İçten Kozmoza – XVIII I Fatih SELVİ: “2021’de Öykücü Oldum, 2024’te De Romana Geçtim.”

Yazmak, çoğu zaman içe doğru yapılan uzun bir yolculuğun dış dünyada bıraktığı izdir. Her yazar kendi sessizliğinden, kendi karanlığından ve kendi hakikatinden yola çıkar; zamanla bunlardan bir dünya kurar. İçten Kozmosa, yazarların bu yaratım serüvenine iki soru eşliğinde yaklaşmayı amaçlıyor. Çünkü bazen bir yazarı anlamak için bütün kitaplarını okumak yerine, doğru iki soruyu sormak yeterlidir.

İç dünyanızdaki duygu ve düşünceleri özgün bir anlatı evrenine dönüştüren yazarlık yolculuğunuz nasıl şekillendi?

Babamın ufak kitaplığında bulduğum eski şairlerin şiirlerini okumaya başladığım ilkokul yıllarında kafiye bulmaca oyununu pek sevdim. “İlk tanıştığım çocuk Cenk’ti, boyu boyuma denkti’” gibi enfes mısralar uydurabildiğimi görünce şair olmaya karar verdim. Havalı işti şairlik. Mizacıma da uygundu, haylaz, küstah, derslere mesafeli bir oğlandım.

İlerleyen yıllarda dergilerle falan kontak kurmaya yeltenmedim bile, şair olmanın fikri bana yetiyordu. Bir iç şairdim ben, okuyanım bile yoktu. Hiç okunmadığımdan, “Kimse beni anlamıyor ya,” ünlemine sığınmak kolaydı. Yalnız, bunalımlı, melankolik kovboy olmanın tadını seviyordum. Anlasalar problem olurdu zaten. Şairi kim anlamış da siz anlayacaktınız ki hem.

Öylece geldi geçti yıllar, ben ara ara şiir yazıp biriktirdim kendimce, yaşım oldu otuz beş. Evli, çocuklu, işli, güçlü bir adamdım.

İç şair, o aralar kurtlandı. İçsel tokatlarla ara ara,“Ahbap, fazla mı içselleştin, biraz dışarıyla konuşalım ha. Çok sıkıldım. Hikâyelerin var. Şiire de sıkışırlar mı hiç emin değilim,” diyordu. Biraz buruldum, ayrılmalıyız, demek istiyordu. Şiir giderse ne kalırdı? Roman, öykü, deneme… Üff, uzun işlerdi. O aralar yoğun okuma faslına geçtim. Ray değiştirme hazırlığıymış.

Şiirle dostça ayrıldıktan sonra 2020’de roman yazayım dedim, denedim olmadı. Öyküyle anlaşır mıyız dedim, iyi anlaştık. 2021’de öykücü oldum, 2024’te de romana geçtim.

Yazdığınız onca hikâye, karakter ve dünyanın merkezinde yer alan; hâlâ da peşinden gitmeyi bırakmadığınız temel soru nedir?

Temel sorum şudur: İnsan neresinden kırılır, nasıl bozulur; nasıl devam eder?

Yazdığım öyküler yüzden fazla, üç de romanım var. Oyun bağımlısı, general, uzaylı, uyuşturucu bağımlısı, vampir, boksör, şair, işçi, futbolcu, gazeteci, arı, diktatör, bekçi ya da öğrenci olmaları fark etmiyor. Karakterlerime şöyle bir baktığımda kırılmış, bozulmuş insanın hayata tutunmak için ödediği bedeli yazdığımı görüyorum üç aşağı beş yukarı.

Benim karakterlerim genelde yanlış anlamış, yanlış anlaşılmış, savrulmuş, kırılıp bozulmuş tipler. Ağlamıyor, durumu kanıksıyorlar. Yenilseler de gururla devam ediyorlar. Yalnız kalsalar da yüksünmüyorlar, sitem etseler de yıkılmıyorlar. Değişip tuhaflaşıyorlar, kaçmak isteseler de kalmayı tercih ediyorlar. Öfkeli ama merhametliler, genelde ezilseler de bir yerde tepki veriyorlar. Pek sevilmiyorlar ama sevmeyi bir şekilde öğrenmişler.

Umarım, bir gün hak ettiklerini alırlar.

Teşekkür ederiz.

Muaz ERGÜ

Fatih SELVİ

    • 1982 Uşak doğumlu, evli ve iki çocuk babası.
    • Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu.
    • Kocaeli Darıca’da çalışmakta.
    • 2022’de “Köstebek Etkisi’” adlı öykü kitabı Öteki Yayınevi’nden yayımlandı.
    • 2024’te “Ahmarubi” adlı öykü kitabı Ötüken Neşriyat,
    • Yine aynı yıl “Kavanoz Fenomeni” adlı öykü kitabı Metinlerarası Yayıncılık tarafından yayımlandı.
    • Öyküleri şu mecralarda yayımlandı: Varlık, Ecinniler, Lacivert Öykü ve Şiir, Öykü Gazetesi, Hece Öykü, Olağan Hikaye, Türk Edebiyatı Dergisi, Edebiyat Ortamı, Altı Yedi, Söğüt, Edebiyatist, Yeni E, Trendeki Yabancı, Oggito, Litera, İshak, Parşömen Fanzin, Hisdüşüm, Kar, Karnaval, Kulüp İzmit, Üçüncü Şahıs, Distory, Edebiyathaber, Yük Edebiyat, Daima Edebiyat, Yedi İklim, Kurgan, Artemis, Mahal, Olası Olmayan, Öykü Seçkisi, Sakin Yurt, Asonans. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir