine mücavir alandaki ilk büyük vahşeti Mart 1915 ayında Van’da gerçekleşmiştir. Mart 1915 ayında Van kırsalında başlayan Ermeni Ayaklanmasının ivme kazanmasıyla Müslüman ahaliye karşı vahşetin boyutları da artmış Nisan ve Mayıs aylarında Van’da bu durum katliama varmıştır.  Ruslar’ın 16 Mayıs’ta Van’ı işgâl ettiklerinde kentte Ermeni çete, silahlı milis ve askerî birliklerin yaptıkları katliamı durduracak herhangi bir güç de kalmamıştı.

EKİM DEVRİMİ SONRASI BÖLGEDEKİ MÜSLÜMAN KATLİAMI

4 Aralık 1917 tarihinde imzalanan Brest-Litovsk Mütârekesi’nin [3] ardından 20 Aralık 1917 tarihinde Bolşevik Rusya ile Merkezî Devletler temsilcilerinin katılımıyla Brest-Litovsk’ta barış müzâkerelerine başlanmıştı. Bu sırada Kafkas sınırında, Rus işgâli altında bulunan bölgelerdeki Müslüman ahâlinin durumu da iyi değildi.

Ocak 1918 ayı başında Doğu Anadolu’daki Rus birlikleri tamamen Kafkasya’ya çekilmiş durumdaydı. Bu cepheyi boşaltan Rus askerlerinin yerini ise aynı zamanda onların silahlarını ele geçiren Ermeni birlikleri almıştı. Bu birliklerden başka bölgedeki asayişi korumak maksadıyla silahlı Ermeni milis teşkilâtı da kurulmuştu. Rus birlikleri tarafından boşaltılan yerlerdeki mahallî idarelere de Rus askerî makamlar tarafından Ermeni memurlar tayin edilmişti. Bu dönemde her ne kadar Brest-Litovsk’ta barış görüşmeleri devam ediyor ise de, Rusların Doğu Anadolu’da boşalttıkları yerleri Ermenilere vermeye yönelik bu icraatları, işgâl altındaki bu yerleri Osmanlı Devleti’ne iade etmemeye yönelik niyetlerinin ifadesiydi. Bu arada Rus Ordusundaki Antranik Ozanyan [4] komutasındaki Ermeni Gönüllü Birlikleri de “Batı Ermenistan Geçici Hükûmeti”ni ilan etmişti.

Brest-Litovsk’ta barış görüşmeleri devam ederken Bolşevik yönetimi tarafından 11 Ocak 1918 tarihinde kabul edilen ve 13 Ocak’ta da Petrograd’da Pravda Gazetesi’nde Lenin, Stalin, Bonç-Brueviç ve Gobunof imzalı olarak yayımlanan “13 No’lu Kararnâme” kimi kaynaklarda da “Ermenistan Kararnamesi” olarak bilinir. Bu bildiri, Rus işgâli altındaki Doğu Anadolu’da Rus kuvvetlerinin, Ermenileri silahlandırdıktan sonra kesin olarak Türk topraklarından çekileceklerini ortaya koymaktaydı. Bu bildiriyi takiben Doğu Anadolu’da Ermenilerin Müslüman ahâliyi kasıp kavuran zulümleri daha da artmıştı.

BİR RUS MUHABİRİN KALEMİNDEN BÖLGEDEKİ ERMENİ ZULMÜNÜN İFŞAASI

Bölgedeki elim olaylar bir Rus muhabirinin kalemiyle (sadeleştirilmiş hâliyle) şu şekilde ifade edilmişti:

 “Kafkas sınırında Türklerden zapt edilen yerlerdeki Müslümanların hâli çok kötü ve her türlü yardıma alabildiğine muhtaç olduklarını herkesçe bilinmektedir. Ancak bu acıklı durumları ve yardıma ihtiyaçları zaman geçtikçe dehşet verici şekilde ilerlemektedir. Bunların pek çoğu yersiz, yurtsuz açlıktan kırılıp bittiler. Türklerden alınan yerlerdeki şimdi Rusya tebaası addedilen Türkler, Kürtler, İranlılar ve diğer ufak tefek Müslüman milletlerin çoluk çocuğu geçen kışta soğuktan fevkalâde ıstırap çektiler ve kayıp verdiler. Yurtları, yerleri tahrip edilen biçâre Türkleri, -30 ERMENİ MEZÂLİMİ VE UA CAMİAYA YANSIMALARI-35 derece soğukta asker zeminliklerine tepelerindeki bacalar etrafında dörder beşer toplanıp oradan çıkan sıcak dumandan istifade edecek dereceye düşmüşlerdir. Burada soğuktan donup ölenler veya el ve ayak gibi organlarını donduranlar sınırsız ve sayısız idi.

Köpeklerden artan kemikleri kemiren at, öküz, deve leşlerini yiyerek kışı geçirdikleri gibi bu felâket arz eden durum şimdi de devam etmektedir. Kızaklar, askerler ve nakliye kolları ve özellikle Ermeniler tarafından gasb ve yağma ve tahrîb, çok acımasız bir şekilde devam ediyor. Ermeniler, Müslümanların çocuklarını, kadın ve kızlarını zorla alıyorlar. Çocukları zorla Ermenileştiriyorlar. Bunların saldırganlıklarından hiçbir kadının ırzı emniyette kalamıyor.

Aralarında her türlü zührevî hastalıklar çok yayılmıştır. Tabii yardıma son derece muhtaç hâlde bulunuyorlar. Son zamanda Ermeniler, Müslümanlara karşı düşmanlıklarını artırmaya başladılar. Kürtler ile İranlıları, hükûmet tarafından tutuklatarak evlerini yağma ve zapt ediyorlar. Çok yerlerden Müslümanlar kaçmaya mecbur oldular. Vatanlarını terk ettiler. Asker oturan bir köy veya şehre, karnını doyurmak için gelen Müslümanları casus diye Ermeni gönüllüleri tutukluyorlar. Ermeniler, Müslümanlar aleyhinde fesatça hareketlere devam ediyorlar. Hükûmeti kandırmak ve Müslümanlar hakkında hükûmet nezdinde olumsuz bir bakış açısı oluşturmaya çalışıyorlar. Ve çok yerlerde bunu başarıyorlar da.

Ermeniler, hükûmet nezdinde Müslümanları silahlanmak ve Türklere casusluk etmekle itham ediyorlar. Meselâ bir süre önce Erzurum’da dikkat çekici olaylar ve kan dökülmeler oldu. Bunlar gazetelerde yazılmış ve Müslümanlara karşı bir fesaddan ibaret olduğu ispat edilmişti. Şimdi de Hasankale’de bu fesat devam etmektedir. Hınıs’da açılan Müslüman Cemiyet-i Hayriyyesi (hayır derneği), bizim elimizdeki Anadolu Müslümanlarına erzak dağıtımına yetim ve fakirleri doyurmaya çalışmaktaydı. Hınıs etrafında pek çok fukara ve muhtacın ihtiyaçlarını gidermek için şu Müslüman dârü’lâcezesine (yaşlılar kurumuna) iltica etmişlerdir. Bunların toplandıklarını gören Ermeniler düşmanlıklarına son veremeyerek sokaklarda Müslümanlara saldırmaya ve onlara şiddet uygulamaya başladılar.

Can çekişen hastalar, ağır yaralılar ile Hasankale’nin içi ve civarı ağzına kadar doldu. Müslümanların malları, emlâk ve akarları (gelir getiren mülkleri) talan ve yağma olundu. Yağmacılar tarafından çoluk çocukları esir alındı. Pek çok masum insan Ermeniler tarafından tutuklanarak Rus hükûmetine teslim edildi.

Yerli Rus ve Ermeni tercümanları, müşteki Müslümanların ifade ve cevaplarını kasten aşağılıyorlar ve değiştiriyorlar. İslâmların ceplerine, eşyalarına arasına kasten yazdırılmış kağıtlar koyarak sanki teftiş sonucunda Müslümanların cebinde bulmuş olmak suretiyle Rus hükûmetine veriyorlar. Bugün Hasankale Hapishânesi zavallı Doğu Anadolu Müslümanları ve yerli Erivan Müslümanları ile doludur.

Ermenilerin Müslümanlara baskı ve eziyetleri dayanılmazdır. Zavallı Müslümanların hâl ve geçimleri çok fena ve tahammül edilemez durumdadır. Onları korumakla sorumlu olan yerel Rus yönetimi tarafından hiçbir güne maddî ve manevî yardım yoktur.

Hasankale İslâm Cemiyyet-i Hayriye ve Darü’l-âcezesi’nin Müdürü Canik Efendi, Bataş Müslümanlarını koruduğundan dolayı Ermeniler ölüm tehditlerine mâruz kalarak hükûmetten biraz muhafız asker almıştı. Ancak o da çok sürmedi Hınıs’a gitti. Özetle Doğu Anadolu Müslümanlarının hâlleri perişan, çok perişan, karınları aç, kendileri çıplak ve sefil, her türlü maddî ve manevî yardımdan yoksun ve mazlum bir hâldedirler. Evleri kendi ellerinden alınmış mescit ve medrese ve başka kutsal yerleri aşağılanmıştır. Otuz milyonluk Rusya Müslümanlarının kaç yüz bin rublelik yardımları de bir damla kadar etki gösterememektedir.

Kadın ve kızların namus ve iffetleri Hristiyanlar tarafından çiğnenmiş ve çiğnenmekte ve birçokları Hristiyanların şevk ve eğlenceleri uğrunda kurban kılınmış ve kılınmaktadır. Her türlü salgın hastalıklar bir kıvılcım ateşi hızıyla yayılmaktadır. Doğu Anadolu Müslümanlarının durumu son derece dikkat çekici ve merhamete muhtaçtır. Bunların çektiklerini bir Allah’tan başka hakkıyla ifade edecek yoktur. Onların ah ve vahlarını duyan, işiteni gören yok… Açlıktan, sefâletten kurtulmak ümidiyle hizmet ederlerse hizmet bedelleri verilmiyordu. Şikâyetlerini dinleyen sorumlu makam yok. Kafkas gazetelerinde yazıldığı üzere bütün Kafkas Müslümanları ile Ermeniler arasındaki düşmanlık gittikçe alevleniyor. Ermeniler silahlanmakta devam ediyorlar.

Ermeniler, Rusya’dan hüküm sürmesi gereken hürriyet, vicdan, adalet, eşitlik esaslarına rağmen İslâmların aleyhine şiddetli bir birlik hâlinde harekete devam ediyorlar. Ermeniler Doğu Anadolu içlerine ve Kafkasya’nın diğer yerlerine Ermeni çeteleri, Ermeni askerî bölükleri, gönüllü alayları oluşturarak gönderiyorlar. Bunlardan maksatlarının ne olduğu belli değildir. Fakat herhangi iyi bir niyet olmasa gerektir”

Bizzat Rus gazetesinde yayımlanan bu haber, Ermenilerin Doğu Anadolu’daki faaliyetlerini ve bölge halkının acıklı durumunu en iyi şekilde ortaya koyuyordu. Rusya’nın gazetelerde böyle bir habere yer vermesini, Ermenileri millî idealleri uğrunda destekleyen devlet olarak vasıflandırdığı için oldukça ilgi çekici bir olay olarak değerlendirmek gerekir.

İrfan PAKSOY

Ana Görsel: 1918’de Erzurum’da Ermeni çetelerin Türkleri içine doldurarak yaktıkları bir konak (Kaynak: wikipedia.org)

Makalenin Devamını Okumak İçin Aşağıdaki Linki Tıklayınız!

ERMENİ MEZÂLİMİ VE ULUSLARARASI CAMİAYA YANSIMALARI

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir